Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2026/4201 E. 2026/3312 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/4201
- Karar No
- 2026/3312
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/771 E., 2025/1488 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 14. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/120 E., 2025/46 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların murisi ...'un tır şoförü olarak çalıştığı iş yerinde kalp krizi geçirerek vefat ettiğini, olayın meydana gelmesinde davalı şirketin gerekli önlemleri almamasının etkili olduğunu belirterek, destekten yoksun kalan eşi ve çocukları yönünden maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının firmada yaptığı iş ve çalışma şekli ile geçirmiş olduğu kalp krizi arasında bir illiyet bağının kurulamayacağını , firmaya izafe edilecek kusur bulunmadığını, talep edilen maddi ve manevi tazminat tutarlarının fahiş olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1-Davacıların maddi tazminat davalarının kısmen kabulü ile davacı ... için 761.036,72 TL tazminatın, davacı ... için 9.471.21 TL tazminatın, davacı ... için 14.936,22 TL tazminatın, iş kazası tarihi olan 21.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, 2-Davacıların manevi tazminat davalarının kabulü ile ... için; 50.000,00 TL tazminatın, davacı ... için 25.000,00 TL tazminatın, davacı ... için 25.000,00 TL tazminatın, iş kazası tarihi olan 21.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, ... ...'un davalı .... ........'nin üstlendiği Bolu, ..., ... mevkiinde bulunan, "Ankara İçmesuyu, 2. Merhale Projesi ... Sistemi" inşaatında tır şoförü olarak çalışmaktayken 21.03.2013 tarihinde gece saat 04:30-05:00 sıralarında işyerine ait koğuşta uyuduğu esnada kendini iyi hissetmemesi nedeniyle işyeri arkadaşlarına haber vermesi sonucu şantiyede bulunan araçla, hastaneye kaldırıldığı, hastanede, kalp krizine bağlı olarak saat 10:10 sıralarında vefat ettiği, davaya konu olayın Şanlıurfa 3. İş Mahkemesinde açılan dava neticesinde verilen, 27.10.2014 tarih, 2013/114 Esas ve 2024/425 Karar sayılı ilamı ile iş kazası olarak kabul edildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 30.11.2015 tarih ve 2015/1933 Esas, 2015/21345 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, bu tespit üzerine ... müfettişi tarafından düzenlenen 16.08.2016 tarihli müfettiş raporuyla iş kazası nedeniyle atfedilecek bir kusur bulunmadığının tespit edildiği, ... sınıf iş güvenliği uzmanı ile kalp ve damar cerrahi uzmanı hekim bilirkişinin yer aldığı heyetten alınan 02.10.2023 tarihli raporda, kazalının anjiyo olması, kalp hastalığı teşhisi konulması ve buna bağlı olarak ilaç kullanmasına rağmen, ağır ve tehlikeli işlerde çalışacaklara ait periyodik muayene formunda kazalının boy, kilo bilgilerinin yer almadığı, nefes darlığı, sırt ağrısı, çarpıntısının belirtilmediği, kalp hastalığı geçirmedi olarak işaretlendiği bu şekilde kazalının sağlık durumunu takip etmeye yönelik yeterli ve etkin denetim ve gözetim mekanizması oluşturulmaması nedeniyle %20 oranında kusurlu kabul edilmesi gerektiği, sigortalının kendisinde mevcut olan kalp hastalığını ve kullandığı ilaçları işverene bildirmemesi nedeniyle %30 oranında kusurlu kabul edildiği, müteveffanın kalp krizinin meydana gelmesinde beslenme şekli, genetik özellikler, bünyevi yapı ve egzersiz durumlarının etken olduğu, bu nedenle uyurken kalp krizi olayının gerçekleşmesinde bünyesel durumun %50 oranında etkili olduğu belirtildiği, Mahkemece bu dosya kapsamında hesap bilirkişiden alınan 05.04.2024 tarihli raporda asgari ücretin 2,57 katı düzeyindeki ücretin dikkate alındığı, taraf itirazları üzerine farklı bir bilirkişiden alınan 02.01.2025 tarihli raporda asgari ücretin 2,63 katının dikkate alındığı, anılan ücret katı üzerinden hesap yapılmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı ,her