Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2022/2039 E. 2023/8374 K. – Mühür Bozma
Konu: Mühür Bozma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/2039
- Karar No
- 2023/8374
- Karar Tarihi
- Konu
- Mühür Bozma
K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/62 E., 2018/448 K. SUÇ : Mühür bozma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.07.2018 tarihli ve 2015/62 Esas, 2018/448 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mühür bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 203 üncü maddesinin birinci fıkrası, 52 nci ve 62 nci maddeleri uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, Bölge Adliye Mahkemesince 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 272 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle sanığın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi suretiyle usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 11.01.2022 tarihli ve 2020/3091 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.01.2022 tarihli ve KYB-2022/7561 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.01.2022 tarihli ve KYB-2022/7561 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre; 1- İstanbul 65. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/125 esas sayılı kararına konu suç tarihinin 08/02/2015, iddianame düzenleme tarihinin ise 19/02/2015 olduğu, diğer taraftan İstanbul 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/125 esas sayılı dosyasındaki aynı neviden suç tarihinin 27/02/2015, iddianame düzenleme tarihinin ise 01/03/2015 olduğu, İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/39 esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 01/01/2015, iddianame düzenleme tarihinin ise 24/03/2015 olduğu, İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/71 esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 04/01/2015, iddianame düzenleme tarihinin ise 22/01/2015 olduğu, İstanbul 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/478 esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 17/01/2015, iddianame düzenleme tarihinin ise 06/10/2015 olduğu, Ayrıca, İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/62 esasına kayden kamu davası açıldığı, anılan dosyalarda sanık hakkında ayrı ayrı mahkumiyet kararları verildiği, tüm dosyalara konu iddianame ve suç tarihleri itibariyle eylemler arasında hukuki kesinti oluşmadığı, 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesi kapsamında teselsül şartlarının oluştuğu ancak, her dava yönünden ayrı ayrı kesinleşmiş mahkumiyet kararlarının bulunması karşısında teselsül miktarı kadar fark cezaya hükmolunmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, bu sebeple sanık hakkında sonradan açılan davanın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/7. maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde kararlar verilmesinde, Kabule göre de; 2- İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/07/2018 tarihli ve 2015/62 esas, 2018/448 sayılı kararına konu suç tarihinin 22/01/2015, iddianame düzenleme tarihinin ise 09/02/2015 olduğu, diğer taraftan İstanbul 66. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/540 esas sayılı dosyasındaki aynı neviden suç tarihinin 03/02/2015, iddianame düzenleme tarihinin ise 11/09/2015 olduğu, İstanbul 67. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/94 esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 24/01/2015, iddianame düzenleme tarihinin ise 18/02/2015 olduğu, İstanbul 69. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/239 esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 27/01/2015, iddianame düzenleme tarihinin ise 25/03/2015 olduğu, İstanbul 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/185 esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 04/01/2015, iddianame düzenleme tarihinin ise 24/03/2015 olduğu, İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/389 esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 18/01/2015, iddianame düzenleme tarihinin ise 23/03/2015 olduğu, İstanbul 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/88 esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 14/01/2015, iddianame düzenleme tarihinin ise 03/03/2015 olduğu, Dolayısıyla tüm suçların da 09/02/2015 tarihli ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukuki kesinti olmadığı, anılan yedi dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu ve suç tarihlerinin yakınlığı dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, anılan dosyalarda birleştirilmesi kararı verilmiş ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde kararlar verilmesinde, İsabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1.İnceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; mühür bozma suçlarında aynı yere ilişkin olarak her iddianameye kadar olan eylemlerin zincirleme biçimde işlenmiş tek bir mühür bozma suçunu, iddianameden sonraki eylemlerin ise hukuki kesinti nedeniyle ayrı suçu oluşturacağı, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca davanın reddine karar verilebilmesi için, aynı fiil nedeniyle aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir davanın olmasının gerekeceği, sanığın tüm eylemlerinin zincirleme suç kapsamında kaldığı kabul edildiğinde, 5237 sayılı Kanun'un 203 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca artırım oranı belirlenerek zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle mahkûmiyet hükmü kurulduktan sonra, sonuç cezanın kesinleşen hükümlerle belirlenen toplam cezadan daha fazla olması halinde, önceden verilen cezaların mahsup edilmesi, aksi durumda sanığa ek ceza verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiğinden, mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilemeyeceği anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemindeki (1) numaralı düşünce yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiş, bununla birlikte; sanığın zincirleme şekilde işlediği mühür bozma suçlarında ilk iddianamenin İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/71 Esas ve İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/170 Esas sayılı kesinleşmiş dosyalarına ilişkin 22.01.2015 tarihli iddianameler olduğu ve bu tarihte hukuki kesintinin meydana geldiği, sonraki tarihlerde işlenen suçların kendi içerisinde zincirleme şekilde işlenmiş ayrı suçu oluşturacağı, kanun yararına bozulması talep olunan İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.07.2018 tarihli ve 2015/62 Esas, 2018/448 Karar sayılı dosyasına konu iddianamenin ise 09.02.2015 tarihli olduğu nazara alındığında, bu dosyaya konu 22.01.2015 ve birleşen dosyalara konu 04.01.2015, 14.01.2015 ve 18.01.2015 suç tarihli eylemler yönünden zincirleme suç hükümleri uygulanarak hüküm kurulduktan sonra, sonuç cezanın kesinleşen hükümlerle belirlenen toplam cezadan daha fazla olması halinde, kesinleşen İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/71 Esas, İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/170 Esas, İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/39 Esas, İstanbul 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/162 Esas ve İstanbul 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/478 Esas sayılı dosyalarından (suç tarihleri 01.01.2015, 04.01.2015, 17.01.2015, 13.01.2015 ve 21.12.2014 olarak belirtildiğinden) verilen cezaların mahsup edilmesi, aksi durumda sanığa ek ceza verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi; yine, bu dosya ile birleşen dosyalara konu 03.02.2015, 24.01.2015 ve 27.01.2015 suç tarihli eylemler yönünden de zincirleme suç hükümleri uygulanarak hüküm kurulduktan sonra, sonuç cezanın kesinleşen hükümlerle belirlenen toplam cezadan daha fazla olması halinde kesinleşen İstanbul 65. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/125 Esas ve İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/456 Esas sayılı dosyalarından (suç tarihleri 08.02.2015 ve 24.01.2015 olarak belirtildiğinden) verilen cezaların mahsup edilmesi, aksi durumda sanığa ek ceza verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, belirtilen hususlar tartışılmadan karar verilmesi Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebindeki (2) numaralı düşünce bu nedenle yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki (1) numaralı düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin (2) numaralı düşünce yönünden KABULÜNE, 3. İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.07.2018 tarihli ve 2015/62 Esas, 2018/448 Karar sayılı kararının mühür bozma suçu yönünden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle aleyhe sonuç doğurmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2023 tarihinde karar verildi.