Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/8220 E. 2025/14930 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8220
Karar No
2025/14930
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2436 E., 2025/393 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... İş Mahkemesi SAYISI : 2024/203 E., 2024/327 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 26.04.2014 tarihinde davalı ... ...'a ait ... Mah. ... Cad. No:115 ...adresindeki binanın çatı tamiri işinde işçi olarak çalışırken geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle hastaneye kaldırılarak tedavilerinin yapıldığı, müvekkilinin SGK'ya herhangi bir bildirimde bulunmadan çalıştırıldığını, bu olaydan ötürü müvekkilinin ... Noterliği aracılığı ile ... yevmiye numaralı ihtarname ile iş kazasını ihbar ettiğini, yine ... İş Mahkemesinde tazminat talepli açtığı davada ise SGK'nın davacının davalıda hizmet akdiyle çalışmasının bulunduğu yönünde herhangi bir tespit yapılamadığı, ancak işyerindeki çalışmalarına ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesine istinaden çalıştığı yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak alacağı ilam ile ispatlayabilirse, Mahkeme kararındaki belirtilen aylık kazanç toplamları ve prim ödeme gün sayısı dikkate alınacağından işbu tespit davası ile müvekkilinin 06.04.2014-26.04.2014 tarihleri arasında davalı nezdinde hizmet akdiyle çalıştığının tespiti ile davacının geçirdiği iş kazası sebebiyle oluşan maluliyet oranının tespitini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından açılan davanın yapılan incelemesi neticesinde davalıya ait çatı tadilatı işi işyerinde hizmet akdiyle çalışmasının bulunduğu yönünde herhangi bir tespit yapılamadığını, müvekkili Kurumun bu davada davalı olarak değil feri müdahil olarak dahil olunmasını ve yargılamanın bu talep doğrultusunda devam etmesi gerektiğinden, haksız, yersiz, yasal dayanaktan yoksun davanın öncelikle usul yönünden, Mahkeme aksi kanaatte ise esastan tümüyle reddi ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacının 26.04.2014 tarihinde davalı bünyesinde çalışırken yaşamış olduğu kazanın iş kazası olduğunun tespitine dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davacının davalıya ait binanın çatı işini yaptığı sırada zararlandırıcı olayın gerçekleştiği, davalının bu işlerin kiracıları tarafından yapıldığını iddia ettiği, tanık olarak dinlenen kiracıların ise ikinci kattaki cafeyi 2014 Nisanda kiraladıklarını, davalının kendilerinden usta tavsiyesi istemesi üzerine davacı ile tanıştırdığını beyan ettiği, çatı tamiratı işinin kiracının üstlenebileceği şekilde olağan tamirat işlerinden olmadığı, davalının aksine bir kira sözleşmesi sunmadığı, aynı zamanda davalının dış cephe işlerini de yaptırdığı, tanık beyanlarına göre dış cephe işleri ile çatı tamiratı işinin aynı dönemde yapıldığı, zararlandırıcı olayın gerçekleşmesinden dört gün sonra dış cephe tadilatı mahiyetinde davalı adına ... sicil no.lu iş yerinin 30.04.2014 tarihinde Kanun kapsamına alındığının anlaşıldığı, davacının kendi nam ve hesabına bağımsız olarak çalıştığına dair kayıt bulunmadığı, bu kapsamda bağımsız bir organizasyonu bulunmadığı, benzer iş nedeniyle bina maliki olan davalının dış cephe işleri içinde iş yeri tescili yaptırdığı, çatı tadilat işininde aynı zamanda yapıldığı, işin davalı tarafından yürütüldüğü, işin davalının talimatı doğrultusunda yürütüldüğü, bağımlılık unsurunun somut olayda gerçekleştiği, ücret yönünden ise davacının denetmene verdiği ifadesinde 3.350.00-TL'ye anlaştıklarını, sonrasında farklı bir sürü iş çıkınca işin çok olduğunu görünce yevmiye usulü çalışmak istediğini davalıya belirttiği, günlük 150,00-TL yevmiye ile çalışmaya başladıklarını belirttiği, davacının işin bitebileceği muhtemel süreye göre ücret belirlemesinin tek başına eser sözleşmesi yapıldığının kabulüne yeterli olmayacağı, iş bitiminde başka biriyle çalışmasının ise eser sözleşmesi yapıldığının kabulüne yeterli olmadığı, burada işin süresine göre daha iyi bir ücret alma çabasının bulunduğu, taraflar arasında iş sözleşmesi bulunduğu, davacının davalının emir ve talimatları doğrultusunda belli bir süre iş görme edimini üstlendiği, zararlandırıcı olayın bu işin ifası sırasında gerçekleştiği, zararlandırıcı olayın iş kazası olduğu anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulüne dair kararında isabetsizlik bulunmadığı, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesinin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1- Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2- Davalı Kurum vekili; usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası tespiti istemine ilişkindir. Davaya konu olan ve tespiti istenen "iş kazası" mevzuatımızda 506 sayılı Kanun'un 11-a ve 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, her iki Kanunda da iş kazası tanımlanmamış, kazanın hangi hal ve durumlarda iş kazası sayılacağı yer ve zaman koşulları ile sınırlandırılarak belirlenmiştir. Eldeki davaya konu olayın meydana geldiği tarih itibari ile davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu olup, Kanun'un 13. maddesinde İş