Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/12279 E. 2025/2647 K. – Defter Kayıt
Konu: Defter Kayıt Ve Belgeleri Gizleme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/12279
- Karar No
- 2025/2647
- Karar Tarihi
- Konu
- Defter Kayıt Ve Belgeleri Gizleme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/2276 E., 2017/1600 K. SUÇ : Defter kayıt ve belgeleri gizleme HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi (Beraat) TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Karşıyaka 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.07.2017 tarihli ve 2017/247 Esas, 2017/482 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 359/a-2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62, 51 ve 53. maddeleri uyarınca neticeten erteli 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve 3 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir. B. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 16.10.2017 tarihli ve 2017/2276 Esas, 2017/1600 Karar sayılı kararı sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve katılan vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, atılı suçtan sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a. maddesi uyarınca beraatına karar verilmek suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine hükmedilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılan Vekilinin Temyiz İstemi İsteme yazısının mali tatil öncesinde 24.06.2016 tarihinde düzenlenmesi nedeniyle, sanığın üzerine atılı defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçunun tüm unsurları itibarıyla oluştuğuna, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5604 sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; "Her yıl temmuz ayının birinden yirmisine kadar (yirmisi dahil) malî tatil uygulanır. Haziran ayının son gününün tatil günü olması halinde, malî tatil, temmuz ayının ilk iş gününü takip eden günden başlar. Son günü malî tatile rastlayan aşağıda belirtilen süreler, tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır" ve aynı maddenin dördüncü fıkrasında ise; "Mahkeme kararı veya Cumhuriyet Savcılıklarının talebi üzerine ya da Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre yapılan aramalı incelemeler hariç olmak üzere, malî tatil süresince inceleme amacıyla defter ve belgelerin ibrazı talep edilemez, mükellefin işyerinde incelemeye başlanılmaz." hükümleri yer almaktadır. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Yamanlar Vergi Dairesi Müdürlüğünün 138 008 8877 vergi kimlik numaralı olan sanığa, 2012 ve 2013 takvim yıllarına ait defter ve belgelerini 15 gün içerisinde ibraz etmesi gerektiğine ilişkin gönderilen isteme yazısının, mali tatil öncesinde 23.06.2016 tarihinde düzenlendiği, malî tatil süresince inceleme amacıyla defter ve belgelerin ibrazının talep edilemeyeceği, bununla birlikte mali tatil öncesinde düzenlenen isteme yazılarının, mali tatil içinde tebliğinin mümkün olduğu, bu durumun defter ve belgelerin ibraz süresini uzatacağı ancak suçun unsurlarına etkisinin bulunmadığı, sanığın 26.07.2017 tarihli ek istinaf dilekçesinde açıkça defter ve belgeleri kaybetmiş olması nedeniyle ibraz edemediğini bildirmesi karşısında, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 23.11.1999 tarihli 1999/11-273 Esas ve 1999/288 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, defter ve belgelerin çalındığı, kaybolduğu, bulunamadığı ileri sürülerek ibrazından kaçınılması halinde, 213 sayılı Kanun'un 139. maddesinde yazılı hususlarla birlikte usulüne uygun tebligatın da aranmayacağı dikkate alındığında, sanığın üzerine atılı suçun tüm unsurları ile sübut bulduğu gözetilmeden, hatalı gerekçe ile beraatına hükmedilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Suçun sübutu halinde, hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 4 ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359. 3, 4, 5 ve 6. fıkraları uyarınca, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b. maddesi uyarınca takdiren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.03.2025 tarihinde karar verildi.