Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/9743 E. 2025/12892 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/9743
- Karar No
- 2025/12892
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/371 E., 2025/794 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/364 E., 2024/442 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; kazalı tarafından müvekkil şirkette geçirdiği iş kazası nedeniyle Gebze 2. İş Mahkemesi 2017/32 Esas sayısı ile maddi tazminat davası açıldığını, kazalının iş göremezlik oranı ve maluliyetini kabul etmediklerini, davalı SGK tarafından düzenlenen 02.06.2015 tarih ve ... no.lu "Meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespitine ilişkin %4,1 oranındaki maluliyetine ilişkin sağlık kurulu raporunu kabul etmediklerini, davanın kabulüne, davalı ...'in maluliyetinin, işgöremezlik oranının, meslekte kazanma gücü kaybının yeniden belirlenmesine, bu nedenle 506 sayılı Kanun'un 109 ve ilgili maddelerindeki prosedüre uygun tespitine, maluliyet oranının kısmen veya tamamen kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; iş kazasının 31.03.2010 tarihinde meydana geldiğini, kaza sebebiyle SGK Başkanlığı tarafından "kontrol gerekmez" kaydıyla %4,1 oranında iş göremezlik raporu verildiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, bu nedenle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. 2.Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu % 4,1 oranında maluliyetin meydana geldiği olayın üzerinden uzun bir süre geçmiş olduğunu, bu itibarla öncelikle davanın ikame edildiği tarih nazara alındığında yasal hak düşürücü süre dolmuş olduğunu, zamanında ikame edilmeyen işbu davanın zamanaşımı nedeni ile de reddi gerektiği, davalı Kurum sigortalısı ...’in yapılan muayeneler ve tıbbi incelemeler neticesinde müvekkil Kurum tarafından yapılan tespitler neticesinde % 4,1 oranında maluliyet oranı yetkili sağlık kurumları tarafından belirlendiği, bu itibarla zaten tespiti yapılmış olan maluliyet hususunun tekrar dava konusu yapılmaması gerektiğini, davacı tarafça usul ve yasaya aykırı olarak yersiz ve mesnetsiz davanın ikame edilmemesi ve davanın reddi gerektiğini talep ettiği anlaşılmıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'in 31.03.2010 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle 08.05.2010 tarihinden itibaren meslekte kazanma gücü kayıp oranının %0 olarak belirlenmesine dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince; usul ve yasaya uygun şekilde Yargıtay 10. ve (kapatılan) 21. Hukuk Dairelerinin bu tür davalar için itirazın giderilmesine ilişkin belirlediği esas ve usul çerçevesinde, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan rapor alındığı, bu rapor ile Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporu arasında ortaya çıkan çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulundan rapor alınarak çelişkinin giderildiği, Adli Tıp Kurumu mevzuatı gereğince Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu raporuna karşı gidilebilecek başka bir mercii olmadığı gibi Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu tarafından düzenlenen raporun gerekçeli ve denetime de elverişli olduğu, dosya kapsamında bulunan tüm rapor ve belgelerin doğru bir şekilde değerlendirilerek rapor tanzim edildiği, davalı işçinin, Kurum tarafından meslekte kazanma gücü kaybı oranı % 4,1 olarak belirlenmiş iken işbu davada Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp İkinci Üst Kurulu tarafından tanzim edilen 15.08.2024 tarih ve 2026 karar sayılı rapor ile sigortalının meslekte kazanma gücü kayıp oranının çalışır olarak bildirilen 08.05.2010 tarihinden itibaren % 0 ( sıfır) olarak belirlendiği, bu haliyle davalı işçinin, Kurum tarafından belirlenen meslekte kazanma gücü kaybı oranından daha az kaybının bulunduğu anlaşılmakla yerleşik Yargıtay uygulaması doğrultusunda İlk Derece Mahkemesince işveren tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davalı taraf vekillerinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiş, davalılar vekillerinin tüm istinaf nedenlerine ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı Kurum vekili; dava şartı yokluğu nedeni ile işbu davanın reddi gerekir iken kabulü cihetine gidilmesinin hatalı olduğunu, davacının öncelikle dava