Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/26767 E. 2023/7785 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/26767
- Karar No
- 2023/7785
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/64 E., 2020/112 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 55. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.10.2013 tarihli ve 2013/46 Esas, 2013/522 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 2. İstanbul 55. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.10.2013 tarihli ve 2013/46 Esas, 2013/522 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Ceza Dairesinin 30.03.2016 tarihli ve 2016/2908 Esas, 2016/3695 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdiri ve tartışmasının Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devam edilmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.05.2018 tarihli ve 2016/327 Esas, 2018/147 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasını (f) bendi, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 12.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 4. İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.05.2018 tarihli ve 2016/327 Esas, 2018/147 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 26.06.2019 tarihli ve 2018/7925 Esas, 2019/7276 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 157 inci maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir. 5. İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.03.2020 tarihli ve 2019/64 Esas, 2020/112 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62,52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyizi, dolandırıcılık kastının olmadığına, yaptığı iş gereği katılanla anlaştığına, maddi durumu bozulduğu için ödeme yapamadığına, dolandırma kastı olsa senet düzenleyerek vermeyeceğine, ayrıca söz konusu yerin katılanın vazgeçmesinden sonra kendisi tarafından başka birine satıldığına, bu nedenle hakkında verilen mahkûmiyet kararının bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın olay tarihinde emlakçılık yaptığı, katılanın daire satın almak amacıyla sanıkla yüz yüze görüştükleri ve sanığın katılana bir daire gösterdiği, kendisinin daireyi beğendiği ve satın alma konusunda anlaştıkları, sanığın dairenin 14 hissedarının olduğunu ve vekâletnamelerin kendisinde bulunduğunu söylemesi üzerine sanığa 10.000,00 TL kapora gönderdiği, ancak daha sonra hissedarlardan birinin yaşının küçük olması ve özürlü olduğunun kredi işlemleri sırasında ortaya çıkması nedeniyle satışın gerçekleşmediği ve sanığın katılanın parasını iade etmediği, sanığın satılamayacağını bildiği taşınmazı satmaya çalışarak ve katılandan menfaat temin ederek üzerine atılı suçu işlediği iddiası ile hakkında kamu davası açılmıştır. 2. Sanık savunmalarında suçlamaları kabul etmemiş, söz konusu yeri almaktan katılanın vazgeçtiğini beyan etmiş, aldığı 2.500,00 TL nin kendi emeği olduğunu, kalan 7.500,00 TL için de senet verdiğini, ancak maddi durumunun bozulması nedeniyle ödeyemediğini beyan etmiş, ayrıca söz konusu yerin katılanın vazgeçmesinden bir ay sonra başkasına kendisi tarafından satıldığını beyan etmiştir. 3.Katılan ifadelerinde, söz konusu yeri kredi ile alacağını, bunun için bankaya gittiğinde satın alacağı yerin hissedarlarından birinin zihinsel özürlü olduğunu, diğer vekâletnamelerin bulunduğunu ancak bu kişiye ait vekâletnamenin olmadığını, bu nedenle kredi verilemeyeceğini öğrendiğini, sanığın kendisine iki sene sonra devir yaparız dediğini, ancak kendisinin bunu kabul etmeyerek taşınmazı almaktan vazgeçtiğini, 2.500,00 TL nin sanıkta kalmasını kabul ettiğini, kalan kısım için senet alındığını ancak bu senedin de ödenmediğini, şikâyetçi olduğunu beyan etmiştir. 4. Mahkemece tüm dosya kapsamondan sanığın üzerine atılı suçu işlediği kabulü ile hakkında temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE Sanığın olay tarihinde emlakçılık yaptığı, katılanla bir taşınmazın satışı konusunda anlaştıkları ve katılan tarafından kendisine 10.000,00 TL kapora gönderildiği, taşınmazın 14 hissedarının bulunması ve bu hissedarlardan birinin yaşının küçük olması ve zihinsel engelli olması nedeniyle katılanın bu yeri alabilmek için bankadan kredi çekemediği, sanığın satılamayacağını bildiği bir taşınmazı satmaya çalışarak katılanı dolandırdığının iddia edildiği olayda; sanığın savunmaları ve temyiz dilekçesinde söz konusu yeri almaktan vazgeçen kişinin katılan olduğunu, bu yerin katılanın vazgeçmesinden yaklaşık bir ay sonra kendisi tarafından başka birine satıldığını beyan etmesi, katılanın sanığın kendisine senet verdiğini ancak senedi ödemediği yönündeki ifadesi karşısında; sanığın suç kastının belirlenmesi açısından, sanık tarafından katılana satılmaya çalışılan taşınmazın satışına engel bir durumun olup olmadığının ve taşınmazın olaydan kısa bir süre sonra sanık tarafından başka birine satılıp satılmadığının araştırılması, taşınmazın satışına ilişkin bir engelin olmadığının tespit edilmesi halinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf mahiyetinde kalacağı gözetilmeden eksik inceleme ile sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.03.2020 tarihli ve 2019/64 Esas, 2020/112 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2023 tarihinde karar verildi.