Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/30369 E. 2023/10636 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/30369
- Karar No
- 2023/10636
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/179 E., 2016/28 K. SUÇLAR : Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Manavgat 1.Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.01.2016 tarihli ve 2015/179 Esas, 2016/28 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının d bendi, 35, ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 3 ay hapis ve 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafii, süre tutum dilekçesi ile hükmü temyiz etmiştir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Şikâyetçinin, sanığın yetkilisi olduğu şirketten araç kiraladığını, sözleşme ekinde senet düzenlendiğini, aracı iade etmesine ve borcunu ödemesine rağmen uzun süre sonra sanığın sözleşme ekinde senedi doldurarak icra takibine koyduğunu beyan ederek şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturmada; sanığın imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kâğıdı hukuka aykırı olarak elde bulundurup hukukî sonuç doğuracak şekilde doldurduktan sonra tahsil amacıyla icra yoluyla takibe koyduğu, bu şekilde resmi belgede sahtecilik ve kamu kurumu araç olarak kullanılmak suretiyle dolandırıcılık suçlarını işlediği iddia olunmuştur. 2.Sanık savunmasında, Rent A Car firmasıyla 2010 yılında vefat eden ağabeyinin ilgilendiğini, ağabeyi vefat ettikten sonra firmanın ödenmeyen alacaklarını avukat aracılığıyla tahsil etmek istediğini, sözleşmelerdeki imza ve yazıların kendisine ait olmadığını üzerine atılı dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarını kabul etmediğini beyan etmiştir. 3.Kriminal raporda, 16.11.2009 vade tarihli, 14.08.2009 tanzim tarihli, 30.000 TL bedelli bononun kira sözleşmesinin karbon suretinin asıl suretinde bulunan ve kiralayan tarafından sadece imzalanan senet bölümünün koparılmasından sonra matbu bölümlerinin isteğe uygun olarak bilahare doldurularak tahrifen elde edildiği kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 4.Mahkemece, sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunun teşebbüs aşamasında kaldığı, resmi belgede sahtecilik suçunun tamamlandığına karar verilerek mahkumiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE A.Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yönünden 1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer sebepleri reddedilmiştir. 2.Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. B.Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığının 09.06.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında 2012 yılında işlediği resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarih ve 2013/11-397-2014/202 sayılı kararında da açıklandığı üzere, belgelerde sahtecilik suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu, Manavgat 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 22.12.2015 tarihli, 2013/138 Esas ve 2015/301 Karar sayılı resmi belgede sahtecilik suçunun suç tarihinin 29.04.2011, iddianame tarihinin 12.04.2013 olduğu gözetildiğinde, sanığın işbu dosyada dava konusu edilen eyleminin de Manavgat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.04.2013 tarihli iddianamesi kapsamında kaldığı, onanarak kesinleşen Manavgat 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 22.12.2015 tarihli, 2013/138 Esas ve 2015/301 Karar sayılı dosyasının dosya arasına alınarak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.03.2016 tarih, 2014/847 Esas ve 2016/128 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, zincirleme suça konu diğer suçla ilgili olarak, kesinleşen hükme konu fiil de göz önüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle yeni bir hüküm kurulup, tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezanın mahsup edilmesi suretiyle hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR A.Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Manavgat 1.Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.01.2016 tarihli ve 2015/179 Esas, 2016/28 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B.Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenleManavgat 1.Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.01.2016 tarihli ve 2015/179 Esas, 2016/28 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.12.2023 tarihinde karar verildi.