konusu husus hakkında müvekkili Kuruma müracaat etmesinin zorunlu olduğunu, müvekkili Kuruma belirtilen mevzuata uygun olarak yapılmış bir müracaat söz konusu değil iken Mahkemece işbu davanın kabulü cihetine gidilmesi nedeni ile bu itibarla açılan işbu davanın reddinin gerektiğini, davanın ikame edildiği tarih nazara alındığında yasal hak düşürücü sürenin dolduğunu, zamanında ikame edilmeyen işbu davanın zamanaşımı nedeni ile de reddinin gerektiğini, Kurum sigortalısının maluliyetinin % 3,3 olarak belirlendiğini, müvekkili Kurum aleyhine işbu davanın ikame edilmesinin izahtan yoksun olduğunu, ortada hukuki yarar bulunmadığını ve bu itibarla da işbu usul ve yasaya aykırı davanın müvekkili Kurum yönünden reddinin gerektiğini, davacı sigortalının geçirmiş olduğu iş kazası neticesinde maluliyetinin bulunmadığını iddia ettiğini, Mahkemece bu tür ihtilaflarda uygulanması gerekli iş ve işlemlerin uygulanmadan eksik inceleme ve araştırma ile karar tesis edildiğini, ortada tespiti yapılmış bir maluliyet oranı mevcut iken Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile davanın kabulü yönünde hüküm tesis edilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili Kurum tarafından yapılan tüm iş ve işlemlerin ilgili mevzuat muvacehesinde ifa edilmiş olup haksız ve mesnetsiz işbu davanın reddi gerekmekte iken eksik araştırma ve inceleme neticesinde davanın kabulü cihetine gidilmesinin izahtan yoksun olduğunu ve kararın kaldırılmasını gerektiğini, bu itibarla davanın reddi gerekir iken Mahkeme tarafından davanın kabulü cihetine gidilmesi, bununla birlikte davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müvekkili Kurum aleyhine yargılama gider ve masrafları ile vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı ... vekili; müvekkilinin 31.03.2010 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda sol el işaret parmağının ana damarının kopması sonucunda sakat kaldığını, 18.01.2017 tarihinde maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, davalı şirket tarafından da 24.03.2017 tarihinde davaya cevap verildiğini, bu cevap dilekçesinde davalı şirket tarafından SGK tarafından verilen 02.06.2015 tarihli kesin rapora hiç bir itirazda bulunulmadığını, hiçbir itirazda bulunulmadığı halde aradan geçen 5 celse sonrasında (yaklaşık 17 ay) davayı uzatmak maksadıyla işbu davanın açıldığını, ayrıca davanın yetkili olmayan İstanbul İş Mahkemelerinde açıldığını ve yetkisizlik kararı verilerek Mahkeme'ye gönderildiğini, bu arada da davanın açılması ve Mahkemeye gelmesinin 1 yıl sürdüğünü, tüm bu hususların hakkın kötüye kullanılması anlamını taşıdığını, davacı tarafça her ne kadar iş göremezlik oranında itiraz edilmiş ise de, bu konuda herhangi bir somut delile dayanmadığını, Mahkeme tarafından yapılan yargılamalara da davacı tarafın 17 duruşma hiç gelmediğini ve sürekli mazeret gönderdiğini, mazeretlerinin kabul edilemez olduğunu, mazereti kabul etmedikleri Mahkemeye bildirilmiş ise de Mahkeme tarafından herhangi bir gerekçe gösterilmeden mazeret kabul edildiğini ve yargılamaya devam edildiğini, davacının hakkının kötüye kullanılmasına bir yönden müsaade edildiğini, Adli Tıp 2.üst Kurulu 1,5 sene önceki muayene evrakları ile değerlendirme yaptığını, yakın tarihli ve ayrıntılı bir muayeneden sonra alınacak raporlar üzerinden bir değerlendirme yapılması gerektiğini, bunun yapılmadığını, bu sebeple işbu raporun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bu rapor üzerine verilen kararın da hukuken hatalı olduğunu, her 5 yılda bir alınan raporlarda maluliyetin var olduğu açıkça ortada olmasına rağmen son raporda maluliyetin olmamasının raporlar arasında çelişki olduğunun göstergesi olduğunu, bu sebeple müvekkilinin ayrıntılı yeniden muayenesinin yapılarak rapor düzenlenmesi gerekirken dosya üzerinden düzenlenen rapora göre karar verilmesinin hukuken hatalı olduğunu, ayrıca zamanaşımı itirazında bulunduklarını, ancak Mahkeme tarafından bu yönde bir değerlendirme yapılmadığını, davanın açılmasına sebebiyet veren kendileri olmadıkları için davacı vekili için avukatlık ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ...'in geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle uğradığı sürekli iş göremezlik derecesinin tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.