Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/31465 E. 2026/5787 K. – Hizmet Nedeniyl

Konu: Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/31465
Karar No
2026/5787
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/403 E., 2016/105 K. ŞİKÂYETÇİ : Maliye hazinesi SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, sanığın ve Cumhuriyet savcısının hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, şikâyetçi Maliye hazinesi vekilinin ise hükmü temyiz etme hakkının bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

A) Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik şikâyetçi Maliye hazinesi vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, sanık ile mağdur arasındaki vekalet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, söz konusu paranın teslim edilmesinin sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil mağdur tarafından şahsına duyulan güven ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı, bu nedenle sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı anlaşılmakla, şikâyetçi Maliye hazinesinin atılı suçtan doğrudan zarar görmediği, bu itibarla kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hakkının bulunmadığı anlaşılmakla; şikâyetçi kurum adına vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B) Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın ve Cumhuriyet savcısının temyiz taleplerinin incelenmesinde; Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği’nin 7/7. maddesinde yer alan “Soruşturma evresinde mağdur veya suçtan zarar görenin ölümü halinde uzlaştırma işlemi sonlandırılır." şeklindeki düzenleme karşısında, mağdur ...'ın soruşturma evresinde 15.09.2014 tarihinde vefat ettiği anlaşılmakla; mirasçıları ile uzlaştırma işlemleri yapılamayacağından, tebliğnamedeki bu hususa yönelik bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın ve Cumhuriyet savcısının diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; 1. Avukat olan sanığın, müvekkili olan mağdur aleyhine mahkemece hükmedilen nafaka bedellerini değişik tarihlerde PTT havalesi yoluyla mağdurdan tahsil etmesine rağmen, nafaka alacaklısına teslim etmeyerek uhdesinde tuttuğunun ve mağdur aleyhine icra takibi başlatılmasına neden olduğunun iddia ve kabul olunduğu olayda; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini, 2. "21.11.2013" olan suç tarihi ile "hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma" olan suç adının, gerekçeli karar başlığında "06.12.2013" ve "zimmet" şeklinde yanlış yazılması, Yasaya aykırı, sanığın ve Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca hükmün, farklı gerekçeyle Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 01.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/31465, K. 2026/5787, T. 01.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-31465-e-2026-5787-k-53a9c5b8f95c