Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/7769 E. 2025/15833 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/7769
- Karar No
- 2025/15833
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/607 E., 2025/41 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, davacı sigortalının 05.03.2005 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat istemlerinde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, kazanın tamamen davacının dikkatsizliği nedeniyle meydana geldiğini, müvekkili tarafından gerekli iş güvenlik tedbirlerinin uygulandığını, haksız davanın reddine karar verilmesini talep ve müdafaa etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin13.10.2020 tarihli ve 2015/612 E., 2020/301 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile davacının maddi tazminat talebinin kabulüne ile talep gibi 136.640,10 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 02.10.2005 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 17.500 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 02.10.2005 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, eş ve çocuklar için (eşi ... ile çocukları ... ve ...) manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 13.10.2020 tarihli ve 2015/612 E., 2020/301 K. sayılı kararına karşı davacılar ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 23.09.2021 tarih ve 2021/299 Esas, 2021/2176 Karar sayılı kararı ile dava konusu iş kazasının oluş biçimine, tarafların üzerine düşen yükümlülüklere, kazanın meydana gelmesine sebebiyet veren belirleyici faktörlere ve etken nedenlere, yapılan tahkikat, dinlenen tanık beyanları 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa, İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirme Yönetmeliği'ne, İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Yönetmeliği'ne göre tespit edilen tarafların kusur oranının dosya kapsamına uygun olduğu, ... ... 20.İş Mahkemesinin Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 01.03.2018 tarihli kararı ile onanarak kesinleşen 2013/371 E. 2015/212 Karar no lu kararı ile iş göremezlik oranının 14,2 olarak tespit edildiği, yerleşik Yargıtay uygulaması gereği çok ağır bedensel zararlar halinde zarar görenin yakınlarının manevi acı duyacakları ve manevi zarar görecekleri kabul edildiğinden davacının yakınlarının manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin kararın yerinde olduğu, davacının belirlenen tazminattan SGK tarafından yapılan geçici iş göremezlik ödeneği ile sürekli iş göremezlik oranı üzerinden bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya kabil kısmının tenzili ile usul ve yasaya uygun tespit edilen maddi zarara ilişkin davalı itirazının yerinde olmadığı, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki nitelendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, kamu düzenine aykırılık bulunmayan karara yönelik davacılar ve davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 23.09.2021 tarih ve 2021/299 E., 2021/2176 K. sayılı kararının süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 05.03.2024 tarih ve 2022/9984 E-2024/2203 Karar ile "... davacı kazalının 2019 yılında yaşlılık aylığı almaya başladığı belli olduğuna göre, davacının aktif dönem sonunun yaşlılık aylığı almaya başladığı tarih olduğu, bu tarihten sonrasının davacı için artık pasif dönem olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır. Mahkemece yapılacak iş, davacının tam olarak hangi tarihte yaşlılık aylığı almaya başladığını tespit ettikten sonra, pasif döneminin tespit edilen bu tarihten itibaren başlayacağını dikkate alan yeni bir bilirkişi hesap raporu almak, usuli kazanılmış hakları gözeterek (özellikle davacı tarafın temyiz yoluna başvurmadığını) oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. .... " gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, bozma ilamı dışında kalan hususlar hakkında yeniden bir inceleme yapılmadığı, bozma ilamı içeriği dikkate alınarak davacının tam olarak hangi tarihte yaşlılık aylığı almaya başladığının tespiti için SGK' ya müzekkere yazıldığı, sonrasında pasif döneminin tespit edilen tarihten itibaren başlayacağı kuralını dikkate alan yeni bir bilirkişi hesap raporu alındığı, usuli kazanılmış haklar da gözeterek aşağıdaki gibi yeniden hüküm tesis edildiği, dosya içerisindeki bilgi ve ifadelerin davalının işveren konumunda bulunduğunu gösterdiği, davacının sürekli iş görmezlik oranının %14,2 olarak tespit edildiği, kusur konusunda hazırlanan 05.06.2017 tanzim, 27.06.2018 tanzim ve 23.09.2019 tanzim tarihli 3 ayrı bilirkişi heyet raporunun olayın oluş şekline uygun düştüğü; davalı işveren tarafından güvenli organizasyon oluşturmama, iş yerinde risk değerlendirme çalışmaları yapmama, gerekli kontrol ve denetim mekanizması oluşturmama sebebiyle denetim ve gözetim görevini ihmal etmek suretiyle kusurlu olduğu anlaşılmakla bu itibarla; kazada %70 kusurlu olduğuna kanaat getirildiği, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davaları nitelikçe sigorta tarafından karşılanmayan zararların giderilmesine ilişkin olup maddi tazminat belirlenir iken; maluliyet oranı, kusur oranı ve kanuni nedenler indirildikten sonra SGK tarafından bağlanan peşin sermaye değerinin indirilmesi suretiyle maddi tazminat miktarının belirlenmesi gerektiği, 02.01.2025 tarihli hesap bilirkişi raporundaki hesaplamanın yukarıda zikredilen yöntemce ve Yargıtay bozma ilamı içeriği dikkate alınarak yapıldığı ve raporun denetlenebilir olduğu anlaşılmakla; raporun dosya kapsamına uygun olması sebebiyle rapora itibar edildiği ve hesaplanan maddi tazminatın 1. Seçeneğine itibarla usuli kazanılmış haklar da gözetilerek kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle; Davanın kısmen kabul ksımen reddi ile 1-Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 76.898,59 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 02.10.2005 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, 2-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 17.500 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 02.10.2005 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, 3-Eş ve çocuklar için (eşi ... ile çocukları ... ve ...) manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Mahkemece hem davacının dava konusu iş kazasından sonra, kaza gerçekleşmeseydi ne kadar ücret alacak idiyse kazadan sonra da aynı ücreti almaya devam ettiği ve neticesinde emekli olduğu hususunun gözardı edildiği, hem de hesap raporunda SGK gelirlerinin rücu edilebilir bölümünün hatalı mahsup edildiği, b. Bilirkişi raporunda SGK gelirlerinin rücu edilebilecek bölümünün hatalı mahsup edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının ve yakınlarının tazminat istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde belirtilen hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.