Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2019/11657 E. 2023/6971 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2019/11657
- Karar No
- 2023/6971
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/437 E., 2015/448 K. SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Küçükçekmece 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.2015 tarihli ve 2015/437 Esas, 2015/448 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 1.Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 58 inci maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, 2. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesi delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 269 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 58 inci maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, Karar verilmiştir. B.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, sanık hakkında, resmi belgede sahtecilik suçundan, kurulan hükmün suça konu nüfus cüzdanının aldatıcılık niteliği bulunmadığından bahisle birden fazla sahte belge olmadığı gözetilmeden teşdiden cezalandırılmasına karar verilmesi nedeniyle bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği, resmi belgede sahtecilik suçunu kabul ettiğini ancak birden fazla resmi belgede sahtecilik suçunu işlemediğini, polislerin görür görmez suça konu kimliğin sahte olduğunu anladığını, suçun unsurlarının oluşmadığını, sahtecilik kastını bulunmadığını, yine başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşmadığını belirtmekle, hükümlerin lehine bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın, suç tarihinde şüphe üzerine yapılan kontrol sırasında, üzerinde kendisine ait fotoğraf bulunan, abisi ... kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş suça konu sahte H11550782 seri nolu nüfus cüzdanını ibraz ettiği, yapılan üst aramasında da üzerinde kendisine ait fotoğraf bulunan, abisi ... kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş suça konu sahte AA-318004 seri numaralı sürücü belgesinin ele geçtiği, görevlilerin belgelerin sahte olup olmadığı yönünde yaptıkları sorgulama neticesinde gerçek kimliğini doğruladığı, soruşturmaya ilişkin belge ve tutanakların ... ismiyle düzenlenip imzalandığı, suça konu nüfus cüzdanı ve sürücü belgesine el konularak adli emanetin 2015/806 sırasına kaydedildiği anlaşılmıştır. 2.Suça konu belgeler üzerinde yaptırılan incelemeye ilişkin 23.01.2015 tarihli uzmanlık raporunda, nüfus cüzdanının orjinal olup üzerindeki mevcut fotoğrafın tahrifen sonradan yapıştırılmak suretiyle sahteleştirildiği, sürücü belgesinin ise tamamen sahte oluşturulduğu, belgelerin aldatıcılık niteliğinin bulunduğu tespitleri bildirilmiştir. 3.Mahkeme tarafından suça konu nüfus cüzdanı ve sürücü belgesi duruşmaya getirtilip, incelenmek suretiyle özellikleri tutanağa geçirilmiş, aldatıcılık niteliklerinin bulunduğu belirlenmiştir. 4.Mahkeme kabul ve uygulamasına göre, sanığın, aldatıcılık niteliği bulunan suça konu sahte nüfus cüzdanı ve sahte sürücü belgesini kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanması suçlarını işlediği sabit görülmekle, anılan suçlardan cezalandırılmasına ilişkin temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulduğu anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden 1.Suça konu sahte nüfus cüzdanı ve sürücü belgesinin dosya arasında olduğu belirlenerek, Heyetimizce anılan belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde, mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinin anlaşılması nedeniyle Tebliğnamede bu yönde bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiş, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. 2. İddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin ve unsurları itibarıyla oluştuğu anlaşılmakla, kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir. 3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması, aynı Kanun'un 267 nci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan iftira suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun (5326 sayılı Kanun) "Kimliği bildirmeme" başlığını taşıyan 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası ise "Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir." hükmünü haiz olup, bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır. Kamu görevlisinin, görevi nedeniyle resmi belge düzenlendiği sırada yalan beyanda bulunulması hâlinde 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesi uygulanacaktır. Resmi belge düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması durumunda, kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması hâlinde 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi gerekli olacaktır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın hakkında arama kararı olması nedeniyle yakalanmamak amacıyla suça konu sahte belgeyi ibraz ettiği, sahte belgeyi ibraz ettikten sonra gerçek kimliğini açıkladığı ve düzenlenen tutanak ve yakalama evrakının da sanığın gerçek kimlik bilgilerine göre düzenlendiğinin anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasına uyduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde düzenlenen suçun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden, eksik araştırma ve incelemeyle mahkûmiyet hükmü kurulması nedeniyle hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur. V. KARAR A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde A bendinde açıklanan nedenlerle Küçükçekmece 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.2015 tarihli ve 2015/437 Esas, 2015/448 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde B bendinde açıklanan nedenlerle Küçükçekmece 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.2015 tarihli ve 2015/437 Esas, 2015/448 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle, BOZULMASINA; ancak sanığın eylemine uyan 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 20 inci maddesinin ikinci fıkrasında (c) bendinde yazılı zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği 21.01.2015 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 322 inci ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 24 üncü maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, Kabahatler Kanunu'nun 20 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.10.2023 tarihinde karar verildi.