Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/7411 E. 2025/14756 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/7411
- Karar No
- 2025/14756
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1792 E., 2025/256 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/56 E., 2024/63 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 28.06.2011 tarihinde davalıya ait işyerinde forklift makinesi ile çalışmakta iken sağ ayağı forklift hidroliğine sıkıştığını, sağ ayağının ilk üç parmağının ampüte olması sonucu meslekte kazanma gücünü yitirdiğini, 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00TL manevi olmak üzere toplam 51.000,00 TL tazminatın kaza tarihi olan 28.06.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının geçirmiş olduğu kaza dava dilekçesinde anlatığı gibi olmadığını dava konusu kaza tamamen davacının kendi kusurlu davranışından kaynaklandığını, davacının yasak olmasına rağmen taşıma sırasında forkliftin bıçakları üzerine çıktığını ve forklift bıçakları kaldırılınca sağ ayağı bıçak ile şase arasına sıkışmış ve davaya konu kazanın gerçekleştiğini, söz konusu kazadaki davranışı davacının ilk kusurlu hareketi olmadığını, davacı defalarca kez dikkatsiz davranışları ile küçük çaplı kazalara sebebiyet verdiğini, davacı 02.12.2003 tarihinden itibaren müvekkil şirket nezdinde çalıştığını, 19.12.2004 tarihinde temizlik yapmak için kanalın üzerindeki ızgarayı kaldırırken sol el orta parmağının üstüne düştüğünü, 26.03.2006 tarihinde; soyunma odasında iş elbisesini giyerken başını çarptığını, 26.06.2007 tarihinde ... forklift ile mal çekerken sağ ayağının üstünden forklift ön tekerini geçtiğini, 03.06.2010 tarihinde kanal temizliği yaparken sağ ayağını demir ızgaraya sıkıştırdığını, 16.08.2011 tarihinde Kanal temizliği yaparken kırık karo sol el aya içini kestiğini, ve tüm kazalara ilişkin kaza formlarını ve raporlarını mahkemeye sunduklarını, müvekkil şirketi tarafından çalışanlara eğitim ve koruyucu ekipman verildiğini davacıdan işe girmeden evvel sağlık raporu talep edildiği, müvekkil şirketin sorumluluklarını yerine getirdiğini ayrıca davacı müvekkil şirket nezdinde halen çalışmakta olduğunu, kazadan yıllar sonra davayı açmış olması iyi niyetinden şüphe duyulmasına sebebiyet verdiğini, ... Sigorta A.Ş'yi ihbar ettiği ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; ".Davanın kabulü ile davacının maddi tazminat isteminin kabulü ile 573.810,46 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 26.08.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının manevi tazminat isteminin kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 26.08.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,.." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "..1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b/1maddesi gereğince esastan reddine, ." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacanın %11,1 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiğine ilişkin kanaatin anlaşılamadığını, 29.01.2018 tarihli sosyal sigorta yüksek sağlık kurulu raporunda davacının herhangi bir kontrol muayenesi gerekmeksizin %0 maluliyeti bulunduğuna yani maluliyeti bulunmadığına karar verildiğini, davacının yasak olmasına rağmen taşıma esnasında forkliftin bıçakları üzerine çıkarak yapmaması gereken bir hareket ile kazaya kendi kusurlu davranışı ile sebebiyet verdiğini, müvekkil şirketin tüm çalışanlarına iş sağlığı ve güvenliği kuralları ve güvenlik kültürü ile ilgili gereken eğitimleri verdiğini, daha önceden de kusurlu davranışlarının olduğunu, manevi tazminatın illiyet bağı yoksunluğu dikkat alınarak reddine karar verilmesi gerektiğini, tarafların sosyal ve ekonomik durumunun araştırılması gerektiğini ve manevi tazminat tutarının taraflardan birinin sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verecek nitelikte olmamasına dikkat edilmesi gerektiğini, yargılama giderleri, harç ve vekalet ücreti, faiz, faiz oranı ve faiz başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu belirterektemyiz talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminatın davalı taraftan tahsili istemine ilişkindir. 1-Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 544.470,00 TL olup hükmedilen tazminata yönelik temyizi kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davalı vekilinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre, kusur belirlemesine dair kabulün dosya kapsamı ile Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE 2. Davalı vekilinin hükmedilen maddi tazminata yönelik tüm temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.