Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/39773 E. 2023/7487 K. – Dolandırıcılık

Konu: Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/39773
Karar No
2023/7487
Karar Tarihi
Konu
Dolandırıcılık

B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/451 E., 2019/310 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Cumhuriyet savcısının temyizi yönünden; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.11.2007 tarihli ve 2007/3-167 Esas, 2007/222 Karar; 10.06.2014 tarihli ve 2013/12-834 Esas, 2014/321 Karar sayılı kararlarında belirtildiği üzere, duruşmalarına katılmadıkları Asliye Ceza Mahkemesinin kararlarına yönelik Cumhuriyet savcılarının temyiz süresi, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) kıyasen uygulanan 310 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına göre tefhimden itibaren bir ay olup, Cumhuriyet savcısının 17.04.2019 tarihinde verilen hükmü yasal süre geçtikten sonra 29.05.2019 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmıştır. Katılan vekilinin temyizi yönünden; sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Kemer 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2013 tarihli ve 2012/607 Esas, 2013/693 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası karşılığı 6.000,00 TL ve doğrudan 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir. 2. Kemer 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2013 tarihli ve 2012/607 Esas, 2013/693 Karar sayılı kararının sanıklar tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 07.06.2017 tarihli ve 2017/1187 Esas, 2017/13715 Karar sayılı kararı ile sanıklara yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini zorunluluğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozma üzerine, Kemer 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.04.2019 tarihli ve 2017/451 Esas, 2019/310 Karar sayılı kararı ile dolandırıcılık suçundan, sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası karşılığı 6.000,00 TL ve doğrudan 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; sanık ... hakkında, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, diğer sanık ile iştirak halinde hareket ederek üzerine atılı suçu işlediği dosya kapsamı ile sabit olan sanık ...'ın cezalandırılması yerine delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek beraatine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, 2. Katılan vekilinin temyiz isteği, eylemin nitelikli dolandırıcılık olduğuna ve her iki sanığın da nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılmalarına, sanıklar hakkında verilen beraat ve mahkumiyet hükümlerinin bozulmasına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Katılanın Norveç Vatandaşı olduğu ve yaz tatillerini geçirmek amacıyla 2009 yılından bu yana Kemer'de yazlık sitede aldığı evine geldiği, sanık ... ile de 2009 yılında restoranda tanıştıkları, sanık ...'nın katılan ve ailesi ile zaman içinde arkadaşlık kurduğu ve katılanın güvenini kazandığı, 2011 yılı Eylül ayında tekrar Türkiye'ye geldiğinde katılanın sanık ... ile karşılaştığı, sanık ...'nın katılana, çalıştığı restorandan ayrıldığını ve değişik projeleri olduğunu ancak maddi yönden durumunun iyi olmadığını, kendisine maddi destek verdiği takdirde ortak olabileceğini söylediği, camında kiralık yazısı olan bir restorana götürerek katılana burayı tutacağını, sahibi ile anlaştığını, yıllık kirasının 23.000 Euro olduğunu, kira ve tefriş masraflarının yarısını ödemesi halinde buraya ortak olabileceğini söylediği, bunun üzerine katılanın sanık ...'ya duyduğu güvenle teklifi kabul ettiği ve sanığa 870 Euro kapora verdiği, sanığın kira bedelinin yarısı ile tefriş giderlerini sanık ...'in hesabına göndermesini istediği, katılanın da bunu kabul ederek kira bedeli olarak 12.130 Euro'yu 25.10.2011 tarihinde sanık ...'e gönderdiği, sanık ...'nın sık sık e-mail ve sms vasıtasıyla katılan ile görüşerek her şeyin yolunda olduğunu, restoranın çok şık