Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/1298 E. 2010/3710 K. – Dolandırıcılık

Konu: Dolandırıcılık, Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2010/1298
Karar No
2010/3710
Karar Tarihi
Konu
Dolandırıcılık, Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan, HÜKÜM : Ankara 11.Asliye Ceza Mahkemesinin 05.05.2005gün, 2003/633 esas ve 2005/256 sayılı kararı iledolandırıcılık suçu nedeniyle 765 sayılı TCK'nun503/1, 522, 59/2. maddeleri gereğince hükmedilen 11ay 3 gün hapis ve 1.000 lira ağır para cezasının,memura yalan beyanda bulunmak suçundan 765 sayılıTCK'nun 343/2, 59. maddeleri gereğince hükmedilen 5ay hapis cezalarının, 5237 sayılı TCK kapsamındadeğerlendirilmesinde, dolandırıcılık suçundan 765sayılı yasaya göre kurulan hükmün lehe olduğundandolayı bu husustaki uyarlama talebinin reddine,memura yalan beyanda bulunmak suçundan 5237sayılı TCK'nun 206, 62. maddeleri gereğince 2 ay 15gün hapis cezası kurulmasına dair hüküm, I-Suç tarihinden önce kasıtlı suçlardan dolayı kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin bulunması nedeniyle hakkında 5728 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesinin uygulanma olanağı bulunmayan hükümlü ile ilgili olarak dolandırıcılık suçundan bozmaya uyulmak suretiyle yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin, soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve 5237 sayılı TCK.nun 7 ile 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddeleri uyarınca 765 ve 5237 sayılı Kanunların hükümleri olaya uygulanarak birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Kanunun belirlenmesindeki takdirine ve incelenen dosya içeriğine göre, hükümlünün dolandırıcılık suçu yönünden 5237 sayılı Yasanın lehe olduğuna ilişen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak: 1-5237 sayılı Kanun ile hükümlü lehine bir düzenleme getirilmediğinin kabul olunması karşısında; “Hükümlü hakkında dolandırıcılık suçundan yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, önceki kesinleşmiş mahkûmiyet hükmündeki ağır para cezalarının, 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5. maddesi gereğince adli para cezalarına dönüştürülmek suretiyle adı geçen hükümlü hakkındaki anılan suçtan kesinleşen önceki hükmün aynen infazına” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması, 2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.02.2006 gün ve 11/12 sayılı kararında da açıklandığı üzere; önceki kesinleşmiş hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun ile hükümlü lehine bir düzenleme olup olmadığının yeniden değerlendirilmesi için yapılan uyarlama yargılamasındaki yargılama giderlerinin yargılamaya neden olmayan hükümlüye yüklenemeyeceğinin gözetilmemesi, Yasaya aykırı, 3-05.05.2007 gün ve 26513 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun “Yeni Türk Lirası ve Yeni Kuruşta Yer Alan Yeni İbarelerinin Kaldırılmasına ve Uygulama Esaslarına İlişkin Karar”ı gereğince yeni para biriminin gözetilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş ise de, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından hükümlü hakkındaki dolandırıcılık suçu ve yargılama gideri ile ilgili bölümler çıkartılıp yerine “5237 sayılı Kanun ile hükümlü lehine bir düzenleme getirilmediği anlaşılmakla, dolandırıcılık suçundan yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, 05.05.2007 gün ve 26513 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun Yeni Türk Lirası ve Yeni Kuruşta Yer Alan Yeni İbarelerinin Kaldırılmasına ve Uygulama Esaslarına İlişkin Kararı ile 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5. maddesi uyarınca, dolandırıcılık suçundan önceki kesinleşmiş hükümde yer alan 1.000,00 YTL sonuç ağır para cezasının 1.000,00 TL adli para cezasına dönüştürülmesi suretiyle 05.05.2005 gün ve 633/256 sayılı dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün aynen infazına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan anılan suçtan kurulan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II-Hükümlünün, “görevli memura yalan beyanda bulunmak” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince: Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.02.2006 gün ve 11/12 sayılı kararında da açıklandığı üzere; kesinleşmiş hükümden farklı bir hüküm kurulması halinde, infazda kuşkulara neden olunmaması yönünden yeni kararın Ceza Muhakemesi Kanununa göre hüküm fıkrasında bulunması zorunlu unsurları taşıması, kararın gerekçesinde 5271 sayılı CMK.nun 230. maddesi uyarınca suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, nitelendirilmesi, cezanın ve/veya güvenlik önlemlerinin belirlenmesi, yeni hükmün kesinleşmesi üzerine önceki kararın infaza esas alınacak hüküm bölümü ortadan kalkıp geçerliliği sona ereceği için, önceki hükümdeki vekalet ücreti, müsadere, yargılama giderleri ve benzeri hususların infazda doğabilecek kuşku ve duraksamaları gidermek üzere uyarlama kararında da aynen gösterilmesi ve hükümlünün, adli soruşturma sırasında gerçekte var olan bir kişinin kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle kendi kimliği hakkında resmi mercilere yalan beyanda bulunmaktan ibaret eyleminin 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 268/1 maddesi yollaması ile aynı Yasanın 267. maddesi kapsamında düzenlenen suçu oluşturacağı gözetilip, buna göre kararın gerekçe bölümünde; 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerektiği gözetilmeden, görevli memura yalan beyanda bulunmak suçu yönünden 5237 sayılı Yasanın lehe olduğundanbahisle kesinleşmiş hükümlerden farklı olarak bu kurallara uyulmaksızın yazılı şekilde hükümlünün eylemine uymayan aynı Yasanın 206. maddesinin uygulanması suretiyle hüküm kurulması, Yasaya aykırı, hükümlünün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen anılan suçtan kurulan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 01.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2010/1298, K. 2010/3710, T. 01.04.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2010-1298-e-2010-3710-k-ced43afb16af