Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2020/4586 E. 2023/7389 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2020/4586
- Karar No
- 2023/7389
- Karar Tarihi
B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/481 E., 2020/166 K. SUÇ : Kanun hükmü gereğince sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Sanıklar hakkında 30.05 2006 tarihli eylemleri nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasının yargılaması sonucunda, ... 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2015 tarihli ve 2014/450 Esas, 2015/95 Karar sayılı kararı ile dava zamanaşımının gerçekleştiğinden bahisle verilen düşme kararının Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 16.05.2019 tarihli ve 2019/1650 Esas, 2019/4787 Karar sayılı kararı ile sanıklara yüklenen "kanun hükmü gereğince sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belgede sahtecilik" suçu için suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci ve üçüncü maddelerinde öngörülen cezasının üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde öngörülen 15 yıllık asli dava zamanaşımının, suç tarihten iddianame tarihine kadar gerçekleşmediği" gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozma üzerine, ... 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2020 tarihli ve 2019/481 Esas, 2020/166 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kanun hükmü gereğince sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belgede sahtecilik suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; beraat kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna, belgelerdeki imzaların katılana ait olmadığının sabit olduğuna, belgelerden menfaat temin edenlerin sanıklar olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Katılan ...'ın, ...İnşaat Ticaret ve Sanayi Limited şirketinin %90,... İnşaat Ticaret Proje Limited Şirketinin %33,33, ... ...Turizm İnşaat Ticaret Sanayi A.Ş. nin %15 kurucu ortağı ve hissedarı olduğu, katılan ... ve sanıklar ... ve ...'ın kardeş oldukları, sanıklar ... ve ...'ın ise son iki şirketin ortakları olduğu, katılan ..., kardeşleri olan sanıklar ... ve ...'ın 1998 tarihinden 2006 tarihine kadar bir kısım hisse devir senetleri, noterlikçe düzenlenen vekaletname ve imza sirkülerinde sahtecilik yaptıkları iddiası ile şikayetçi olduğu, katılanın iddiasına konu ... 4. Noterliği tarafından düzenlenen 30.05.2006 tarihli, 19124 ve 19125 yevmiye numaralı imza beyannamelerinde yer alan imzaların katılanın el ürünü olmadığının tespit edildiği, ancak noterde saklanması zorunlu belgeler üzerinde yapılan incelemede, 30.05.2006 tarihli, 19124 ve 19125 yevmiye numaralı imza beyannamelerinin sol yan kenarı kısmında "..." yazılarının katılan ...'ın yanında çalışan sanık ...'un elinden çıktığının belirlendiği, bu şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır. 2. Sanık ... savunmasında, ... ve... şirketinin ortağı olduğunu, katılan iddia ettiği gibi adına sahte imza sirküleri çıkarmasının mümkün olmadığını, o dönemde fiilen üç kardeş birlikte çalıştıklarını, yönetim kurulunun toplanıp karar aldığını, hazır olan ortakların imzaladığını, hazır olmayanların ise imzalarını sonradan attıklarını, imza devri söz konusu olduğunda kurye vasıtasıyla gerekirse noterden imza sirküsü çıkarıldığını, kuryeden kastının katılan ...'ın yanında çalışan sanık ... olduğunu, el yazısının da bu kişiye ait çıktığını, bu nedenle imzaların Ömer tarafından müştekinin bilgisi dahilinde atılmış olabileceğini beyan ederek suçlamayı kabul etmemiştir. 3. Sanık ... savunmasında, ... ...şirketinin ortağı ve %40 hissedearı olduğunu, diğer ortakların kardeşleri olduğunu, aynı zamanda sanık ...'in yüzde %5 hissedar olduğunu,... şirketinin de %33 ortağı olduğunu, müşteki ile aralarında ihtilafların bulunduğunu, iddia edildiği gibi hisse devir senetlerindeki imzaların kendileriyle bir ilgisinin olmadığını, ekspertiz raporuna göre imzaların müştekiye ait olmadığı ortaya çıkınca kendilerinin de araştırmaya başladığını, sanık ...'un o dönemde müştekinin birçok işini takip ettiğini, müşteki ile sanık ...'in danışıklı şekilde bu işlemleri yapmış olabileceklerini beyan ederek suçlamayı kabul etmemiştir. 4. Sanık ... savunmasında, suçlamayı kabul etmediğini, müşteki ve sanıkların dayıları olduğunu, iki şirkette %5 oranında hissedar olduğunu, ...'ın yanında 1998 yılında çalıştığını, imza sirküsüne ihtiyaç duyulduğu zaman iş yeri çalışanı ...'nun imza sirkülerini ilgili kişilere imzalattırıp götürdüğünü, yanında noter veya görevlendirilmiş katip olmadığını, imza sirkülerinin kendisi tarafından düzenlenmediğini ve imzalanmadığını ifade etmiştir. 5. Tanık ... beyanında, şirkette ön muhasebeci olarak çalıştığını, katılan ile sanıkların kardeş olduklarını, adı geçenlerin önceden birlikte güzel iş yaptıklarını, ancak daha sonra aralarında ihtilaflar çıktığını ve bunun üzerine birbirlerini şikayet etmeye başladıklarını, kendisi hakkında da şikayette bulunduklarını, başkaca bir bilgisinin olmadığını, ifade etmiştir. 