Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/7627 E. 2011/755 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2010/7627
Karar No
2011/755
Karar Tarihi

Hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçundan şüpheliler ..., ...ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Şişli Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06/06/2008 tarihli ve 2006/46868 soruşturma, 2008/13305 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itirazın reddine ilişkin Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi başkanınca verilen 27/10/2008 tarihli ve 2008/398 değişik iş sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre,

1-Şüphelilerin Ünal Tarım Ürünleri ihracat ve Sanayi A.Ş. yönetim kurulu üyeleri oldukları, idare etmek üzere tevdi edilen şirket malvarlığı ile ilgili olarak, ... isimli şahsa manipülâsyon eyleminde kullanacağı şirket hisse alımında gerekli naktin şüpheliler tarafından havale yoluyla gönderildiği, havale miktarları şirket kasasından çıkmakla birlikte ... isimli şirket çalışanına avans olarak kaydedilmek suretiyle şirket nakdinin amacı dışında kullanıldığının tespit edilmiş olması karşısında, görevlerinin gereklerine uygun davranmadıkları, şüphelilerin üzerlerine atılı eylemleri ile ilgili olarak kamu davası açılması için yeterli şüphe bulunduğu ve mevcut delillerin mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde,

2-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun " Cumhuriyet Savcısının Kararına İtiraz" başlıklı 173/1. maddesinde yer alan "Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi başkanına itiraz edebilir" şeklindeki düzenleme uyarınca Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara suçtan doğrudan zarar görenin itiraz hakkı olduğu, bu zararın niteliği itibarıyla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15/07/2008 tarihli, 2008/9-95 esas, 2008/185 sayılı kararında da belirtildiği üzere "haklı çıkarın zedelenmesi" halinde zararın gerçekleştiğinin kabulünde zorunluluk bulunduğu, incelenen dosya içeriğine göre; "Ünal Tarım Ürünleri İhracat ve Sanayi A.Ş. Yönetim kurulu üyeleri olan şüpheliler hakkında, ... isimli şahsa manipülâsyon eyleminde kullanacağı şirket hisse senetlerinin alımında gerekli olan nakit paranın şüpheliler tarafından havale yolu ile gönderildiği, havale miktarları şirket kasasından çıkmakla birlikte ... isimli şirket çalışanına avans olarak kaydedildiği belirtilerek şüphelilerin yönetim kurulu üyeleri oldukları Ünal Tarım Ürünleri İhracat ve Sanayi A.Ş. isimli şirketin nakdini amacı dışında kullanmak suretiyle güveni kötüye kullanmak suçunu işledikleri" ihbarı üzerine yürütülen soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara ancak anılan şirket ve hissedarlarının itiraz hakkının olduğu, iddiaya konu hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu ihbar eden Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun itiraza hakkının bulunmadığı gözetilmeden, itirazın bu yönden reddi yerine isin esasına girişilerek reddine karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 17.04.2010 gün ve 2009/4483/24787 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 10.05.2010 gün ve KYB.2010/107557 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:

Kanun yararına bozma, yasaların bir örnek ve eşit uygulanması amacını, kesin hüküm dokunulmazlığına üstün tutan; bu nedenle de çarpıcı hukuki aykırılıkları konu edinen olağanüstü bir yasa yoludur. Yasa yararını gerçekleştirmek amacını güttüğünden, sonucundan sanık da yararlanabilir.

Bu çerçevede ele alındığında; hüküm veya kararın gerekçesi, kanıtların değerlendirilmesi gibi maddi sorunlar kanun yararına bozmanın kapsamı dışındadır. Yargıtay’ın hukuki sorunlarla ilgili bozma yetkisi de olağan temyiz yoluna oranla çok sınırlıdır. Zira kararın bozulmasından sonra kural olarak yeniden yargılama söz konusu olmadığından, Yargıtay ancak, ya sanık yararına bir yasa maddesinin uygulanmaması gibi yeni bir yargılamaya gerek olmadan düzeltebileceği, ya da hukuki nitelendirme yanılgısı gibi bütünüyle yasaya aykırı bulunan mahkeme karar veya hükümlerini göz önünde tutarak inceleme yapabilir.

Görülüyor ki bu yasa yolunda maddi nedenlerle bozma alanı gerekçeyle sınırlı bulunan Yargıtay’ın, hukuki nedenlerle bozma yetkisi de kurumun amacı doğrultusunda tutulmuştur.

İncelenen dosya içeriğine göre; Ünal Tarım Ürünleri İhracat ve Sanayi A.Ş. isimli şirketin nakdini amacı dışında kullanmak suretiyle güveni kötüye kullanmak suçunu işledikleri iddiası üzerine yürütülen soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara karşı ancak suçtan zarar gören şirket ve hissedarlarının itiraz hakkının olduğu, iddiaya konu hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu ihbar eden Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun itiraza hakkının bulunmadığı gözetilmeden, itirazın bu yönden reddi yerine işin esasına girişilerek reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Şu halde; Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun vaki itirazının, taraf ehliyeti açısından reddi yerine, istemin esastan incelenerek reddine dair kararın kanun yararına bozma yolu ile incelenmesi, sonuç açısından bir yenilik yaratmayacaktır. Bu itibarla kanun yararına bozma istemi yerinde görülmediğinden CMK’nın 309. maddesi uyarınca REDDİNE, anılan kovuşturmaya yer olmadığı kararının itiraza yetkisi bulunan Ünal Tarım Ürünleri İhracat ve Sanayi Anonim Şirketine usulüne uygun olarak tebliğ işleminin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 11.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2010/7627, K. 2011/755, T. 11.02.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2010-7627-e-2011-755-k-8124bd41e05a