Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/18595 E. 2026/7724 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/18595
Karar No
2026/7724
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1866 E., 2025/189 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 8. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/109 E., 2025/199 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 18.10.2016 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde;olayın kazazede işçinin kusuru nedeniyle meydana gelmiş olduğunu, işverenlikçe gerekli tedbirlerin alınmış olduğu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davanın kısmen kabulü ile 500 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminat alacağının davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, 823.417,42 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 18.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, manevi tazminat konusunda fazla talebin reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece aldırılan bilirkişi heyet raporunda davacı işçinin %30, davalı işverenin %70 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun ve kusur dağılımının dosya kapsamına uygun, uygulamayı yansıtır ve denetime açık şekilde oluşu ile kusur raporu doğrultusunda verilen kararda hatalı yön bulunmadığından davalı vekilinin bu açılardan istinaf talebinin yerinde görülmediği, davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının %9 olarak dikkate alınarak ve dosya kapsamına ve Yargıtay yerleşik uygulamasına uygun şekilde rapor doğrultusunda tenziller yapılarak belirlenen miktara karar verilmesinde hatalı yön bulunmadığı, somut dosya kapsamı ile davacı için mahkemece takdir olunan manevi tazminat miktarı fahiş olmayıp hakkaniyete ve olayın özelliğine uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; iş kazasının gerçekleşmesinde kusurun tamamıyla davacı işçide olduğunu ve müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını, davacının manevi tazminat talebinin kabulünün haksız olduğunu, davacının iş akdinin feshi tarihine kadar belirli ücretlerinden hareketle hesap yapılması usule uygun olmakla birlikte, bu hesaplama yapılırken fazla çalışma ve bayram çalışması ücretlerinin de ücrete dahil edilmesinin hatalı olduğunu, davacı 2037 yılına kadar kesintisiz çalışacakmış gibi hesaplama yapıldığını, oysa sigortalının iş değişikliği yapması ihtimalinde, yeni iş bulmak için çalışmadan geçireceği makul bir sürenin hesaplamadan hariç tutulması gerektiğini, emekli olup olmadığı araştırılmadan 60 yaşa kadar aktif dönem hesaplanmasının hatalı olduğunu, iki yılı aşkın bir süre geçtikten sonra dava açıldığını, ayrıca ıslah tarihi ile olay tarihi de dikkate alındığında zamanaşımının Mahkemece göz ardı edildiğini, ıslah dilekçesiyle talep edilen tutara kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesinin kabul edilemeyeceğini belirterek temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. A) Manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarların dava tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. B) Maddi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davalı vekilinin manevi tazminat istemine yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,

Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/18595, K. 2026/7724, T. 01.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-18595-e-2026-7724-k-40bd81e926e3