Kazası; "a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b)İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) Bu Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır." şeklinde belirlenmiştir. Olayın, iş kazası olarak kabul edilebilmesi için olaya maruz kalan kişinin 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesi anlamında sigortalı olması, olayın, 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi koşuldur. Başka bir anlatımla, olayın, iş kazası sayılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Bu yönde, 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi anlamında sigortalı niteliğini kazanmanın koşulları başlıca üç başlık altında toplanmaktadır. Bunlar: a) Çalışma ilişkisinin kural olarak hizmet akdine dayanması, b) İşin işverene ait yerde yapılması, c)Kanunda açıkça belirtilen sigortalı sayılmayacak kişilerden olunmaması şeklinde sıralanabilir. Sigortalı olabilmek için bu koşulların bir arada bulunması zorunludur. Bu nedenle dava konusu olayda öncelikle "hizmet aktinin varlığı" araştırılmalıdır; 4857 sayılı İş Kanunu’na göre “iş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenme-sinden oluşan sözleşmedir”. 6098 sayılı TBK.’ya göre ise “Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir”. O halde; Ücret, iş görme ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici öğeleridir. İş sözleşmesini diğer iş görme edimlerini içeren eser, vekalet veya ortaklık sözleşmelerinden ayıran, belirleyen en önemli ölçüt hukuki-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukuki bağımlılık işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki talimatlara uyma yükümlülüğünü içerir. İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini işverenin talimatlarına göre hareket etmek ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. Bağımlılık iş sözleşmesini karakterize eden unsur olup, genel anlamıyla bağımlılık, hukuki bağımlılık olarak anlaşılmakta olup, işçinin belirli veya belirsiz bir süre için işverenin talimatına göre ve onun denetimine bağlı olarak çalışmasını ifade eder. Eser sözleşmesinde işi yapmayı üstlenen, eser meydana getirmekten ibaret bir iş görme edimini borçlanmaktadır. Eser sözleşmesi, bir iş görme borcu doğuran sözleşme olmakla beraber burada önemli olan çalışmanın kendisinden ziyade bu çalışma neticesi ortaya çıkan ve objektif olarak gözlemlenen sonuçtur. İşi yapmayı üstlenen, iş sahibi ile akdi ilişkiye girerken bir sonuç (eser) meydana getirmeyi taahhüt etmektedir. Bu anlamda eser, bir iş görme faaliyetinin maddi veya maddi olmayan sonucudur. Kuşkusuz bağımsız bir varlığı değiştirmeye, işlemeye veya biçimlendirmeye yönelik edimler de eser kavramına dahil sayılır ve istisna sözleşmesinin konusunu oluştururlar. Eser sözleşmesinde ücret belli bir süre çalışıldığı için değil, netice için ödenmektedir. İşi yapmayı üstlenenin, kararlaştırılan zamandan önce taahhüdünü yerine getirmesi, ücret üzerinde herhangi bir etki meydana getirmeyecektir. İş ilişkisinde olduğu gibi kişisel ve hukuki bir bağımlılık yoktur. Özellikle bir hizmetin tamamlanması için işi üstlenen ile bu işin belirli bir bölümünü tamamlaması için üçüncü kişiye devredenler arasında imzalanan sözleşmenin eser veya iş sözleşmesi olup olmadığı tartışma konusu olabilir. Bu tür bir ilişkide tarafların meslekleri ve nitelikleri, işin niteliği, tarafların anlaşma şartları dikkate alınarak yorum yapılmalı ve iradeleri ortaya konmalıdır. İş sözleşmesinde işçi, belirli veya belirsiz süreli olarak işveren için çalışır. Eser sahibi kural olarak uzmanlığı bakımından iş sahibinin talimatları ile bağlı değildir. Sadece sözleşme ile üstlendiği eseri meydana getirmekle yükümlüdür. İş sözleşmesinin varlığı, ücretin ödenmesini gerektirir. Eser (telif) sözleşmesine ilişkin hükümlerde, iş sözleşmesinin aksine sosyal nitelikte edimlere ve koruma yükümlülüklerine rastlanmaz. Hizmet akdinin bulunup bulunmadığının tespitinde görünürdeki işlemler değil, fiili durum önemli olup fiili (gerçek) durum tespit edilerek karar verilmesi gerekir. Davalı bakımından yazılı bir sözleşme sunulmuş olsa bile, taraflar arasında iş görme, ücret ve bağımlılık unsurlarını içeren bir hizmet akdinin varlığının tespiti hâlinde gerçek fiili ilişkinin hizmet akdi olduğunun kabulü gerekecektir. Eldeki davada;davacının 26.04.2014 tarihinde davalı ...'ya ait ... Mah. ... Caddesi, No:115 ... adresinde bulunan binanın çatı tamir işinde çalışırken kullanmış olduğu testere ile sol ön kolunu kesmiş olması nedeniyle kaza geçirdiği, Kurumca olayın iş kazası olup olmadığı hususunda yapılan incelemede taraflar arasında hizmet akdi bulunduğu yönünde bir tespit yapılamadığının belirtildiği, davacının söz konusu olayın iş kazası olarak tespitini talep ettiği Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği tespit edilmiş olup kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, yukarıda anlatılanlar ışığında davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin ve yapılan anlaşmanın niteliği belirlenmeli, aradaki ilişkinin hizmet akdi mi yoksa istisna akdi mi olduğu araştırılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI.KARAR 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/8220, K. 2025/14930, T. 06.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-8220-e-2025-14930-k-e6565c29191b