Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/3501 E. 2025/8348 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3501
Karar No
2025/8348
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/266 E., 2024/406 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen sigorta başlangıç tarihinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının sigorta başlangıç tarihinin 01.09.1984 tarihi olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.09.2020 tarihli ve 2018/258 E. ve 2020/108 K. sayılı Kararı ile ''1-Davanın kabulü ile davacının sigorta başlangıç tarihinin 01.09.1984 tarihi olduğunun tespitine, 2-Davalı .. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın açılmamış sayılmasına'' dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 16.06.2022 tarih ve 2022/5803 E. 2022/9234 K. ile "... 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un geçici 7/1. maddesi hükmünde yer alan düzenleme ile genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun olduğu kabul edilmelidir. Sigortalılık başlangıcının tespitine ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 günlü 2011/307 E. - 2011/366 K. sayılı, 21.09.2011 günlü ve 2011/527 E. - 2011/552 K. sayılı ilamları gözetildiğinde, 506 sayılı Kanun'un 108. maddesi uyarınca, sigortalılık başlangıcı yönünden salt işe giriş bildirgesi verilmiş bulunması yeterli olmayıp, ayrıca Kanun'un 2. maddesinde öngörülen şekilde fiili çalışmaların aranması da gereklidir. Bu nedenledir ki somut olayda uyuşmazlık fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, Mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Yöntemince düzenlenip süresi içinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya koyulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Kanun'un 79/8. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava, aynı zamanda sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında, adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği, ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda, çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı ve Anayasanın 60. maddesinde tanımlanan sosyal güvenlik hakkının niteliği gereği bu tür davalarda, hâkim, doğrudan soruşturmayı genişleterek, sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını re'sen belirlemelidir. Bunun için de bu tür davalarda, işyerinde tutulması gerekli dosyalar ile Kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirtilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, işyeri çalışanları saptanmalı ve sigortalının hangi işte ne kadar süre ile çalıştığı açıklanmalıdır. Buna göre mevcut dosya incelendiğinde, davada tanık olarak dinlenilen kişilerin beyanları çelişkilidir. Bu sebeple öncelikle anılan tanıkların ifadelerindeki çelişkiler giderilerek, davacının iddiasına konu işyerindeki, çalışmayla ilgili beyanları açıklatılmalı, davacının işe giriş bildirgesindeki doğum tarihi ile nüfus kayıtlarındaki doğum tarihi arasındaki farklılık dikkate alınarak, anılan hususla ilgili oluşan aidiyet uyuşmazlığı yapılacak araştırmayla giderilmeli, ayrıca 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesinde “Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir” hükmü uyarıca değerlendirme yapılıp karar tesis edilmelidir. Tüm bunların yanında davalı şirketin davanın açılmasından önce terkin edildiği, dolayısıyla taraf ve dava ehliyeti mevcut olmadığından, dava sırasında taraf kılınıp hakkında karar verilmesi isabetsiz olup, kaldı ki davanın Kurum işleminin iptali niteliğinde olduğu anlaşılmakla, bu tür davalarda işverenliğe de taraf sıfatı düşmeyeceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeler ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmadan Mahkemece verilen hüküm usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır." gerekçeleriyle Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''Davanın kabulüyle, Davacının sigorta başlangıç tarihinin 15.05.1987 tarihi olduğunun tespitine,'' dair karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sigorta başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, dosya içerisine alınan; bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu, tanıkların beyanları gözetildiğinde tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 2. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/3501, K. 2025/8348, T. 20.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-3501-e-2025-8348-k-b36ebe7634d8