Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/21600 E. 2012/23562 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/21600
- Karar No
- 2012/23562
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :2010/704-2012/620 Dava, sigortalılık başlangıç tarihinin 01.03.1985 olduğunun tespitine ile tahsis talebini takip eden aybaşı itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması ve gecikmeli olarak ödenecek birikmiş yaşlılık aylığına da ödeme tarihine kadar aydan aya yasal faiz uygulanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemine ilişkindir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Kurum ve davacı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Somut olayda; davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 01.03.1985 olduğunun tespiti ile, tahsis talebini takip eden aybaşı itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması ve gecikmeli olarak ödenecek birikmiş yaşlılık aylığına da, ödeme tarihine kadar aydan aya yasal faiz uygulanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiş olup; mahkemece, işe giriş bildirgesi ile dinlenen davacı tanıklarının beyanları esas alınarak, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01.03.1985 olduğunun tespitine, diğer taleplerin idari işlem gerektiğinden, karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek hüküm kurulmuş ise de; sigortalılık başlangıcının tespitine ilişkin YHGK’nun 01.06.2011 günlü 2011/307 e-2011/366 K sayılı, 21.09.2011 günlü 2011/527 E-2011/552 K sayılı gibi ilamları gözetildiğinde eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. 1 - YHGK’nun belirtilen ilamlarında da bahsedildiği üzere, 506 sayılı Kanunun 108.maddesi uyarınca, sigortalılık başlangıcı yönünden salt işe giriş bildirgesi verilmiş bulunması yeterli olmayıp, ayrıca Kanunun 2.maddesinde öngörülen şekilde fiili çalışmaların aranması da gereklidir. Bu nedenledir ki, somut olayda uyuşmazlık fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece, bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Kanunun 79.maddesinde belirtilen ve sigortalının çalışma gün sayısını, kazanç durumu çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 17.maddesinde belirtilen dört aylık prim bordroları gibi, Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içinde kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de, fiili çalışmanın varlığının ortaya koyulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Kanunun 79/8. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava, aynı zamanda sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında, adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği, ancak, yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda, çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı ve Anayasa’nın 60. maddesinde tanımlanan sosyal güvenlik hakkının niteliği gereği bu tür davalarda, hakim, doğrudan soruşturmayı genişleterek, sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bunun için de, bu tür davalarda, işyerinde tutulması gerekli dosyalar ile, kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirtilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, işyeri çalışanları saptanmalı ve sigortalının hangi işte ne kadar süre ile çalıştığı açıklanmalı, gereğinde komşu işyerlerinde çalışanlarının bilgilerine de başvurularak gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde kanıtlanmalıdır. Somut olayda; davacının ileri sürdüğü çalışmanın gerçek ve fiili olup olmadığı, işyerinin kapsamda bulunup bulunmadığı, tespit edilebilmesi amacıyla; davacı adına işe giriş bildirgesindeki kimlik bilgilerinin davacıya ait olup olmadığı nüfus kaydı celp edilmek suretiyle saptanmalı; yaptırılacak grafolojik inceleme sonucuna göre işe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı, davalı Kurumdan alınacak bilgiye göre, davacıya verilen sigorta sicil numarasının hangi yılın serilerinden olduğu, anılan işe giriş bildirgesine istinaden, Kurumca sigortalıya verilen sicil numarasının sigortalının daha sonraki yıllarda gerçekleşen hizmetlerinde kullanılıpkullanılmadığı araştırılmalı; davacının işyerinde hangi işte çalıştığı tespit edilmeli; çalışmanın geçtiği iddia edilen İncekum Oteli inşaatı işyerinin, dava döneminde 506 sayılı Yasa kapsamında olup olmadığı, söz konusu otelin, inşaat ruhsatı ve yapı kullanım izni bilgilerinin ilgili Belediye Başkanlığından sorularak araştırılmalı; dava döneminde işverenin bordrolarında kayıtlı kişiler ile, gerektiğinde, komşu işyerlerinde çalışan kişiler saptanarak, re’sen bilgi ve görgülerine başvurulmalı; çalışmanın fiili ve gerçek olup olmadığı yöntemince araştırılmalı; böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip, takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı biçimde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 2 – Kabule göre ise; davacının, tahsis talebini takip eden aybaşı itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması ve gecikmeli olarak ödenecek birikmiş yaşlılık aylığına da, ödeme tarihine kadar aydan aya yasal faiz uygulanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemine ilişkin, olumlu, ya da, olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi, usul ve yasaya aykırıdır. O hâlde, davalılardan SGK Başkanlığı ve davacı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 27.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.