Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/16040 E. 2012/2083 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/16040
- Karar No
- 2012/2083
- Karar Tarihi
Resmî belgede sahtecilik suçundan şüpheliler ..., ..., ..., ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 08/04/2010 tarihli ve 2009/27022 soruşturma, 2010/4007 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itirazın reddine ilişkin mercii Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca verilen 25/06/2010 tarihli ve 2010/767 değişik iş sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 160. maddesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, şüpheli ... dışında diğer şüphelilerin ifadesine başvurulmadığı ve adreslerinin araştırılmadığı gibi sahtecilik iddiası ile ilgili belgelerin tümünün konsolosluktan istenilmediği, ortada 5271 sayılı Kanuna uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanunun 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 30/10/2010 gün ve 2010/12638/66768 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/11/2010 gün ve KYB.2010/286889 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü: Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 04.12.2007 gün ve 2007/2-247/257 sayılı kararında açıklandığı üzere, 5271 sayılı CMK.nun 160. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenen Cumhuriyet savcısı, kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamak, aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince de maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almak ve şüphelinin haklarını korumak ile aynı Kanunun 170. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca da soruşturma evresi sonucunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenlemek, aksi halde de 172. madde gereğince kovuşturmaya yer olmadığına karar vermek yükümlülüğü altındadır. Cumhuriyet savcısının kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararına karşı yapılacak başvuru yöntemi de CMK.nun 173. maddesinde düzenlenmiş olup, itiraz mercii olarak öngörülen ağır ceza mahkemesi başkanının itirazı yerinde bulması halinde Cumhuriyet savcısının iddianame düzenleyerek mahkemeye vereceği, itirazın haklı bulunmaması halinde de istemin gerekçeli olarak reddolunacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak bu hükümlerin uygulanabilmesi için Cumhuriyet savcısının kanuna uygun bir soruşturma yapmış olması zorunlu olup buna karşın, Cumhuriyet savcısının CMK.nun kendisine yüklediği soruşturma görevini hiç yerine getirmediği, ortada kanuna uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumlarda, itirazı inceleyen merciin, Cumhuriyet savcısının CMK.nun 160 ve devamı maddeleri uyarınca soruşturma yapılmasını sağlamak amacıyla itirazın kabulüne karar vermesi gerekmektedir. İncelenen dosya içeriğine göre; Armina Turizm ve Organizasyon Limited Şirketi yetkilisi şüpheli ... ve bu şirket tarafından vize işlemleri takip edilen şüpheliler ..., ..., ... ve ...’ın şikâyetçi şirkete ait tıp merkezi tarafından düzenlenmiş gibi tıp merkezinin antetli kağıdı ve doktorlarından ...’un kaşe ve imzası taklit edilerek oluşturulmuş sahte HİV testi sonuç raporlarını vize alabilmek için Rus konsolosluğuna ibraz ettiklerinin iddia olunmasına karşısında; ilgili konsolosluktan böyle bir başvuru olup olmadığı sorulup var ise ilgililerin açık kimlik ve adres bilgileri ile başvuru belgelerinin gönderilmesi istenilip, şirket adresinde ve kayıtlarında sahte başvuru belgelerinin aranıp, şüpheliler ..., ..., ... ve ...’ın açık kimlik ve adres bilgileri örneğin olay tarihine yakın tarihlerde pasaport müracaatlarının da olabileceği gibi hususlar değerlendirilerek araştırılıp, imza ve kaşesi kullanılan doktor mağdur olarak dinlenip toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile şüpheli ...’nun ifadesinin tespiti dışında hiçbir soruşturma yapmaksızın kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmakla, itirazın bu nedenlerle kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsiz olup, kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 08.04.2010 gün ve 2009/27022 soruşturma 2010/4007 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik vaki itirazın reddine ilişkin mercii Bakırköy 10.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen 25.06.2010 gün ve 2010/767 değişik iş sayılı kararın CMK.nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin 5271 sayılı CMK. da gözetilerek mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 23.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.