Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/17619 E. 2026/5911 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/17619
Karar No
2026/5911
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1326 E., 2025/2185 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/195 E., 2025/58 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kurum sigortalılarından ...’ın davalı işyerinde çalışmakta iken 03.05.2017 tarihinde iş kazası sonucu yaralandığını, kaza nedeniyle kurum sigortalısına bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelir, ödenen geçici iş göremezlik ödeneği ve yapılan tedavi masrafından oluşan Kurum zararının tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde işçiye bağlanan 11.06.2020 tarihli ilk gelir peşin sermaye değerinin 188.788,70 TL, yapılan fiili ödemenin 10.310,81 TL, geçici iş göremezlik ödemesinin 32.029,22 TL, hastane tedavi giderinin 7.809,87 TL ve reçete ödemesinin 91,48 TL olduğundan bahsettiğini, ayrıca davacı SGK tarafından yapılan araştırma ve incelemeler neticesinde müvekkil şirket kusuru %80 olarak belirlenip iddia edildiğini, davacı Kurumun bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından usulden reddi gerektiğini, davacının dava dilekçesinin netice ve talep bölümünde uyuşmazlık konusu yapılan alacak için sarf ve ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiz talep ettiğini, ancak faiz başlangıç tarihinin dava açılış tarihi olabileceğini, bu tarihten önceki tarihleri faiz başlangıç tarihi olarak kabul etmenin mümkün olmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığından reddi gerektiğini, davacının, dava dilekçesinde kaza ile ilgili Ankara 39. İş Mahkemesinde 2018/466 Esas sayılı ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat davasının olduğundan bahsettiğini, kazazedeye çarparak yaralanmasına neden olan diğer manevra lokomotifinin makinisti ile ilgili olarak yapılan bir şikayet ve ceza soruşturması olup olmadığı hususunun 5510 sayılı Kanun'un 3.kişinin sorumluluğu hükümleri kapsamında önem arz edeceğini, dava dilekçesinde davacı SGK tarafından yapılan incelemeler sonucunda müvekkili şirketin %80 kusurlu bulunduğundan söz edildiğini, müvekkili şirkete isnat edilen kusur raporunun Mahkemece alınmış bir rapor olmadığını, davacı Kurum tarafından düzenlenmiş inceleme raporu niteliğini haiz olduğundan kabulünün mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna yapılan itirazları hakkında karar verilmediğini, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, işçiye atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, bilirkişi tarafından yapılan hesapta kök raporda olduğu gibi değişimlerden önce yapılan fiili ödemelerin nihai hesaba katılmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, müvekkiline atfedilen kusuru kabul etmediklerini, meydana gelen olayda illiyet bağının işçinin ağır kusuru nedeni ile kesildiğini, ayrıca 3. kişinin kusuruna denk gelen kısmın da müvekkiline atfedilen kusura eklendiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık rücuan tazminat istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/17619, K. 2026/5911, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-17619-e-2026-5911-k-5bac06b2f236