Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2026/3922 E. 2026/3673 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3922
- Karar No
- 2026/3673
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/692 E., 2026/184 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Niğde 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/262 E., 2024/52 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının1991-2003 yılları arasında Almanya'da elektrik teknisyeni olarak SSK'lı olarak çalışmış olduğunu, 2006-2008 yılları arasında ise kendi işyerini açarak bağ-kurlu olarak çalıştığını, 2016 yılında ise Türkiye'de SSK'lı olarak çalıştığını, 22.12.20 15... .06.2016 tarihlerinde 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun kapsamında yurtdışı borçlanması yapmış olduğunu, 13.03.2023 tarihinde tüm şartları taşıyor olması sebebiyle emekli aylığı bağlanması talebi ile davalı Kuruma müracaat etmiş olduğunu, talebinin reddedildiğini, davacının en son çalışmasını 2016 yılında Türkiye'de SSK'lı olarak yapmış olduğunu, en son borçlanma talep dilekçesini 29.06.2016 tarihinde Kuruma sunduğunu, kanuna göre en son sigortalılık haline göre yani 4/1-a üzerinden emekliliğinin hesaplanması gerektiğini, müvekkilinin emekliliğe hak kazandığının tespiti ile buna aykırı Kurum işleminin iptalini, emeklilik aylığının bağlanarak başvuru tarihi olan 13/03/2023 tarihinden itibaren geriye dönük ödenmeyen aylıkların her ay için işleyen yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı def’i ileri sürdüğünü ve davacının 22.12.2015 tarihinde Almanya’da geçen 4340 günlük çalışma sürelerinin yurtdışı borçlanma kapsamında değerlendirilebilmesi için talepte bulunduğunu, 011/48 sayılı genelge gereği ve 01.08.2019 tarihine kadar başvurusu yapılmış olan yurtdışı borçlanma taleplerinin, sigortalının son çalışmasının kapsamına göre değerlendirildiğini, davacının her ne kadar 22.02.2014-08.03.2014 tarihleri arasında Türkiye’de 4/a kapsamında çalışması bulunsa da 20.02.2014-28.05.2014 tarihlerinde yurtdışında olduğu ve 4/a kapsamındaki çalışmanın sahte sigortalılık olması nedeniyle yurtdışı borçlanma işlemlerinin 4/b kapsamında yapıldığını, sigortalının Almanya’da geçen ilk çalışma tarihi 21.10.1991 olduğu için borçlanma işlemi de ilk aşamada 21.10.1991 tarihinden itibaren 4340 gün (21.10.1991-10.11.2003 tarih aralığı) olacak şekilde işlemleri tamamlandığını, ancak sigortalının ıslak imzalı ve dilekçesinden de anlaşılacağı üzere 11. madde de tarih aralığı belirtmeden 4340 gün borçlandırılmasını talep ettiğini, 02.03.2015 tarihli 2015/4 E-Yurtdışı talimatına göre ise “3201 sayılı Kanun'a göre borçlanma miktarının hesabına esas gün sayısının tespitinde, başvuru sahibince Yurtdışı Borçlanma Talep Dilekçesinde borçlanmak istenilen süre belirtilmişse belirtilen süre; belirtilmemiş ise ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere borçlanmak istediği gün sayısı esas alınmaktadır.” ibaresi yer aldığından ve 25.07.2023 tarih, 77594866 sayılı görüş yazısına göre; 21.10.1991-10.11.2003 tarih aralığındaki borçlanma işlemi, müvekkili Kurum tarafından borçlanmaya esas belgedeki son çalışma tarihi olan 31.12.2014 tarihinden geriye doğru 4340 gün olarak revize edilerek 16.09.2001-31.12.2014 tarihleri arasındaki sadece çalışma süreleri 4/b kapsamında borçlandırıldığını, ayrıca sigortalı 29.06.2016 tarihinde de Almanya’da geçen çalışma sürelerine ait yine tarih aralığı belirtmeden 1260 günlük yurtdışı borçlanması için ıslak imzalı dilekçe ile talepte bulunduğunu, 15.06.2016-24.06.2016 tarihleri arasında 4/a kapsamı dışında çalışması bulunduğu; 4/a kapsamındaki çalışmasının bulunduğu dönemlerde de Türkiye’de olduğu tespit edildiğinden borçlanma işleminin 4/a kapsamı üzerinden