iki çocuk için 25 yaşına kadar hesap yapılmış olmasının yerinde olduğu, hükme esas alınan 02.01.2025 tarihli hesabın dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile açıklanan ilkelere uygun olduğu, davalı taraf Kurumca davacı tarafa bağlanan gelirin rücuya kabil kısmının maddi tazminat hesabından tenzil edilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de Kurum nezdinde işverenin kusurunun bulunmadığına dair tespit kapsamında, rücuya tabi gelirin bulunmadığının bildirilmiş olması karşısında bilinen varken varsayıma gidilemeyeceği yönündeki hesap ilkesi dikkate alınarak gelirin hesaptan tenzil edilmemiş olması yönündeki kabulün yerinde görüldüğü, tarafların sosyal ekonomik halleri, tarafların kusur oranları ile iş kazası tarihi gözetildiğinde Mahkemenin, davacı eş ve çocuklar lehine takdir ettiği manevi tazminat miktarlarına ilişkin kararının isabetli bulunduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ .... Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, müteveffanın ücretinin 2.000,00 TL'lik net ücretten ve şantiyede aldığı üç öğün yemek ücreti ile barınma ücretinden az olarak esas alındığını, bu şekilde tazminata esas giydirilmiş ücretin eksik hesap edildiğini, bünyesel faktör olarak %50 oranın dikkate alınıp bu oranda indirim yapılmış olmasının hatalı olduğunu, işyerinde murisin önceki yıllarda anjiyo olduğunun bilindiğini, işyeri hekimi tarafından kan sulandırıcı ilaçların yazıldığı halde periyodik muayene formlarında, kilo ve boy bilgilerinin yer almadığı, nefes darlığı, göğüs ağrısı, çarpıntı bulunmadığı, kalp hastalığı geçirilmediği şeklinde gerçeğe aykırı beyanların yazıldığı, müteveffanın fazla çalıştırıldığını, buna rağmen, davalı işveren şirkete %20 oranında kusur verilmesinin müteveffaya %30 oranında kusur verilmesinin yerinde olmadığını, maddi tazminatın düşük çıkması nedeniyle ek hesap raporuna itibar edilemeyeceğini, asgari ücret değişikliklerinden kaynaklı fazlaya dair talep haklarının saklı tutulması gerektiğini beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, müteveffanın kalp krizi nedeniyle vefat etmiş olmasında müvekkiline atfedilecek bir kusur olmadığını, gerekli sağlık raporu alınmak suretiyle işe başlatıldığını, kalp krizinin kaçınılmazlık kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, talep edilen manevi tazminat şartları oluşmadığı gibi, hükmedilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu, maddi tazminatın hesabı için hesap bilirkişisinden alınan 05.05.2024 tarihli raporda asgari ücret katı 2,57 kat kabul edilmişken, 02.01.2025 tarihli raporda 2,63 kat kabul edilmesinin hatalı olduğunu, hesap raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, 25.06.2024 tarihli celsede taraf itirazlarının karşılanması talep edilmesine karşın, 2025 yılı asgari ücret verilerinin hesapta gözetilmesinin, çocukların 25 yaşına kadar destekten yararlanacaklarına dair kabulün hatalı olduğunu, davacılara bağlanan gelirin tenzil edilmemiş olmasının hatalı olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde vefat eden sigortalının eş ve çocuklarının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. TBK'nun 55. maddesi kapsamında Kurumca hak sahiplerine gelir bağlandığı anlaşılmaktadır. Kurum tespitlerine göre kusur verilmediğinden gelirin ilk peşin sermaye değeri bildirilmemiş ise de bu değerin denetime elverişli olacak şekilde bilirkişiye hesaplatılarak rücuya kabil kısımlarının davacıların tazminat alacaklarından tenzili ile sonucuna göre maddi tazminat alacaklarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, peşin sermaye değerinin bilirkişi marifetiyle hesaplanmasından sonra rücuya tabi kısmını hükme esas alınan 02.01.2025 tarihli hesap raporunda belirlenen tazminat tutarından tenzil ederek karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz eden davalıya iadesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.