Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/5542 E. 2025/14053 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5542
- Karar No
- 2025/14053
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/4886 E., 2025/394 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 9. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/201 E., 2024/457 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı/karşı davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kurumdan ölüm aylığı almakta iken boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı gerekçesiyle yersiz ödemelerin iadesi talebiyle 11.02.2020 tarihli borç bildirim belgesi gönderildiğini beyanla 2019/108 66... .155,94TL. 2019/108 68... .424,85TL bedelli borç bildirim belgesinden dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, bağlanan ölüm aylıklarının kesilmesi yönündeki ...'nın işleminin iptaline, eksik ödenen 2019 yılı Ekim ayı ile 2019 yılı Kasım ayından itibaren ödenmeyen aylıkların ödenmesine, ölüm aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen İzmir 16.İş Mahkemesi'nin 2021/346 Esas, 2021/436 Karar sayılı dosyasında davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle, Kurumdan 3...6 tahsis numarası ile dul ve yetim aylığı almakta olan davalının Kurum denetmeni tarafından boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeniyle aylıklarını yersiz olarak aldığının belirlenmesi sonucu davalıya borç bildirim belgesi gönderildiğini, davalı tarafından ödeme yapılmaması üzerine Kurum alacağının tahsili için İzmir 23.İcra Müdürlüğü'nün 2021/62584 sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı sonucu takibin durdurulduğunu beyanla itirazın iptaline, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, dosyanın İzmir 9.İş Mahkemesi'nin 2020/201 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen İzmir 1.İş Mahkemesi'nin 2023/29 Esas, 2023/237 Karar sayılı dosyasında davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle, ölüm aylıkları ikinci karar işlemlerine esas olarak yapılan soruşturma neticesinde hak sahibi ...'in tahsis dosyasından yersiz bayram ikramiyesi ödemesi yapıldığının tespit edildiğini, aylığı durdurulan davalıya yapılan yersiz ödemeler borç kaydedilerek davalı hakkında 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesi gereği işlem yapıldığını, Kurum alacağının davalıdan talep edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine İzmir 17.İcra Müdürlüğü'nün 2022/13345 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı sonucu takibin durdurulduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, kusur ve miktar yönünden fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla Kurum zararının ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline, Kurum lehine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen İzmir 9.İş Mahkemesi'nin 2024/53 Esas, 2024/44 Karar sayılı dosyasında davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle, Kurumdan 3...6 tahsis numarası ile aylık almakta olan davalının Kurum denetmeni tarafından düzenlenen rapor ile boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının tespit edilmesi üzerine aylığının kesilerek 16.08.2018 - 31.05.2019 tarihleri arasından ödenen 1.000,00 TL bayram ikramiyesi ve yasal faizi 341,74 TL yasal faizi olmak üzere toplam 1.341,74 TL'nin tahsili için 5510 sayılı Yasa'nın 96.maddesi gereğince işlem yapıldığını, davalı tarafından ödeme yapılmaması üzerine İzmir 17. İcra Dairesinin 2020/13488 takip sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı sonucu takibin durdurulduğunu, davalının İzmir 9.İş Mahkemesi'nin 2020/201 Esas sayılı dosyası ile kurum işleminin iptali talebiyle açmış olduğu davanın halen derdest olduğunu beyanla dosyanın İzmir 9.İş Mahkemesi'nin 2020/201 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, davalının İzmir 17. İcra Dairesinin 2020/13488 takip sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl dosyada davalı vekili özetle; 5510 sayılı Kanunun 56. ve 96. maddelerine göre; eşinden boşandığı halde boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığı tespit edilen eş ve çocukların bağlanmış olan gelir ve aylıklarının kesileceği ve ödenmiş tutarların geri alınacağını, davacının talebinin yerinde olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. Birleşen İzmir 1.İş Mahkemesi'nin 2023/29 Esas, 2023/237 Karar sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; borcun zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin eşiyle fiilen birlikte yaşamadığını, müvekkilinin ölüm aylığının kesilmesine ilişkin SGK'ya karşı ikame edilen davanın İzmir 9.İş Mahkemesi'nin 2020/201 Esas sayılı dosyasında devam ettiğini beyanla İzmir 9.İş Mahkemesi'nin 2020/201 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Asıl dosya yönünden; Davacının davasının kabulü ile Davacının ölüm aylıklarının kesilmesine yönelik kurum işleminin iptaline, davacıya kesildiği tarihten itibaren yeniden aylık bağlanarak ödenmeyen aylıkların ödenmesine, Davacının ölüm aylığı almasından dolayı davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine, Birleşen İzmir 16. İş Mahkemesinin 2021/3 46... /436 Karar sayılı dosyası yönünden; Davacının davasının reddine, Birleşen İzmir 1. İş Mahkemesinin 2023/ 29... /237 Karar sayılı dosyası yönünden; Davacının davasının reddine, Birleşen Mahkememizin 2024/ 53... /44 karar sayılı dosyası yönünden; Davacının davasının reddine," karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/karşı davacı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı/karşı davacı Kurum vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; davacı ve eski eşin 17 kez aynı tarihte aynı hastanede aynı saatlerde tedavi gördüklerini, denetim soruşturması ile birlikte yaşadıklarının tespit edildiğini, mahkemece salt tanık anlatımlarına dayanılarak verilen kararın yerinde olmadığını, resmi medula kayıtlarının gözardı edildiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının bozularak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl dosyada boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığından bahisle, aylık kesilmesi işleminin iptali, borçlu olmadığının tespiti, kesilen aylıkların yeniden bağlanması talebi ile birleşen dosyalar yönünden dava itirazın iptali, takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56'ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ıncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir. 2- 5510 sayılı Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır. Anılan 56'ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanunun 96'ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56. maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir. Aynı Kanun'un 59. maddesinin başlığı Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi olup maddeye göre; "bu kanunun uygulanmasına yönelik işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eli ile yürütülür ...", maddenin 2. fıkrasında "Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına görevleri sırasında tespit ettikleri kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir..." şeklinde düzenlenmiştir. Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20., 5510 sayılı Kanun'un 59., 100., 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28 inci, 45 inci, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 3., 45 – 53., 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32., 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6., 24 – 33., 189., 190., 19., 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6., 19., 20., maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. İncelenen dava dosyasında; davacı ve boşandığı eşinin bildirdikleri adreslerde sürekli oturmadıkları komşu tanık beyanlarından anlaşılmış olup sürekli oturulan belirli bir adreslerinin olmadığı, bunun yanında dava konusu dönem içerisinde 17 defa davacı ve boşandığı eşinin birlikte aynı hastaneye gittiklerinin tespit edildiği anlaşılmış olmasına rağmen mahkemece bu hususun üzerinde durulmadan asıl davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmakla verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Mahkemece yapılması gereken iş, davacının ve boşandığı eşinin 17 defa aynı gün aynı hastanelerde muayene oldukları anlaşıldığından muayene oldukları bu hastanelere verdikleri adres ve telefon kayıtları da sorulmak suretiyle uyuşmazlık konusu dönemde boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği toplanan kanıtlar ışığında şüphe bırakmayacak şekilde ortaya konularak hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.