Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2009/19344 E. 2010/6177 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/19344
- Karar No
- 2010/6177
- Karar Tarihi
Memura yalan beyanda bulunmak suçundan sanık ...’ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 206, 43. maddeleri gereğince 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın aynı Kanun’un 53. maddesinde belirtilen hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına, anılan Kanun’un 58. maddesi uyarınca sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimi ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Cizre Asliye Ceza Mahkemesinin 19.07.2005 tarihli ve 2005/251-514 sayılı kararın; tüm dosya kapsamına göre; Olay tarihinde başka bir suçtan dolayı yakalanan hükümlünün,hakkında yürütülen soruşturma aşamasında, kollukta gerçek kimlik bilgileri yerine veisimli kişilerin kimlik bilgilerini bildirmek suretiyle kimliği hakkında resmi mercilere yalan beyanda bulunmak olarak belirlenen eyleminin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 268/1.maddesi yollamasıyla 267/1 maddesi kapsamında kaldığı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 206.maddesinin bildirilen kimlik bilgilerinin gerçekte var olmayan kişilere ait olması halinde uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34 ve 230. maddelerine uygun olarak lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi, tüm bunların gerekçelerine de yer verilerek hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesinde, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28.12.2005 tarihli ve 2005/11724-19669 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinin 2. fıkrasında “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” 3. fıkrasında ise “Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler derhal uygulanır.” şeklinde infaz rejimi ile ilgili düzenlemelere yer verilmesi karşısında, suç tarihinde yürürlükte olmayan, infaz rejimi ile ilgili bulunan ve sanık aleyhine hüküm doğuracak surette, hakkında hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde, 5237 sayılı Kanun’un 53/3. maddesi gereğince, sanığın, kendi alt soyu üzerindeki velayet-vesayet ve kayyımlık yetkilerini kullanmasından dolayı, koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılması gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 17.09.2009 gün ve 2007/11348-53305 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 09.10.2009 gün ve KYB.2009-225137 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü: İncelenen dosya içeriğine göre; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünceler yerinde görüldüğünden, Cizre Asliye Ceza Mahkemesinin 19.07.2005 gün ve 2005/251 esas, 2005/514 sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma hükmünün, ihbarnamenin birinci ve ikinci bentlerindeki bozma istemleri yönünden aleyhe sonuç doğurmamasına, ihbarnamenin diğer bentlerindeki bozma nedenleri yönünden aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendine göre karar verilmesi mümkün olduğundan, hüküm fıkrasından TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümü çıkartılarak “sanığın TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca 1. fıkrasının (c) bendinde yazılı kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıvermeye, 2. fıkrada yazılı diğer haklarından cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmesine, hükümdeki “Yeni TCK'nın 58. maddesi uyarınca sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimi ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kısmın infaz edilmemesine, diğer hususların aynen yerinde bırakılmasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.