olduğunu, tefriş için masraf gerektiğini ve kendisine 4.000 Euro tefriş parası göndermesini istemesi üzerine katılanın bu parayı da 01.11.2011 tarihinde sanık ... adına gönderdiği, bu sırada sanık ...'nın katılana göndermiş olduğu mesajlarında restoranın bittiğini, çok güzel olduğunu söyleyerek e-mail yolu ile çeşitli restoran fotoğrafları gönderdiği, katılanın 17.12.2011 tarihinde Kemer'e gelerek ertesi gün sanığın kiraladığını ve tefriş ettiğini söylediği restorana bakmaya gittiğinde restoranın boş olduğunu ve kapısında halen "kiralıktır" levhasının mevcut olduğunu görmesi üzerine sanıklar hakkında şikâyetçi olduğu anlaşılmıştır. 2. Yapılan yargılama sonunda ... sanığın, katılanın kendisine olan borçları nedeniyle söz konusu paraları gönderdiğine yönelik savunmalarına ... soruşturma aşamasında alınan savunmasında katılan ile arasında bir alacak verecek meselesinden bahsetmediği, kovuşturma aşamasında sunduğu defter fotokopilerinin de herhangi bir zaman diliminde üretilebilecek nitelikte olduğu ve belgelerin resmi belge olmayıp, sıradan bir ajandaya kendi el yazısıyla yazılmış afaki hesap defteri olduğu, resmi bir geçerliliğinin olmadığı, ayrıca katılanın borcu olduğuna dair bir imza da içermediği, sanık Fazıl'ın katılandan alacaklı olduğu ve suça konu paranın kendisine bu alacak için gönderildiğine dair delil bulunmadığı gerekçeleri ile itibar edilmeyerek hileli hareketlerle katılanı kandırıp menfaat temin ederek üzerine atılı suçu işlediği; ... her ne kadar sanık ... hakkında diğer sanığın eylemine iştirak ettiğinden bahisle cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de, sanık ... ile sanık ...'nın arkadaş olduğu, sanık ...'in kuyumculuk yaptığı, sanık ...'dan alacağı olduğunu ve bu konuda ikaz ettiğini, sanık ...'nın ortağının kendisine para göndereceğini ancak bankalara borcunun olması nedeni ile kendi hesabına para gönderilemediğini, bu nedenle paranın hesabına yatmasını istediğini, alacağını almak amacıyla bu şekilde kabul ettiğini, katılanın kendi hesabına bu şekilde para gönderdiğini ve diğer sanıkla çektikten sonra alacağını alarak kalan kısmı diğer sanığın aldığını savunduğu, sanık ...'nın sanık ...'in bu olayla ilgili hiçbir ilgisi olmadığını, kendisinin vergi borçları olduğundan parayı onun hesabına gönderttiğini beyan ettiği, ... tüm dosya kapsamı hep birlikte dikkate alındığında üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin sanık ...'in savunmasının aksini gösterir, bu suçtan hükümlendirilmesine yeterli, kuşkudan uzak, kesin, somut ve inandırıcı kanıt bulunmadığı ... kabulü ile beraatine karar verilmiştir. 3. Dosyanın uzlaştırmacıya tevdi edildiği ancak taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılmış; dosya kapsamında katılanın zararının giderildiğine ilişkin herhangi bir belgeye rastlanmamıştır. IV. GEREKÇE A. Cumhuriyet Savcısının Temyizi Yönünden Ön inceleme bölümünün ilk paragrafında belirtildiği üzere Cumhuriyet savcısının temyiz isteğinin yasal süresinden sonra olduğu anlaşılmakla Cumhuriyet savcısının temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. B. Katılan Vekilinin Temyizi Yönünden 1. Sanık ... hakkında verilen hükme yönelik; Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. 2. Sanık ... hakkında verilen hükme yönelik; Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR A. Cumhuriyet Savcısının Temyizi Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Kemer 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.04.2019 tarihli ve 2017/451 Esas, 2019/310 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Katılan Vekilinin Temyizi Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Kemer 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.04.2019 tarihli ve 2017/451 Esas, 2019/310 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.10.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/39773, K. 2023/7487, T. 24.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-39773-e-2023-7487-k-cfcea88e12c3