Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/1798 E. 2024/13243 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/1798
- Karar No
- 2024/13243
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/312 E., 2016/49 K. HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Suç tarihinin, suça konu bonoların tanzim tarihi olan 23.07.2007 tarihi olduğu belirlenerek yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden Sanıkların yargılama konusu eylemi için 5237 sayılı TCK'nın 204/1 maddesinde öngörülen cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e hükmü gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı ve 67/4 maddesi gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresi öngörüldüğü, zamanaşımı süresini durduran bir nedenin bulunmadığı gözetildiğinde suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü zamanaşımının gerçekleştiği belirlenmekle hükümlerin, 1412 sayılı CMUK'un 321/1 maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1 maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davalarının 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, II. Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yönünden Sanıklar hakkında tanzim olunan iddianamede yer verilen sevk maddelerinin 5237 sayılı TCK'nın 157/1 maddesine ilişkin olduğu, İstanbul Anadolu 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.06.2015 tarihli ve 2012/490 Esas, 2015/352 Karar sayılı kararı ile sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK'nın 158/1-h maddesi kapsamında yer alan tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarını taşıma ihtimaline binaen görevsizlik kararı verilerek dava dosyası ağır ceza mahkemesine gönderilmiş ise de dava dosyası kapsamına göre katılanın, Alfasa Tekstil San. Tic. Ltd. Şti adlı ticari işletmenin sahibi olduğu ve işletmenin ticaret siciline kayıtlı olduğu fakat sanıkların sahibi oldukları ve işlettikleri Tülay Yünevi adlı iş yerinin tacir sıfatını haiz olup olmadıklarına dair herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi gerek suça konu bonolar gerek icra takip evraklarında bu iş yeri için herhangi bir ticari unvan kullanılmadığı anlaşılmakla, Dairemizin müstakar içtihatlarına göre; 5237 sayılı TCK'nın 158/1-h maddesinde düzenlenen tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında işlenmesi durumunda oluşan nitelikli dolandırıcılık suçu için failde aranan tacir kavramının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12/1. maddesinde; "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir." şeklinde tanımlandığı, yine aynı maddenin 2. ve 3. fıkralarında; "Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükümlerine yer verildiği, bu itibarla herhangi bir kişinin, ticari bir işletmeyi, fiilen faaliyete geçirmemiş olması hâlinde de ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo ve sair ilanlar ile halka duyurmuş olması ya da işletmesini ticaret siciline kaydettirip, bu durumu ilan etmesi durumunda da o kimse yine de tacir sayılacağı gözetilerek; Evli olan sanıkların, Tülay Yünevi adlı iş yerinde ticari faaliyette bulundukları sırada katılanın şirketinden mal aldıkları, alınan mal karşılığında sanık ...'in 23.07.2007 tarihinde, eşi olan diğer sanık adına her biri 10.000,00 TL bedelli olacak şekilde düzenlediği, yasal unsurları tam olan beş ayrı bonoyu, eşinin yerine imzalayıp katılana teslim ettiği, sanıkların vadesi gelen bonoları ödemedikleri gibi yapılan icra takibi sırasında sanık ...'ın imzaya itiraz ettiği, itirazı değerlendiren Kadıköy 2. İcra Mahkemesince senetler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, inceleme sonucunda takibe konu senetlerdeki imzanın sanık ...'ın eli ürünü olmadığının belirlenmesi üzerine icra takiplerinin iptaline karar verildiği anlaşılan olayda; Öncelikle sanıkların işletmekte oldukları Tülay Yünevi adlı iş yerinin ticaret siciline kayıtlı olup olmadığı belirlenerek suç vasfının tespiti ile Tülay Yünevi adlı iş yerinin ticaret siciline kayıtlı olması durumunda sanıklardan hangisinin ticari işletmeyi temsile yetkili olduğu da belirlenmek suretiyle sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı TCK'nın 158/1-h maddesi kapsamında değerlendirilmesi; iş yerinin ticaret siciline kayıtlı olmaması durumunda ise eylemin 5237 sayılı TCK'nın 157/1 maddesi kapsamında yer alan dolandırıcılık suçunu oluşturacağı ve bu durumda mezkur suç vasfı için zamanaşımı süreleri ile bu suçun, hükümden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253 ve 254. madde fıkraları uyarınca uzlaştırma kapsamına alındığı da gözetilmek suretiyle sanıkların hukuki durumlarının tespit ve tayini gerekirken sanıklar hakkında beraat kararlarına hükmedilmesi, Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükümlerin, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 18.11.2024 tarihinde karar verildi.