Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2019/10431 E. 2023/5997 K. – Resmi Belgede

Konu: Resmi Belgede Sahtecilik

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2019/10431
Karar No
2023/5997
Karar Tarihi
Konu
Resmi Belgede Sahtecilik

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/245 E., 2015/355 K. SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Gerede Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.09.2015 tarihli ve 2015/245 Esas, 2015/355 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz talebi, aldığı cezaya ilişkin temyiz hakkını kullandığına ve dosyanın Yargıtay'a gönderilmesi talebine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın, 10.07.2012 tarihinde katılan ...'a ait Ankara'da bulunan iş yerinden Numan Turhal adına sahte olarak düzenlenen nüfus cüzdanını kullanarak araç kiraladığı, 12.07.2012 tarihinde Yeniçağa İlçesi'ne gelerek araç maliki ... adına düzenlenen nüfus cüzdanı ile ... adına Yeniçağa Noterliğinde 1784 yevmiye numarasıyla imza beyannamesi düzenlettiği, bu şekilde katılan ... adına düzenlenen sahte kimliği kullanarak üzerine atılı suçu işlediği iddia ve kabul edilmiştir. 2. Sanığın savunması kısmi ikrara yöneliktir. 3. Yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında müştekiye ait kimlik bilgilerini içeren sahte kimlik düzenleyerek müşteki adına noterlikte imza beyannamesi düzenlettiği, söz konusu eylem ve işlemlerin noter işlemleri ile sabit olduğu, sanığın üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği, müştekinin vermiş olduğu beyan ve teşhis işlemi neticesi sanığın atılı suçu işlediğinin tespit edildiği kabulü ile resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine dair inceleme konusu hüküm kurulmuştur.

IV. GEREKÇE 1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan sahtecilik suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, aynı suç işleme kararıyla ve aynı anda düzenlenen belgelerle ilgili olarak tek bir suçtan hüküm kurulması gerekeceği, buna karşın aynı suç işleme kararıyla fakat değişik zamanlarda düzenlenen belgelerle ilgili olarak yine tek bir suçtan hüküm kurulup, aynı Kanun'un 43 üncü maddesi gereğince zincirleme suç hükümleri gereğince cezanın arttırılması gerektiği, farklı suç işleme kastının bulunduğunun ispatı halinde ise her bir eylemin ayrı bir suç oluşturacağı dikkate alınarak, somut olaya ilişkin olarak yapılan UYAP sorgulaması neticesinde sanık hakkında, 10.07.2012 tarihinde sahte nüfus cüzdanı kullanarak katılandan kiraladığı aracı, kimliği tespit edilemeyen ve hakkında Devrek Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/1124 sayılı dosyası ile soruşturma yürütülen şüpheli ile birlikte, araç maliki adına düzenlenen sahte nüfus cüzdanını kullanarak 12.07.2012 tarihinde Yeniçağa Noterliğinde düzenlenen imza sirküleri ile aynı tarihte Devrek Noterliğinde düzenlenen araç satış sözleşmesi ile devretmek suretiyle gerçekleşen eylemi nedeniyle Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.04.2013 tarihli ve 2013/31 Esas, 2013/100 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile aynı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları gereğince verilen mahkumiyet hükümlerinin 11.05.2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla; sanığın eylemlerinin aynı suç işleme kararına bağlı olarak zincirleme biçimde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmadığının değerlendirilebilmesi için yukarıda belirtilen dosyaların ve varsa tespit edilebilen benzer nitelikteki dosyalarının araştırılarak mümkünse mevcut dava ile birleştirilmesi, birleştirme mümkün değilse bu davayı ilgilendiren belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulması, 2. Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarih ve 232-250 sayılı, 09.10.2012 tarihli, 2011/8-335 Esas ve 2012/1804 Karar sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği ve belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının tayin ve takdiri hâkime ait olup yasal unsurlarının tam olup olmadığı ve aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı hususunda gözlem yapılması gerektiği, suça konu belge aslının ilgili noterlikten getirtilerek emanete alınması ve özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, denetime olanak verecek şekilde dosya içerisine konulması, aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının belirlenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi,

3. Kabule göre de; a. İmza sirkülerinin kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belge niteliğinde olması karşısında; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini, b. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, nedenleriyle sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmü hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gerede Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.09.2015 tarihli ve 2015/245 Esas, 2015/355 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının korunmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.09.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2019/10431, K. 2023/5997, T. 12.09.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2019-10431-e-2023-5997-k-c2e483c86d00