Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/21002 E. 2023/6344 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/21002
- Karar No
- 2023/6344
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/304 E., 2015/256 K. SUÇLAR : Özel belgede sahtecilik, tacir veya şirket yöneticileri veya şirket adına hareket edenlerin dolandırıcılığı HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.10.2015 tarihli ve 2014/304 Esas, 2015/256 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında Özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, Nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrası (h) bendi, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz istemi; cezaların daha üst sınırdan verilmemesi ve sanık hakkında takdiri indirim uygulanması nedeniyle hükümlerin bozulması talebine ilişkindir. Sanık müdafiinin temyiz istemi; sanığın hileli hareketlerde bulunarak kendisine para gönderilmesini sağlamak şeklinde hareketinin olmaması, suç kastının bulunmaması ve belgenin aldatıcılık niteliğinin bulunmaması sebepleriyle atılı suçların unsurları oluşmadığından ve sanık lehine hükümler uygulanmadığından mahkumiyet hükümlerinin bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Plan Sigortacılık ...Ltd.Şti yetkilisi ve Grupama Emeklilik Sigortası acentesi olan sanığın kendisine bireysel emeklilik yaptırmak üzere müracaat een katılan ...'ü o an için en iyi emeklilik şartlarını Grupama sigorta şirketinin sağladığına ikna ettiği, katılanın bu amaçla sanığın hesabına 30.000,00 TL göndermesi üzerine sanık tarafından herhangi bir emeklilik işlemi başlatılmamasına rağmen 40457878 sözleşme numaralı bireysel emeklilik sözleşmesi gönderildiği, bu şekilde sanığın özel belgede sahtecilik ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddiasıyla dava açılmıştır. 2. Sanık savunmasında katılandan bireysel emeklilik için 30.000,00 TL aldığını ancak bunu kayıtlara intikal ettiremediğini, sahtecilik iddiasını kabul etmediğini, müşteki tarafa bu güne kadar 20.000,00 TL kadar ödeme yaptığını kalan miktarı da en kısa zamanda ödeyeceğini beyan etmiştir. 3.Katılan ..., sanığa bireysel emeklilik için 12.06.2012 tarihinden 30.000,00 TL gönderdiğini, Grupama adına kendilerine poliçe geldiğini, daha sonra sanığın eşini de ikna ederek 25.000,00 TL aldığını ancak ona poliçe gelmediğini bu husus araştırırken kendisi adına e poliçenin aslında Mert Bayraktar isimli bir şahsa ait olduğunu öğrendiklerini ve dolandırıldıklarını anladıklarını beyan etmiştir. 4. Mahkemesince şirket yetkilisi olan sanığın hileli davranışlarla katılanı aldatarak sahte bireysel emeklilik sözleşmesi düzenleyip katılandan 30.000,00 TL almak suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediği kabul edilmiştir. IV. GEREKÇE A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yönünden 1.Gerekçeli karar başlığında 12.06.2013 şeklinde yanlış yazılan suç tarihinin mahallinde 12.06.2012 olarak düzeltilmesi mümkün görülmüş, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 esas, 2015/185 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. 2.Sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtildiği ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 23.01.2018 tarihli ve 2017/12-463 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı gereği bu hususun infaz aşamasında dikkate alınabileceği anlaşılmakla, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. 3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. B.Özel Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden 1. Suça konu belgenin özel belge niteliğinde olduğu, 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunda gerçeğe aykırı belge düzenleme olarak tanımlanan içerik (fikri) sahteciliğine yer verilmediği, yalnızca, "belgeyi sahte düzenleme" hareketine yer verildiği, içerik sahteciliğinde belgeyi düzenleyen olarak görülen kişi gerçek olduğu halde, belgenin içeriğinin gerçeğe aykırı olduğu ve maddede sadece taklit suretiyle sahte belge düzenleme veya gerçek bir belgede ekleme veya çıkarma suretiyle sahtecilik, başka bir deyişle maddi sahtecilik eylemlerine yer verildiği, belge üzerindeki imzanın sahte olduğuna dair bir iddia da bulunmadığından sanığın temyiz dışı diğer sanıklar ile fikir ve eylem birliği içerisinde gerçekleştirdiği eyleminin “fikri sahtecilik” olarak kabul edilmesi karşısında, Türk Ceza Kanununda özel belgede sahtecilik suçunda fikri sahteciliğin cezalandırıldığına dair düzenleme bulunmaması nedeniyle yüklenen suçun yasal unsurları oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, 2. Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır. V. KARAR A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yönünden Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.10.2015 tarihli ve 2014/304 Esas, 2015/256 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, B.Özel Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.10.2015 tarihli ve 2014/304 Esas, 2015/256 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.09.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI OY ...Sigortacılık Ltd. Şti. Yetkilisi ve Grupoma Emeklilik Sigorta acentası olan sanığın, bireysel emeklilik yaptırmak üzere başvuran katılandan, Grupoma sigorta şirketinden sahte sigorta poliçesini düzenleyerek karşılığında ödenen primi mal edinmekten ibaret eyleminden; Sanık ile Grupoma Emeklilik Sigorta Şirketi arasında hizmet ilişkisini gösteren acentelik sözleşmesinin bulunması, parayı tahsile yetkisi de bulunan sanığın acentelik hizmeti yürüttüğü sırada başvuran katılandan sigorta primi karşılığında ödediği parayı mal edinip ilgili sigorta şirketine intikal ettirmeyerek, üzerine atılı suçu işlediğinin anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin hizmet ilişkisinden kaynaklanan güveni kötüye kullanma suçunu düzenleyen uzlaşma kapsamındaki TCK 155/2. maddesindeki suçu oluşturduğu, bu nedenle sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım. 11.12.2023