Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/42779 E. 2023/5556 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/42779
- Karar No
- 2023/5556
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/502 E. 2020/358 K. HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Katılanlar vekili, sanıklar müdafiileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, katılanlar vekili ve sanık ... müdafiinin temyiz isteklerinin 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği süresinde olduğu, 7035 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 291 inci maddesinin birinci fıkrasının Bölge Adliyeleri Mahkemeleri tarafından verilen kararlara yönelik temyiz süresini düzenlediği, daha önce Yargıtay incelemesinden geçen dosyalara ilişkin temyiz süresinin 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesine göre bir hafta olduğu, ancak verilen hükümde temyiz süresi on beş gün olarak gösterilmek suretiyle tarafların yanıltıldığı anlaşıldığından tefhim edilen hükme karşı sanık ... müdafiinin 25.12.2020 tarihinde sunduğu temyiz isteğinin de 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.03.2014 tarihli ve 2012/730 Esas, 2014/94 Karar sayılı kararı ile sanık ...'ın dolandırıcılık suçundan, sanık ...'ın suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan beraatlerine karar verilmiştir. 2. İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.03.2014 tarihli ve 2012/730 Esas, 2014/94 Karar sayılı kararının katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 14.10.2019 tarihli ve 2017/25540 Esas, 2019/9901 Karar sayılı kararı ile "... 1- Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde; Katılan şirketin İstinye Park şubesini işleten ... ile bu işyerine komşu işyeri olan Mezzaluna isimli restorantta müdür olarak çalışan sanık ... arasında zaman içerisinde samimiyet oluştuğu, sanık ...'ın ödeme gücü olmadığı halde 160.000 Dolar değerindeki pırlanta yüzüğü kendisine satması konusunda aralarındaki samimiyeti de kullanarak ...'ı ikna ettiği, pırlanta yüzüğü nişanlısına hediye olarak aldığını söylediği, ayrıca yüzük bedeline mahsuben 20.000 TL de peşinat verdiği, ancak sanığın sosyal ve ekonomik durumunun yüzük bedelini ödemeye elverişli olmadığı gibi, sanığın baştan itibaren bu yüzüğü bedelini ödemeden aldıktan sonra satarak haksız menfaat elde etmek ve bu suretle dolandırıcılık suçunu işlemek kastıyla hareket ettiğinin tüm dosya kapsamından anlaşılması karşısında; sanığın eylemlerinin 6763 sayılı Kanun ile uzlaşma kapsamına alınan TCK'nın 157. maddesi kapsamında “basit dolandırıcılık” suçunu oluşturacağı gözetilmeden yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraat hükmü kurulması, 2- Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde; Katılanın aşamalarda değişmeyen beyanları ve bu beyanların da tanık ifadeleriyle desteklenmesi karşısında, sanığın savunmaları suçtan kurtulmaya yönelik olup savunmasına itibar edilemeyeceğinden ve sanığın yüzüğü diğer sanıktan aldığı tüm dosya kapsamından anlaşıldığından, sanığın eyleminin atılı suçu oluşturacağı gözetilmeden yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraat hükmü kurulması," nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.12.2020 Tarihli ve 2019/502 Esas, 2020/358 Karar Sayılı Kararı ile 1. Sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 ve 62 nci maddelerinin birinci fıkraları, 53 üncü maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 16.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, 2. Sanık ... hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 165 ve 62 nci maddelerinin birinci fıkraları, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 51 inci maddesinin birinci, üçüncü ve sekizinci fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 8.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, hapis cezasının ertelenmesine, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılanlar vekilinin temyiz isteği; suça konu elmas pırlanta yüzüğün değerine göre sanıkların eylemlerine uygun olarak cezalandırılmaları yerine alt sınırdan ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, re'sen gözetilecek nedenlere ilişkindir. 2.