Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/6029 E. 2025/13882 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6029
- Karar No
- 2025/13882
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1187 E., 2025/43 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/613 E., 2024/163 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sigortalının 13.04.2018 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde bahsedilen olayda davacının kendi dikkat ve özensizliği sonucu kaza geçirdiğini, müvekkili şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, Başsavcılık tarafından yürütülen dosyada takipsizlik kararı verildiğini, davacının tek başına bahsi geçen olayı yapmasının görevi olmadığını, müvekkili şirketin iş sağlığı ve güvenliği konularında her türlü tedbiri aldığını, gerekli eğitimlerin verildiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davanın Kabulü ile 1-)1.414.567,91 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 13.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-)100,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 13.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu iş kazasının ... Halı Fabrikası yanteks bölümünde 13.04.2018 tarihinde davacının 4 metre uzunluğundaki halıyı, halı arabasına yüklemek istediği esnada dengesini kaybetmesi neticesinde sırtına aldığı halı ile birlikte halı arabasının üzerine düşmesi sonucunda belinden kazalanması sonucu % 38,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazalı işçinin % 35 oranında, işverenin ise % 65 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun, iş kazasının meydana geldiği alandan seçilen ve aynı zamanda işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı olan bilirkişi tarafından ve kaza tarihi itibarıyla uygulanması gerekli ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenlendiği, taraf sıfatları yönünden Mahkemece yapılan değerlendirmenin tanık beyanları, yüklenen kusur oranlarının dayanakları belirtilmek, kazanın davalı işverene ait işyerinde herhangi bir iş sağlığı ve güvenliği önlemi alınmaması nedeniyle meydana geldiği de gözetilerek kusur aidiyet ve oranlarının yerinde olarak tespit edildiği, davalının iş yerinde gerekli denetim ve kontrol görevini yerine getirmediği, bu bağlamda gerekli gözetim borcunu ihlal ettiği, iş kazasının meydana gelmesinde davalının atfedilen kusuru oranında sorumlu tutulmasının dosya kapsamına ve olayın oluş şekline uygun olduğu, davada Mahkemece belirlenen kusur oranı ve sürekli iş göremezlik oranı gözetilerek dosya kapsamına göre hazırlanan ve hükme esas alınan denetime elverişli ve dosya kapsamına uygun bulunan bilirkişi raporuna göre davacının maddi tazminat alacağının hüküm altına alındığı anlaşılmakla kararda isabetsizlik görülmediği, 5510 sayılı Kanun'da öngörülen ve Yargıtay emsal kararlarında açıklanan prosedür izlenerek dosyanın Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna gönderildiği, SSYSK kararında davacının geçirdiği iş kazası nedeniyle % 38.2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağına karar verildiği, yapılan itirazlar üzerine dosyanın Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kuruluna gönderildiği ve davacının % 38.2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağına karar verildiği anlaşıldığından, bu haliyle 5510 sayılı Yasa'da belirtilen prosedür ve yerleşik Yargıtay kararları doğrultusunda Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen rapor ile çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kayıp oranı tespit işlemleri yönetmeliğine göre davacının maluliyet oranının %38.2 olarak kesinleştiği anlaşıldığından bu yöndeki istinaf talebinin yerinde görülmediği, Mahkemece manevi tazminatın bölünemeyeceğinden ve ıslaha konu da olamayacağından ıslah yapılmamış sayılarak ve dava dilekçesindeki talep ile bağlı kalınarak hüküm altına alınmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle; davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1) (b) 1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.Kazanın, tamamen davacı tarafın kusurlu eylemi ve dikkatsizliği sonucu meydana geldiğini, Savcılık dosyasında davacının kazanın bir anlık dalgınlığı sonucu meydana geldiğini şikâyetçi olmadığını beyan ettiğini, takipsizlik kararı verildiğini, iş kazasının davacının görevi olmadığı halde üstelik habersiz ve izinsiz olarak halıyı tek başına kaldırdığı esnada dengesini kaybetmesi sonucu meydana geldiğini, işverenin kusurunun olmadığını, b.Adli Tıp raporunda belirtilenin aksine sadece 4m2 bir halı ile düşmeden kaynaklı olarak bir insan vücudunda yüzde %38,2 oranında maluliyetin meydana gelmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ATK'nın davacıyı mevcutlu olarak çağırarak rapor düzenlemediğini, raporda hangi tetkiklerin yapıldığı ve söz konusu maluliyetin neden kaynaklı olduğunun da tam anlaşılmamakla birlikte, söz konusu kazadan sonra davacı tarafın gerçekten iddia edilen maluliyet oranına yol açan veya bunu tetikleyen hususlar veya rahatsızlıklarının da irdelenmediğini, ATK raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, c.Hesap bilirkişince TRH 2010 yaşam tablosuna göre kazazedenin bakiye ömrünün 33 yıl, muhtemel yaşam süresi de 2051 yılı sonu olarak dikkate alınarak hesaplama yapıldığını, taraflarınca yapılan hesaplamada kazazedenin doğum tarihi dikkate alındığında, yine TRH 2010 yaşam tablosuna göre muhtemel yaşam süresinin 01.05.2051 yılına kadar olduğunun görüldüğü, ancak Bilirkişice 2051 yılının son ayına kadar olan süre hesaplamaya dahil edilmiş olması nedeniyle rakamın yüksek ve hatalı çıkmasına neden olduğunu, d.Bilirkişice düzenlenen raporda başlangıç geliri olarak kabul edilen son ücretin %10 artışlı değeri hesaplamaya temel alınmış her yıl için %10 oranında artırıldığını, buna mukabil denkleştirmeyi sağlamak amacıyla bulunan yıllık kazançların hesaplama tarihi itibariyle her yıl için ayrı ayrı %10 oranında ıskonto edilmek suretiyle peşin değere çevrilmesinin hatalı olduğunu, e. Müvekkili şirketin kusursuz olduğundan, manevi tazminatla sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Manevi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. b.6100 sayılı HMK.'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. c.Dosya içeriğine göre, temyize getirilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Manevi tazminata yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE, 2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 3.Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.