Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/6067 E. 2025/12656 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6067
- Karar No
- 2025/12656
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2031 E., 2024/3323 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/306 E., 2023/74 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 15.03.1993-14.03.1994 tarihleri arasında Ankara Üniversitesi Rektörlüğü nezdindeki çalışmalarının tespiti istemi ile açılan davanın kabulüne karar verilerek kararın kesinleştiğini, bu karar ile birlikte 12.12.2019 tarihli dilekçe ile Kuruma tahsis talebinde bulunulduğunu, ancak Kurumca karar kesinleşmediğinden ve koşullar oluşmadığından dolayı tahsis talebinin reddedildiğini, 12.12.2020 tarihinde Kuruma tekrar ihtirazı kayıt ile dilekçe verildiğini ve bir yıl için doğacak bütün hakları saklı kalmak kaydıyla tekrar tahsis talebinde bulunması üzerine Kurumca aylık bağlandığını, açılan hizmet tespiti davasının 24.11.2021 tarihinde onanarak kesinleşmesi üzerine davacının 12.12.20 19... .12.2020 tarihleri arasına ödenmeyen aylıkların yasal faizleri ile birlikte ödenmesinin talep edildiğini, Sıhhiye Sosyal Güvenlik Merkezinin 16.06.2022 tarih ve ....sayılı yazısı ile bu talebinin işten ayrılma şartı yerine getirilmediği gerekçesiyle reddedildiğini, işten ayrılma şartının 03.03.2021 tarih ve 31412 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarih ve 2019/104 Esas, 2021/3 Karar sayılı kararı ile iptal edildiğini ileri sürerek, davacıya 12.12.2019 tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.01.2020 tarihinden itibaren aylık bağlanmasına ve 01.01.2020-01.01.2021 tarihleri arasındaki aylıkların her bir aylık için ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinde mevzuata aykırı bir yön bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, 12.12.1970 doğumlu davacının, yaşlılık aylığı tahsisi yönünden 20 yıl sigortalılık, 49 yaş ve 5600 gün koşullarına tabi olduğu, ilk tahsis talep tarihi olan 12.12.2019 tarihi ile 49 yaş koşulunu; 1993 sigortalılık başlangıcı ile 20 yıl sigortalılık koşulu ile 5600 prim günü koşullarını yerine getirdiği, 506 sayılı Kanun'un yaşlılık aylığından yararlanma şartlarını düzenleyen 60. maddesinin (H) bendi hükmüne göre "Bu maddede belirtilen yaşlılık aylıklarından yararlanabilmek için sigortalının çalıştığı işten ayrılması ve yazılı istekte bulunmasının şart olduğu, 62. madde uyarınca; “Sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan sonra yazılı istekte bulunan ve yaşlılık aylığına hak kazanan sigortalıya bu isteğinden sonraki ay başından başlanarak yaşlılık aylığı bağlanır.” hükmünün bulunduğu, yaşlılık aylığı yönünden tahsis yapılabilmesi için “çalıştığı işten ayrılma” koşulunun da yerine getirilmesi gerektiği, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli 2019/104 E., 2021/3 K.sayılı Kararı ile 506 sayılı Kanun'un 62. maddesindeki "çalıştığı işten ayrıldıktan sonra" ibaresinin iptal edildiği, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının 03.03.2021 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandığı, emsal bir dosyada Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 09.06.2022 tarih, 2022/6475 E., 2022/8850 K. sayılı kararında "...Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri ile Anayasanın 153. maddesinin “iptal kararları geriye yürümez” hükmü karşısında; ilk tahsis talep tarihinde davacının işten ayrılma şartını yerine getirip getirmediği hususu yeniden değerlendirilerek karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” kararının verildiği, Yargıtay kararı doğrultusunda; Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümeyeceği, iptal tarihi öncesi tahsis başvurularında “çalıştığı işten ayrılma” koşulunun aranması gerektiği, davacının ilk tahsis talep tarihi 12.12.2019 tarihi itibariyle çalıştığı işten ayrılma koşulunun yerine gelmediği, davacıya 12.12.2019 tahsis talebi üzerine yaşlılık aylığı bağlanamayacağı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Anayasa Mahkemesi kararlarının derhal uygulanmasının asıl olduğunu, derdest davalarda iptal edilen kanun hükmü uyarınca hüküm tesis edilmesinin Anayasa'nın 153. maddesinin 6. fıkrasına aykırı olduğunu, yargılama devam ederken somut norm denetimi sonucunda Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilen 506 sayılı Kanun'un 62. maddesindeki ''çalıştığı işten ayrıldıktan sonra'' ibaresinin hükme esas alınamayacağını belirterek, hukuka aykırı verilen kararın temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir. C. Değerlendirme ve Sonuç Uyuşmazlık, aylık başlangıcının Kuruma ilk başvuru tarihi olan 12.12.2019 olarak tespiti ile ödenmeyen aylıkların faizi ile tahsiline ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.