Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/21301 E. 2025/4584 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/21301
- Karar No
- 2025/4584
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/7 E., 2015/357 K. SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan HÜKÜMLER : Beraat, mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: A. Kamu Kurum Ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmünün İncelenmesinde Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, katılan vekili ve sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1. 5237 sayılı Kanun'un 158. maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde belirlendikten sonra, bu miktar üzerinden artırma ve eksiltmeler yapılarak ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun'un 52. maddesi uyarınca, 20,00-100,00 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği ve sanık için yapılan sağlık harcaması nedeniyle katılan kurumun 1.288,14 TL zararının bulunduğu gözetilmeden, adli para cezasına ilişkin temel cezanın 5 gün karşılığı 100,00 TL olarak belirlenmesinden sonra, bu cezanın doğrudan haksız menfaat olduğu kabul edilen 1.026,00 TL'nin iki katı 2.052,00 TL'ye yükseltilmesi ve bu tutar üzerinden artırma ve eksiltme yapılarak sonuç cezanın eksik ve infazda tereddüt oluşturacak şekilde belirlenmesi, 2. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 tarihli ve 2013/8-151/304 sayılı kararında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması gerektiği, sanığın adli sicil kaydında bulunan Küçükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.01.2012 tarihli ve 2010/742 Esas, 2012/29 Karar sayılı ilamının, Mahkemece tekerrüre esas alınan Aksaray 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2012 tarihli ve 2010/561 Esas, 2012/698 Karar sayılı ilamından daha ağır hükümlülük içermesi nedeniyle, tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi, 3. Sanığa yüklenen eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi ve bu kabule uygun uygulama yapılmasına karşın hüküm fıkrasında suç adının "dolandırıcılık" olarak yanlış gösterilmesi, 4. 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde (2) numaralı bendin ilk paragrafında yer alan "dolandırıcılık", 3. paragrafında yer alan "temin ettiği menfaat olan 1026 TL'nin 2 katı olan 2052 TL adli para cezasına ile cezalandırılmasına", 4. paragrafında yer alan "2565 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına", 5. paragrafında yer alan "2.137,00 TL adli para cezasına ile cezalandırılmasına" ibarelerinin, 6 ve 7. paragraflarında yer alan 5237 sayılı TCK'nin 53 ve 58. maddelerinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin hüküm fıkrasından çıkarılması ve yerlerine sırasıyla; "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "129 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına", "161 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına", "134 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına" ibarelerinin yazılması ve devamına "5237 sayılı TCK'nin 52/2. maddesi gereği günlüğü takdiren 20,00 TL'den hesap edilerek 2.680,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına" ve "Sanığın neticeten 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 2.680,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına" cümlelerinin eklenmesinden sonra, "Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı iptal kararı da gözetilerek sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasına" ve "Küçükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.01.2012 tarihli ve 2010/742 Esas, 2012/29 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçundan verilen 2 yıl 6 ay hapis cezasına ilişkin mahkûmiyetin tekerrüre esas olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK'nin 58. maddesinin 6 ve 7. fıkraları uyarınca verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetim serbestlik tedbirinin uygulanmasına" cümlelerinin yazılması suretiyle, hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, B. Resmi Belgede Sahtecilik Ve Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçlarından Kurulan Beraat Hükümlerinin İncelenmesinde Sanığın yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı TCK'nın 204/1 ve 206/1. maddeleri uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst hadlerine göre aynı Kanun'un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, zamanaşımı süresini kesen son işlemin 30.04.2015 tarihli sorgu olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmakla ve bu itibarla katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki resmi belgede sahtecilik ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarından açılan kamu davalarının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereği gerçekleşen olağan zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.04.2025 tarihinde karar verildi.