Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/7750 E. 2025/16183 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/7750
- Karar No
- 2025/16183
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI: 2024/2396 E., 2025/216 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... İş Mahkemesi SAYISI : 2023/365 E., 2024/190 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle davacının, davalı ... ve Ticaret Ltd.Şti.'de 2007-2013 yılları arasında toplam 6 yıl çalıştığını, davalı şirket tarafından müvekkilinin sigorta primlerinin düzenli olarak yatırıldığı ifade edilmiş ise de Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından müvekkilinin emeklilik iş ve işlemlerinin iptal edildiğini, oysa müvekkil davalı firmada aralıksız 6 yıl bilfiil çalıştığını, davalı şirketin sicil kayıtları ve ilgili diğer resmi belgeleri incelendiğinde, davalı şirketin Türk Ticaret Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümleri çerçevesinde kurulduğunu, ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini ve faaliyetini mevzuata uygun olarak yürüttüğünün tespit edilmiş olduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davalı ile ilgili birtakım hususlar gerekçe gösterilerek müvekkilinin sigorta, prim, emeklilik ve diğer birtakım yasal haklarının haksız ve hukuka aykırı bir şekilde iptal edilmiş olması sonucunda davalı şirkete karşı işbu hizmet ve sigortalılık süresinin tespiti davasını açmak zarureti doğduğunu beyanla müvekkilinin davalı şirkette sözkonusu tarihler arasında çalıştığının tespitini ve bu hizmetlerinin diğer hizmetleri ile birleştirilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Şirket tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. Fer'i müdahil ... cevap dilekçesinde özetle; 2...4 sicil nolu davacının 15.03.1975 tarihi itibariyle ilk işe girişinin mevcut olduğunu, 934 gün uzun vade sigorta primine sahip olduğunu, 0... sicil nosu ile 11.12.2000 tarihinde Bağ-Kur tescili bulunduğunu, 07.08.2009 tarihi itibariyle, ... ve Sanayi Tic. Ltd. Şti. unvanlı iş yerinde 2009/8 dönemi ile 03.01.2013 tarihi itibariyle, 2013/01 dönemleri arası iptal edilen, fiili olmayan çalışmaları bulunduğunu, ...'a, 2...8 tahsis nosu ile 01.04.2013 tarihi itibariyle, yaşlılık aylığı bağlandığını ancak sonrasında durdurulduğunu, yapılan denetimler sonucunda sahte olarak bildirildiği anlaşılan hizmetlerin iptal edildiğini, kanuna göre bir hizmet akdine istinaden bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların sigortalı olabildiğini, bu şartları taşımayan kişiler adına yapılan bildirimlerin 5510 sayılı Kanun'un emredici hükmüne aykırılık nedeniyle iptal edilmesi gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde şu hususlara yer verilmiştir: "... 01.01.1958 doğumlu davacı ...'un sigorta kayıtlarında 07.08.2009-03.01.2013 tarihleri arasında çalışmasının gözüktüğü ... ve Tic. Ltd. Şti.'nin ...' nin .... nosunda işlem gördüğü; davacının çalışmasının gözüktüğü ... Şirketinin 07.08.2009-03.01.2013 tarihleri arasında şirket ortaklarının davacının oğlu olan ... ..., ... olduğu, davacının oğulları olan ... ve ...'un bu şirketteki hisselerinin tamamını dava dışı ...'ye davacı emekli olduktan sonra 16.11.2013 tarihinde Noter huzurunda devrettikleri; gerek SGK Denetmeni tarafından yapılan incelemede ifadesine başvurulan tanıkların davalı şirkette çalışması gözüken şirket ortaklarının babası olan ...'u tanımadıkları, keza Mahkemece antlı olarak dinlenen ... 'un ve ...'un davacının öz çocukları oldukları, bu nedenle bu tanıkların beyanlarına itibar olunamayacağı, her ne kadar davacının ... Şirketinde çalıştığı dönemde davalı şirketin muhasebe işlerini yürüten tanık olarak dinlenen serbest Muhasebeci ... davacının davalı şirketin ofis işlerini yapan bir eleman olduğunu beyan etmiş ise de davacı tarafın fiili çalışmasını gösterir bir delile dayanılmadığı, (davacının fiili çalışmaya dayanmayan bildirimlerinin iptaline yönelik) Kurum işleminin doğru olduğunun Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 2019/3423 Esas ve 2020/2155 Karar sayılı kararı ile belirlenmesi sebebiyle ilk derece mahkemesince davacının davalı iş yerinde fiili çalışmasını ispat edemediği değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup aksi yöndeki davacı yan istinafı yerinde değildir." V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı asil temyiz dilekçesinde özetle, 1-Bir kimsenin kendi çocuğu yanında çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olmadığını, 2-Muhasebeci tanık beyanı ve diğer delillerin eksik değerlendirildiğini, 3-SGK denetmeni raporunun takdiri delil olarak değerlendirilmesi gerektiğini, 4-Kararın gerekçesinin yeterli olmadığını, tek bir olguya (akrabalık) dayanılarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.