tamamlandığını, yurtdışı borçlanma işlemi 11.11.2003-15.05.2007 tarihleri arasında (1260 gün) olacak şekilde sonuçlandırıldığını, ancak sigortalıya ait ıslak imzalı yurtdışı borçlanma dilekçesinde tarih aralığı belirtmediğinden dolayı ve halihazırda 16.09.2001-31.12.2014 tarihleri arasında yurtdışı borçlanma ile ilgili ödeme yapıldığı söz konusu dönemler için 4/b kapsamında hizmeti olduğu için, 02/03/2015 tarihli 2015/4 E-Yurtdışı talimatına göre ve 25.07.2023 tarih-77594866 sayılı görüş yazısına istinaden 29.06.2016 tarihli yurtdışı borçlanma işleminin de 16.03.1998—15.09.2001 tarihleri arasındaki 4/a kapsamanda olacak şekilde revize edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; 2011/48 sayılı genelge gereği ve 01.08.2019 tarihine kadar başvurusu yapılmış olan yurtdışı borçlanma taleplerinin; sigortalının son çalışmasının kapsamına göre değerlendirildiği, sigortalının ise her ne kadar 22.02.2014-08.03.2014 tarihleri arasında Türkiye’de 4/a kapsamında çalışması bulunsa da 20.02.2014-28.05.2014 tarihlerinde yurtdışında olduğu ve sistemlerimizde kayıtlı 4/a kapsamındaki çalışmanın sahte sigortalılık olması nedeniyle yurtdışı borçlanma işlemlerinin 4/b kapsamında yapıldığı, sigortalının Almanya’da geçen ilk çalışma tarihi 21.10.1991 olduğu için borçlanma işleminin de ilk aşamada 21.10.1991 tarihinden itibaren 4340 gün (21.10.1991-10.11.2003 tarih aralığı) olacak şekilde işlemleri tamamlandığını, ancak sigortalının ıslak imzalı dilekçesinden de anlaşılacağı üzere 11. madde de tarih aralığı belirtmeden 4340 gün borçlandırılmasını talep ettiği, 02/03/2015 tarihli 2015/4 E-Yurtdışı talimatına göre ise “ 3201 sayılı Kanuna göre borçlanma miktarının hesabına esas gün sayısının tespitinde, başvuru sahibince Yurtdışı Borçlanma Talep Dilekçesinde borçlanmak istenilen süre belirtilmişse belirtilen süre; belirtilmemiş ise ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere borçlanmak istediği gün sayısı esas alınmaktadır.” ibaresi yer aldığından ve 25.07.2023 tarih, .. sayılı görüş yazısına göre; 21.10.1991-10.11.2003 tarih aralığındaki borçlanma işlemi, müvekkil Kurum tarafından borçlanmaya esas belgedeki son çalışma tarihi olan 31.12.2014 tarihinden geriye doğru 4340 gün olarak revize edildiğini, (16.09.2001-31.12.2014 tarihleri arasındaki sadece çalışma süreleri 4/b kapsamında borçlandırılmıştır.) ayrıca sigortalı, 29.06.2016 tarihinde de ..’da geçen çalışma sürelerine ait yine tarih aralığı belirtmeden 1260 günlük yurtdışı borçlanması için ıslak imzalı dilekçe ile talepte bulunduğu, sigortalının 15.06.2016-24.06.2016 tarihleri arasında 4/a kapsamı dışında çalışması bulunduğu, 4/a kapsamındaki çalışmasının bulunduğu dönemlerde de Türkiye’de olduğu tespit edildiğinden borçlanma işleminin 4/a kapsamı üzerinden tamamlandığı, sigortalının yurtdışı borçlanma işleminin 11.11.2003-15.05.2007 tarihleri arasında (1260 gün) olacak şekilde sonuçlandırıldığını, ancak sigortalıya ait ıslak imzalı yurtdışı borçlanma dilekçesinde tarih aralığı belirtmediğinden dolayı ve halihazırda 16.09.2001-31.12.2014 tarihleri arasında yurtdışı borçlanma ile ilgili ödeme yapıldığı söz konusu dönemler için 4/b kapsamında hizmeti olduğu için, 02.03.2015 tarihli 2015/4 E-Yurtdışı talimatına göre ve 25.07.2023 tarih-77594866 sayılı görüş yazısına istinaden 29.06.2016 tarihli yurtdışı borçlanma işleminin de 16.03.1998-15.09.2001 tarihleri arasındaki 4/a kapsamanda olacak şekilde revize edildiğini, bu nedenle kurumun işleminde davacının yazılı dilekçeleri doğrultusunda yapıldığından herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık davacının yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile aksine kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.