6. Suça konu belgelerde katılan adına atılı bulunan imzaların taklit edilmek suretiyle sahte olarak oluşturulduğu, sanıklar veya başka bir şahıs tarafından atılıp atılmadığı yönünde görüş bildirilmesinin mümkün olmadığına dair ekspertiz raporu ile suça konu 30.05.2006 tarihli, 19124 ve 19125 yevmiye numaralı imza sirkülerinin sol yan kenar kısımlarında "..." ve "..." yazılarının sanık ...'un elinden çıktığına dair 16.03.2014 tarihli bilirkişi raporunun dosyada mevcut olduğu anlaşılmıştır. Yapılan yargılama sonucunda, Mahkeme sanıkların yüklenen resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetlerine yeterli delil bulunmadığı gerekçesi ile temyize konu beraat kararlarını vermiştir. IV. GEREKÇE A. Sanıklar ... ve ... Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Verilen Hükümler Yönünden Sanıklar ... ve ...'ın istikrarlı savunmaları, savunmalarını destekleyen bilirkişi raporları ve tanık beyanlarının içeriği, sanıklar ile birlikte uzunca süredir adı geçen şirketlerde kurucu ortak ve hissedar sıfatıyla temsil yetkisi de bulunan katılanın basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğünün bulunması ve 1998 yılından bu yana yapıldığını iddia ettiği usulsüzlükleri şikayet tarihine kadar fark etmemesinin ticari hayatın gerçekleri ile bağdaşmaması hususları da nazara alındığında; tüm dosya kapsamı itibariyle sanıkların beraatine ilişkin mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. B. Sanık ... Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Verilen Hüküm Yönünden Katılan ...'ın, ...İnşaat Ticaret ve Sanayi Limited şirketinin %90,... İnşaat Ticaret Proje Limited Şirketinin %33,33, ... ...Turizm İnşaat Ticaret Sanayi A.Ş. nin %15 kurucu ortağı ve hissedarı olduğu, katılan ... ve sanıklar ... ve ...'ın kardeş oldukları, sanıklar ... ve ...'ın ise son iki şirketin ortakları olduğu, katılan ..., kardeşleri olan sanıklar ... ve ...'ın 1998 tarihinden 2006 tarihine kadar bir kısım hisse devir senetlerini, noterlikçe düzenlenen vekaletname ve imza sirkülerinde sahtecilik yaptıkları iddiası ile şikayetçi olduğu, katılanın iddiasına konu ... 4. Noterliği tarafından düzenlenen 30.05.2006 tarihli, 19124 ve 19125 yevmiye numaralı imza beyannamelerinde yer alan imzaların katılanın el ürünü olmadığının tespit edildiği, ancak noterde saklanması zorunlu belgeler üzerinde yapılan incelemede, 30.05.2006 tarihli, 19124 ve 19125 yevmiye numaralı imza beyannamelerinin sol yan kenarı kısmında "..." ve "..." yazılarının katılan ...'ın yanında çalışan sanık ...'un elinden çıktığının tespit edildiğinin iddia ve kabul olunması karşısında, beraat eden sanıklar ...ve ...'ın aşamalarda vermiş oldukları beyanlarında sanık ...'un katılanın yanında çalıştığını, suça konu belgelerin üzerinde yer alan "..." ve "..." yazılarının karakteristik olarak ...'un yazısına benzediğini iddia etmeleri üzerine yapılan bilirkişi incelemesi ile iddialarının doğru olduğunun belirlenmesi ve tüm dosya kapsamı karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 tarihli ve 80/98 sayılı kararında açıklandığı ve Dairemizin benzer birçok kararında vurgulandığı üzere: belgelerde sahtecilik suçlarında kast, zarar vermek bilinci ve iradesi olarak kabul edilmelidir. Mağdurun önceden verdiği rıza üzerine onun imzasını taklit ederek kullanan failde mağdura zarar vermek bilinci bulunmayacağından kastın varlığı ileri sürülemez. Ancak doğal olarak, rıza üzerine başkasının imzasını taklit eden failin, mağdura herhangi bir zarar vermeyeceği kanısı ile hareket ettiği sabit olmalıdır. Mağdurun rızasının kastı ortadan kaldırabilmesi için fiilin işlenmesinden önce açıklanması zorunludur. Mağdurun rızası açık olabileceği gibi zımni de olabilir. Özellikle iki kişi arasındaki ilişkiler, böyle bir rızanın varlığını ciddi olarak kabule elverişli olduğu takdirde, bu rızaya dayanarak başkasının imzasını atan kimsede suç kastının varlığı kabul olunamaz. Somut olayda, gerçeğin ve suç kastının kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından; katılan ...'ın beyanı alınarak imza sirkülerinin sanık ... tarafından imzalanmasına rızasının bulunup bulunmadığının sorulması, sonucuna göre sanığın katılan ... adına daha önce düzenlediği ve imzaladığı belgelerin olup olmadığı da araştırılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi yerine eksik inceleme sonucu dosya kapsamına uygun düşmeyecek şekilde beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Sanıklar ... ve ... Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Verilen Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle ... 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2020 tarihli ve 2019/481 Esas, 2020/166 Karar sayılı kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanık ... Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Verilen Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle ... 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2020 tarihli ve 2019/481 Esas, 2020/166 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.10.2023 tarihinde karar verildi.