Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/10274 E. 2011/5602 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2010/10274
Karar No
2011/5602
Karar Tarihi

Görevli memura görevi hakkında yalan beyanda bulunmak suçundan sanık ...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 206. maddesi uyarınca 450 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/10/2006 tarihli ve 2004/355 esas, 2006/433 sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre, 1)5237 sayılı Kanun'un 52/1. maddesinde " Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir" şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun'un 52/3. maddesine göre, "kararda adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir" hükmü karşısında, Mahkemece sanık hakkında anılan Kanun'un 206 maddesi uyarınca öncelikle adlî para cezasının tam gün olarak tespit edilmesinden sonra bir gün karşılığı takdir edilen miktar belirlenerek netice ceza tayin edilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek doğrudan 450 yeni Türk lirası adlî para cezasına hükmedilmesinde, 2)Sanığın hırsızlık suçu sebebiyle yakalandığı sırada, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmak şeklinde gerçekleşen eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 268. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 31.05.2010 gün ve 2010/6330-34458 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 14.06.2010 gün ve KYB.2010/139639 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü: 1) Hükümlünün hırsızlık suçu nedeniyle yakalandıktan sonra gerçek kimliği yerine arkadaşı ...'a ait kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle kimliği hakkında resmi mercilere yalan beyanda bulunmak olarak belirlenen eyleminin, suç tarihinden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 268/1. maddesi aracılığıyla 267/1. maddesi kapsamında düzenlendiği 5237 sayılı TCK'nın 206/1. maddesinin, bildirilen kimlik bilgilerinin gerçekte var olmayan kişilere ait olması durumunda uygulanma olanağının doğabileceği, bu sebeple hükümlünün eylemine uyan 765 Sayılı TCK'nın 343/2. maddesi ile 5237 Sayılı TCK'nın 267/1. maddesinin birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi yerine 5237 sayılı TCK'nın 206. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi, 2) 5237 sayılı Kanun'un 52/1.maddesinde "Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir" şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun'un 52/3.maddesine göre “kararda adli paracezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir" hükmü karşısında, mahkemece sanık hakkında anılan Kanun'un 206. maddesi uyarınca öncelikle adli para cezasının tam gün olarak tespit edilmesinden sonra bir gün karşılığı takdir edilen miktar belirlenerek netice ceza tayin edilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek doğrudan 450 Türk lirası adli para cezasına hükmedilmesi yasaya aykırı ve kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünceler bu itibarla yerinde görüldüğünden Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.10.2006 gün, 2004/355 Esas, 2006/433 sayılı kararının CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yukarıda yer alan birinci bozma nedeninin hükümlü aleyhine sonuç doğurmamasına, ikinci bozma nedeni yönünden aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendine göre karar verilmesi mümkün olduğundan, hükümlünün 5237 sayılı TCK'nın 206. maddesi uyarınca takdiren 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Yasanın 52. maddesi gereğince mahkemenin kabulü de dikkate alınarak bir gün karşılığı 20 TL olarak takdir edilip, hükümlünün sonuç olarak 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, infazın bu miktar üzerinden yapılmasına, hükmün diğer kısımlarının aynen yerinde bırakılmasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 08.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2010/10274, K. 2011/5602, T. 08.07.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2010-10274-e-2011-5602-k-78f95f7df453