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, olayın alım satım işlemine dayalı hukuki ihtilaf kapsamında kaldığına, sanığın aldatma kastı ile hareket etmediğine, suçun unsurlarının oluşmadığına ilişkindir. 3.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, atılı suçun unsurları itibarıyla oluşmadığına, sanık lehine şüphe mevcut olduğuna ve bundan sanığın yararlanması gerektiğine, kanunda öngörülen sebepler mevcut olmamasına rağmen alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edildiğine, yasal koşulları oluştuğu halde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmediğine, re'sen gözetilecek nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Mahkemece; katılan şirketin İstinye Park şubesini işleten tanık T.K. ile bu iş yerine komşu iş yeri olan M... isimli restorantta müdür olarak çalışan sanık ... arasında zaman içerisinde samimiyet oluştuğu, sanığın ödeme gücü olmadığı halde 160.000 USD değerindeki pırlanta yüzüğü kendisine satması konusunda aralarındaki samimiyeti de kullanarak tanığı ikna ettiği, pırlanta yüzüğü nişanlısına hediye olarak aldığını söylediği, ayrıca yüzük bedeline mahsuben 20.000 TL de peşinat verdiği, ancak sosyal ve ekonomik durumunun yüzük bedelini ödemeye elverişli olmadığı gibi, baştan itibaren bu yüzüğü bedelini ödemeden aldıktan sonra satarak haksız menfaat elde etmek ve bu suretle dolandırıcılık suçunu işlemek kastıyla hareket ettiği, sanık ...'ın dolandırıcılık suçuyla elde edilen yüzüğü kabul ederek suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu işlediğinin katılanın aşamalarda değişmeyen beyanları ve bu beyanların da tanık beyanlarıyla da desteklenmesi karşısında, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilemeyerek yüzüğü diğer sanıktan aldığı tüm dosya kapsamından anlaşıldığından, suç konusunun önem ve değeri, suçun işleniş biçimi, sanıkların amacı ve kastı göz önünde bulundurulmak suretiyle alt sınırdan uzaklaşılarak, sanık ...’ın dolandırıcılık, sanık ...'ın suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçlarından cezalandırılmalarına karar verilmiştir. 2. Sanıkların üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmedikleri belirlenmiştir. 3. Kolluk güçlerince tanzim olunan tutanaklar, katılan tarafından ibraz edilen belgeler, katılanın ve tanıklar T.K., U.G.nin beyanları, sanıkların nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcuttur. 4. Sanıklara atılı suçların uzlaştırma kapsamında bulunduğu cihetle, Mahkemece uzlaştırma prosedürünün tatbik edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Tebliğname Yönünden 5237 sayılı Kanun'un 165 inci maddesinde düzenlenen suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu için öngörülen ceza miktarı "...altı ... üç yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası..." olarak belirlenmiş olup basit yargılama usulünün düzenlendiği 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye nazaran, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu basit yargılama usulüne tabi olmadığından bu konuda tebliğnamedeki bozma düşncesine iştirak edilmemiştir. B. Katılanlar Vekili Ve Sanıklar Müdafiilerinin Temyiz İstekleri Yönünden 1. Sanıklar müdafiilerinin sübuta, katılanlar vekilinin alt sınırdan ceza tayinine, sanık ... müdafiinin alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayinine yönelik temyiz istekleri yönünden; Mahkemenin gerekçesine olay ve olgular kısmının (1) numaralı paragrafında yer verildiği üzere mahkûmiyet hükümlerinin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamış, sanık ... müdafiinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik temyiz isteği yönünden; Mahkemece katılanın zararının giderilmemiş olması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden sanık hakkındaki hükümde bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılanlar vekili ve sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünün (B) kısmında açıklanan nedenlerle İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.12.2020 Tarihli ve 2019/502 Esas, 2020/358 Karar sayılı kararında katılanlar vekili ve sanıklar müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanlar vekili ve sanıklar müdafiilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.07.2023 tarihinde karar verildi.