Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/180 E. 2024/77 K. – Resmi Belgede
Konu: Resmi Belgede Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/180
- Karar No
- 2024/77
- Karar Tarihi
- Konu
- Resmi Belgede Sahtecilik
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/669 E., 2016/37 K. SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Gaziosmanpaşa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2016 tarihli ve 2015/669 Esas, 2016/37 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43, 62 ve 53 üncü maddesin uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık, alkollü araç kullandığı için ehliyetine el konulduğunu, özel şöför olarak çalıştığını, bu nedenle ehliyet yaptırdığını, zincirleme şekilde suç işlemediğini beyan ederek hükmü temyiz etmiştir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın olay tarihinde kolluk kuvvetlerince yapılan önleme araması sırasında abisi ...in kimlik bilgilerinin ancak kendi fotoğrafının bulunduğu...seri numaralı sürücü belgesini ibraz ettiği, kimliğin sahte olduğunun anlaşılması sonrasında başlatılan soruşturmada, sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul ettiği, alınan kriminal raporda sürücü belgesinin tamamen sahte olarak düzenlendiği ve iğfal kabiliyetinin olduğu tespiti üzerine sanığın atılı suçu işlediği iddia olunmuştur. 2. Sanık savunmasında; ehliyetine alkol nedeniyle el konulduğunu, özel şoförlük yaptığını ve işini kaybetmemek için abisinin bilgisi olmadan onun bilgileri ile sahte ehliyet düzenlettirdiğini ikrar etmiştir. 3. Kriminal raporda; orjinali ile karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve aralarında matbu basım, matbu ibarelerin yapı ve arızaları ile fotoğraf üzerinde basılı bulunan mühür izi özellikleri yönünden farklılıklar bulunduğu belirlenmekle, sürücü belgesinin tamamen sahte olarak hazırlanıp düzenlendiği, yapılan sahteciliğin, ilk nazarda ve kolaylıkla fark edilemeyecek nitelikte olduğu ve bu nedenle aldatma kabiliyetini haiz olduğu tespit edilmiştir. 4. Mahkemece, sanık savunması, sanıktan elde edilen ehliyetin sahte olarak düzenlendiği ve aldatıcılık kabiliyeti bulunduğuna ilişkin kriminal rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu zincirleme şekilde işlediği kabulü ile mahkumiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE 1. Belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu ve suça konu belge aslının aldatıcılık niteliği yönünden bir değerlendirme yapılmadığı da göz önüne alınarak, suça konu sürücü belgesinin duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle, özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan sonra aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve denetime olanak sağlayacak şekilde belge aslının dosya içinde bulundurulması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması, 2. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.02.2012 gün, 2012/1445-2013/54 ve 24.09.2013 gün, 2012/1506-2013/391 sayılı ve benzer kararlarında açıklandığı üzere; TCK'nin 204/1 maddesinde düzenlenen Resmi belgede sahtecilik suçu seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmış olup birinci seçimlik hareket, resmi belgeyi sahte olarak düzenlemek, ikinci seçimlik hareket, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmek, üçüncü seçimlik hareket ise, sahte resmi belgeyi bilerek kullanmak olarak düzenlenmiştir. Kullanılan sahte belgenin kişinin kendisi veya başkası tarafından düzenlenmiş olmasının bir önemi yoktur. Kullanma mütemadi suç şeklinde de gerçekleşebilir. Bu seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesiyle suç tamamlanacaktır. 5237 sayılı TCK'nin 43. maddesinin uygulanabilmesi için ise “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi" zorunlu olup sahte resmi belgeyi düzenleyen ve kullanan kişinin aynı kişi olması durumunda ve sahte belgenin düzenlenip zaman içerisinde kullanılması eyleminde hukuki kesinti oluşmadığı müddetçe birden fazla sahtecilik suçu değil, tek bir sahtecilik suçu oluşacaktır. Bu açıklama ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın suça konu sahte sürücü belgesini hukuki kesinti oluşmaksızın düzenleterek olay tarihine kadar kullanmaktan ibaret eyleminin tek bir sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden suça konu sahte sürücü belgesini kimliği tespit edilemeyen kişiye düzenletmesi ve kullanması nedeniyle zincirleme şekilde üzerine atılı suçu işlediği kabul edilerek mahkumiyet hükmü kurulması, 3. Sanık hakkında TCK 63 uyarınca gözaltında geçirdiği süre yönünden mahsup kararı verilmemiş olması, 4. Adli emanetin 2015/1522 sırasında kayıtlı suça konu belge hakkında hüküm kurulmamış olması, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gaziosmanpaşa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2016 tarihli ve 2015/669 Esas, 2016/37 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.01.2024 tarihinde karar verildi.