Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/4352 E. 2025/13886 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4352
Karar No
2025/13886
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2541 E., 2023/1105 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bodrum İş Mahkemesi SAYISI : 2018/451 E., 2021/448 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, sigortalının 21.09.2017 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek sigortalı ve annesi için tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP 1.Davalı ... ... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; kazalıya gereken tüm eğitimlerin işveren tarafça verildiği, kazalının kaza anında 3,5 yıldan fazla aynı işte çalışma tecrübesi bulunduğu, kıyma makinesinin kullanma kılavuzu/talimatları mevcut olduğunu, İş yeri İç Yönetmeliği'nin kazalıya tebliğ edildiğini, burada işverenin emir ve talimatlarının yer aldığını, kazalının aldığı eğitimlere aykırı davrandığını, kazalının kullanılan kıyma makinesinin talimatlarına uymadığını, kazalının İç Yönetmeliğin 75-87 maddelerinde yer alan işverenin emir ve talimatlarına uymadığını, tüm bunların işveren olarak iş sağlığı ve güvenliği yönünden müvekkilin tüm tedbir ve önlemleri alarak gereken eğitimleri kazalıya vermesine, yazılı ve defalarca sözlü beyanlarla verilen emir ve talimata aykırı davranmak suretiyle zararın doğmasına bizzat kazalının sebebiyet verdiğini savunarak davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; tüm belgelerden ve çalışan beyanlarından anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin tüm yasal yükümlülüklerini yerine getirdiğini, devamlı olarak denetim gerçekleştirildiğini, gerekli eğitimleri verdiğini, koruyucu ekipmanları sağladığını, bu nedenle kazada müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını, davacının kendi ihmal ve kusuru ile kazaya sebebiyet verdiğini, ayrıca hastane masraflarıyla protez masrafını da müvekkilinin ödediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar tarafından açılan davanın, davacı ...'ın davalı işyerinde çalışırken 21.09.2017 tarihinde kıyma makinesi ile çalıştığı esnada elinin makine arasına sıkışması sonrasında elini kaybetmesi şeklinde geçirdiği iş kazası nedeniyle uğradığı zararların tazmini için maddi ve manevi tazminat ve davacı ...'ın ise davacı işçi ...'ın annesi olması nedeniyle kaza sonrası uğradığı manevi zararın tazmini için manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu, ...'in davacının işvereni olduğu, her ne kadar diğer davalı yanında sigortalı çalışan olarak Kuruma bildirilmiş olsa da davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, davalılardan ... ... şirketinin asıl işveren diğer davalı ... Et... Şirketinin ise alt işveren olduğu sonucuna varılarak alacaklardan her iki davalının müştereken ve müteselsilen sorumluluğunun bulunduğunun değerlendirildiği, Sağlık Kurulu raporu ile davacının maluliyet oranının %46,2 olarak tespit edildiği, hükme esas alınan kusur raporunda kaza olayının meydana gelmesinde davalı işveren ... Et... Şirketinin % 50, davalı işveren ... ...... Şirketinin % 10 ve davacı işçi ...'ın % 40 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiği, 01.04.2021 tarihli hesap bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, maluliyet oranı ve kusur oranları ile Kurum tarafından yapılan ödemeler hep birlikte değerlendirilerek 379.667,93 TL maddi tazminat alacağı bulunduğunun tespit edildiği, davacı yanın tedavi giderlerine dair talebi kapsamında değerlendirme yapıldığında ise dosya kapsamına tedavi giderlerinin tespitine yarar fatura veya makbuz sunulmadığı ve tedavi sürecinde yapılan masraflara yetecek mahiyette delil bulunmadığı anlaşılarak bu alacak talebinin reddine karar verildiği gerekçesiyle; "Davanın kısmen kabulü ile 1- Davacı ... yönünden 379.667,93 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 21.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 2- Davacı ... yönünden 50.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 21.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 3- Davacı ... yönünden 7.500,00 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 21.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 4- Tedavi gideri alacağı talebinin reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, dosyadaki yazı, bilgi ve belgeler, kanuni gerektirici sebepler, dosyadaki delil durumu, olayın oluş şekli, İş Sağlığı ve Güvenliğine yönelik Yasa ve Yönetmelik hükümleri, İlk Derece Mahkemesince aldırılan denetime açık bilirkişi heyet raporu ve ek raporu kapsamı, deliller, denetime açık aktüerya hesap raporu, kesinleşen maluliyet oranı, kusur durumu, olayın oluş şekli, olay, kaza tarihi ile de hükmedilen tazminata yönelik itirazlar yerinde olmayıp, yine davanın niteliği ve AAÜT hükümleri ile vekalet ücretine yönelik itirazlar da yerinde olmayıp, İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf itirazlarının yapılan inceleme ile esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Mahkemece tedavi giderlerinin faturaları ve makbuzları sunulmadığı gerekçesi ile reddedildiğini, davacının yaşamış olduğu sürecin dava dilekçesinde açıklanmış olup, talep edilen tutarın yaşamın olağan akışına uygun olup taleplerinin kabulü gerektiğini, b.Mahkemece iki davacı yönünden düşük manevi tazminata hükmedildiğini, c.Davacılar için ayrı ayrı manevi tazminata tutarına göre iki vekalet ücreti hesaplaması gerektiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... Alışveriş Hizmetleri Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin kusuru bulunmasına karşı Mahkemece kök ve ek rapor dikkate alınarak müvekkilinin %10 kusurlu olduğunun kabulünün hatalı olduğunu, raporlara itirazlarının değerlendirilmediğini, şirketin kusuru bulunmayıp müvekkili şirkette iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tüm önlemlerin alındığını, kazanın davacının kusuru ile meydana geldiğini, davacıya atfedilen %40 kusur oranının kabul edilebilir olmadığını, müvekkilinin kusuru bulunmadığından hesaplanan maddi ve manevi tazminat tutarlarından sorumlu tutulamayacağını, b. Davacılar için hüküm altına alınan manevi tazminat tutarının da fahiş olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 3.Davalı ... Et Endüstrisi ... Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Mahkemece 27.04.20 20... .07.2020 tarihli raporlarda belirtilen kusur oranları esas alınarak tazminat hesabı yapılmış olup, ancak sosyal güvenlik müfettişi tarafından belirlenen rapor arasında çelişki olduğunu, davaya konu kazada makineden kaynaklanan herhangi bir sorun bulunmadığını, rutin bakım, onarım ve denetimi diğer davalı ... ... Ltd. Şti. personeli tarafından günlük yapıldığını, işveren olarak iş sağlığı ve güvenliği açısından yapılması gereken yapılması gereken tüm iş ve işlemlerin tam bir şekilde yapıldığını, kaza sonrasında da müvekkilinin üzerine düşen tüm edimleri eksiksiz yerine getirdiğini, kazalının kazanın meydana gelmesine kendisinin sebebiyet verdiğini, eldeki uyuşmazlık bakımından somut işverenin diğer davalı ... ... Ltd. Şti. olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, b.Mükerrer nitelikte geçici işgöremezlik hesaplamasına itiraz ettiklerini, ücretin de hatalı değerlendirildiğini, diğer davalı tarafça tedavi sürecinin parçası olarak protez bedelinin ödendiğini, bu hususun da gözetilmesi gerektiğini, c.Manevi tazminat yönünden her bir davacı yönünden ayrı ayrı reddedilen kısımlar ile vekalet ücreti verilmesi gerekirken tek vekalet ücreti verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Manevi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. b.6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. c.Dosya içeriğine göre, temyize getirilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının ve annesinin tazminat istemine ilişkindir. 1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle hükme esas alınan kusur oran ve aidiyetleri ile sürekli iş göremezlik oranı ile hesap raporunda benimsenen ilkelerin dosya kapsamı ve Dairemizce kabul edilen ilkelere uygun olmasına göre davacılar vekilinin tüm, davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir 2.6100 sayılı HMK'nın “yargılama giderlerinin kapsamı” başlığını taşıyan 323. maddesinde yargılama giderlerinin hangi kalemleri kapsadığı tek tek sayılmış, bu madde içerisinde “Başvurma , karar ve ilam harçları yargılama gideri” kapsamında belirtilmiş, “yargılama giderlerinden sorumluluk” başlığını taşıyan 326. maddede “kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerinin, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebileceği”, “yargılama giderlerine hükmedilmesi” başlığını taşıyan 332. maddesinde ise “yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği, yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümün hüküm altında gösterileceği,” hüküm altına alınmıştır. 3.492 sayılı Harçlar Kanun'un 15. maddesinde “Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır.” 16/1- 1.cümlesinde “Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır.” 28/1-a maddesinde “Karar ve İlam Harcı” düzenlenmiş olup “Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Şu kadar ki ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide bir olarak uygulanır. Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez.” hükümleri yer almaktadır. 4.Anayasa Mahkemesinin 14.01.2010 tarihli ve E. 2009/27, K. 2010/9 sayılı Kararında da belirtildiği üzere “Harç, idarece yapılan bir hizmetten yararlananlardan bu hizmet dolayısıyla alınan para, diğer bir deyimle verginin özel ve ayrık bir türüdür. Bu nedenle diğer harçlarda olduğu gibi, yargı harçlarında da kural; harcın, davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını isteyen kişi tarafından ödenmesidir. Ancak yargı yoluna başvurmak, başvuran kişiye bir harç yükümlülüğü yüklediği gibi, başvuranın haklı çıkması halinde bu yükümlülük yer değiştirmekte ve davada haksız çıkan tarafa yükletilmektedir. Bu nedenle nispi harca tabi davalarda, yargılama sonunda ödenecek harç miktarıyla birlikte, harcın gerçek sorumlusu da mahkeme kararıyla belirlenmektedir.” 5.Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda, davacının davalılardan tazminat istemi hususunda teselsül hükümlerine dayanarak tahsil talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda da bu husus gözetilerek davalıların tazminat alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumluluklarına hükmedildiği, bu cümleden olarak hüküm ferileri hakkında da kararın niteliğine uygun olarak davalıların müteselsil sorumluluğuna hükmedildiği, böylece Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda da istinaf başvurusu reddolan davalıların tek bir karar ve ilam harcından müteselsilen sorumluluklarına hükmedilmesi gerekirken; herbir davalının aynı miktardaki karar ve ilam harcından ayrı ayrı sorumluluklarına hükmedilmesi hatalı olmuştur. 6.Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Manevi tazminata yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE, 2.Maddi tazminata yönelik davacılar ve davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddine, 3. Davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının; Hüküm kısmının A fıkrasının 5 ve 6 ıncı bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere; " 5-Peşin harcın mahsubu ile bakiye 14.990,50 TL istinaf karar harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına," rakam ve sözcüklerinin eklenmesi suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacılardan alınmasına, Peşin yatırılan temyiz harcının davalılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/4352, K. 2025/13886, T. 16.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-4352-e-2025-13886-k-aa5f666b5c4b