Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/9218 E. 2012/301 K.
Konu: Nitelikli Dolandırıcılık, Bilişim
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/9218
- Karar No
- 2012/301
- Karar Tarihi
- Konu
- Nitelikli Dolandırıcılık, Bilişim
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, bilişim HÜKÜM : 765 sayılı TCK'nun 504/1, 522/1. maddelerine göre 1 yıl hapis, 585 YTL adli para cezası, 765 sayılı TCK'nun 504/1. maddesine göre 2 yıl hapis, 2.138 YTL adli para cezası, 765 sayılı TCK'nun 504/1, 61/1. maddelerine göre 1 yıl hapis cezası ve içtimaen sonuç olarak 4 yıl hapis, 2.723 YTL adli para cezası. Sanık hakkında 23.03.2005 gün ve 2005/8714 esas 2005/580 sayılı iddianame ile birden fazla sahte nüfus cüzdanı kullanmak suçundan ayrı ayrı cezalandırılması istemi ile açılan kamu davası ile ilgili mahkemece zamanaşımı süresi içeresinde her zaman karar verilmesi olanaklı görülmüştür. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.05.2008 gün ve 87/150 sayılı kararında da açıklandığı üzere; sanığın sübuta eren, başkalarına ait kimlik bilgileri ile katılan bankaya başvurarak şifresiyle birlikte sahte kredi kartları alıp bu kartlarla alışveriş yapması ve nakit para çekmesi eylemlerinin, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 504/3, 525/b-2. maddelerinde öngörülen "nitelikli dolandırıcılık" ve “bilişim”, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun 245/2 ve 245/3. maddesinde düzenlenen "banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması" suçlarını oluşturduğu, 765 sayılı TCK.nun 504/1. maddesi uygulanarak hükmolunan cezaların, 5237 sayılı TCK.nun 245/2, 245/3 ve 43/1. maddeleri hükümlerine göre açıkça sanık lehine olduğunun anlaşılması ve 765 sayılı TCK.nun 504. maddesinin 1. fıkrası ile 3. fıkrasında öngörülen ceza miktarlarının aynı olması karşısında; 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca karşılaştırma yapılmadan 765 sayılı TCK.nun 504/1. maddesi ile uygulama yapılmasındaki isabetsizlik sonuca etkili görülmediğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafii, katılan banka vekilinin ve o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak: 1- 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 01.03.2006 tarihinde yürürlüğe giren ve anılan Kanunun 37/2. maddesindeki “kredi kartı veya üye işyeri sözleşmesinde veya eki belgelerde sahtecilik yapanlar veya sözleşme imzalamak amacıyla sahte belge ibraz edenler” ile ilgili düzenleme karşısında; sahte nüfus cüzdanı ile kredi kartı almak için katılan bankaya başvuran sanığın yaptığı başvuru üzerine bankaca yapılan araştırma sonucu sahteciliğin belirlenmesi nedeniyle kredi kartının düzenlenmediğinin anlaşılması karşısında 01.06.2005 günü yürürlüğe giren 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanığın eylemine uyan 765 sayılı Türk Ceza Kanunun 504/3, 61. maddesi ile sonradan yürürlüğe giren 5464 sayılı Kanun hükümleri olaya uygulanarak bulunacak sonuç cezaların karşılaştırılması suretiyle lehe olan hükmün belirlenmesi gerekirken, 5237 sayılı TCK’nun 158/1-j maddesi ile karşılaştırılarak yazılı şekilde karar verilmesi, Kabule Göre de; 1- Sanığın ... ve ... adına sahte nüfus cüzdanları ile aynı katılan bankaya başvurarak elde ettiği kredi kartlarını değişik tarihlerde alışverişlerde ve para çekmekte kullandığının iddia ve kabul olunması karşısında; eylemlerinin zincirleme şekilde “nitelikli dolandırıcılık” ve “bilişim” suçlarını oluşturacağı ancak, 765 sayılı TCK'nun 525/b-2. maddesinde düzenlenen bilişim suçu ile ilgili kamu davasının açılmadığı da gözetilerek, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 504/3 ve 80. maddelerinin, suç kastının yoğunluğu, elde edilen haksız menfaat miktarı ve gerçekleştirilen eylem sayısı nazara alınarak teşdiden uygulama yapılması gerekirken, aynı Kanunun 71. maddesi gereğince her kart için ayrı ayrı uygulama yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması, 2- Kabul ve uygulamaya göre; sanığın ... adına düzenlenmiş nüfus cüzdanını katılan bankaya ibraz ederek kartı düzenlenmesini sağlamaya yönelik eylemi nedeniyle tayin olunan hapis cezası yanında ayrıca para cezasına da hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 3- Sanığın aynı eyleminin teşebbüs aşamasında kalması ve elde etmek istenen haksız yararın belirlenememiş olması karşısında 765 sayılı TCK.nun 522. maddesinin pek hafif değere ilişkin indirim hükmünün uygulanmaması, Yasaya aykırı, 4- Hükümden sonra, 08.02.2008 günlü 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK.nun 231 ve TCK. nun 7/2. maddeleri gereğince, sanık hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararı verilip verilmeyeceği hususunun tartışılmasında zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 12.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.