Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/16175 E. 2026/5400 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/16175
- Karar No
- 2026/5400
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/406 E., 2025/249 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 01.02.2012 – 29.01.2017 tarihleri arasında davalı ...'ye ait .. Erkek Kuaföründe kesintisiz olarak çalıştığını, müvekkillinin berberlik mesleğine has yaptığı tüm işlerde kazandığı paranın yarısı ve aylık 500,00 TL maaş olmak üzere sözlü anlaşmaya dayanılarak işe başladığını, müvekkillinin kesintisiz olarak çalıştığı dönemlere ait kurumda kaydının bulunmadığını işveren tarafından işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmediğini belirterek davacının 01.02.2012 – 29.01.2017 tarihleri arasında davalıya ait iş yerinde kesintisiz olarak çalıştığının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP 1-Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkilinin çalışanı olmadığını, gelir temin edebilmek için kendi müşterilene müvekkilinin dükkanında hizmet verip, ücretin yarısını davalıya vermeyi teklif ettiğini, müşterileri olduğu zamanlarda davalının iş yerini kullandığını, aralarında hizmet akdi sözleşmesi olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. 2-Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; 506 sayılı Kanun'un 79/1. maddesine göre çalıştırılan işçilerin sigorta primlerine esas tutulan kazançlar toplam prim ödeme gün sayıları ile sigorta primlerini gösteren kayıt belgelerin Kuruma bildirilmesi mecburiyetinin işverene ait bir yükümlülük olduğunu, bildirilmeyen bu kayıtlar için Kurumun sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, müvekkili Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğini belirterek husumet nedeniyle davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.12.2020 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 18.12.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 29.12.2022 tarihli kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 29.12.2022 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "...Davacı 01.02.2012 – 29.01.2017 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespitini talep etmiş, mahkemece davanın reddi yönünde hüküm kurulmuşsa da davacı ile davalı arasındaki çalışma ilişkisi somut olarak belirlenememiştir. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında, ücretin ödenme biçiminin bağımlılık unsurunu ortadan kaldırmayacağı nazara alınarak ihtilaf konusu dönemde davacının davalı adına kayıtlı erkek berber salonunda öncelikle çalışma şekli irdelenmeli ve hâsılat kirası mı yoksa hizmet akdi ile çalışmanın varlığı olgusu belirlenmeli, bu kapsamda davacının çalışma iddiasına konu edilen işyerine ait vergi kayıtları getirtilerek vergi ödemelerinin kim ya da kimler tarafından yapıldığı tespit edilmeli, berber salonun işletilmesine ilişkin ekonomik riskin kime ait olduğu irdelenmeli, taraflar arasındaki sosyal medya üzerinden yapılan yazışmalarda davalının davacıya emir ve talimat verdiği de dikkate alınarak araştırmanın genişletilmesiyle elde edilecek bilgiler ile dosyada bulunan diğer deliller birlikte değerlendirilerek davacı ile davalı arasındaki ilişkinin hizmet akdine dayanıp dayanmadığı, hizmet akdine dayanması halinde ise çalışmanın niteliği, sürekli olup olmadığı hususu soruşturulmalı, bu bağlamda hizmet akdinin gereklerinden olan bağımlılık unsurunun davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediği etraflıca tanık beyanları ile ortaya konulmalı, bu konuda yeterli ve gerekli tüm araştırma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip, takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya ait .. sicil numaralı iş yerinde 01.01.2013 - 29.01.2017 tarihleri arasında asgari ücret ile sürekli ve kesintisiz olarak çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkeme kararının işçi lehine yorum ilkesinden, hakkaniyetten, hizmet tespiti ile ilgili özenli araştırma gereğinden oldukça uzaklaşılarak verildiğini, yargılama sürecinde tanık beyanları, işçi ve işveren arasındaki messenger konuşmaları, davacının davalı işverenle günlük kazandığı paranın yarısı ve aylık 500 TL maaş olarak yaptığı sözlü anlaşmaya dayanarak davalı işveren hesabına yatırılan paraların dekontları vasıtasıyla davacının çalışma iddiasının ispatlanmış olduğunu, davacının asgari ücreti aşan gelir elde etmesine rağmen hizmet tespitinin asgari ücret üzerinden yapılmış olmasının da hatalı olduğunu beyan etmektedir. 2.Davalı işveren vekili temyiz dilekçesinde; davacı ile davalının hasılat kirası ilişkisi içerisinde olduklarını, dosya kapsamında Yargıtay bozma ilamı gereği, işçi-işveren, "emir-talimat-bağımlılık" ilişkisini ortaya koyan somut bir delil bulunmadığını, aralarında bağımlı bir ilişki olmayıp davalının uzun yıllardır yurt dışında yaşadığını, yurt dışında yaşayan davalının bu anlamda aynı anda işveren olmasının düşünülemeyeceğini, davacı ile davalı arasındaki çalışma ilişkisinin somut olarak belirlenemediğini, Mahkemece davacı tanıklarının beyanlarının dikkate alındığını, davalı tanık beyanlarının dikkate alınmamasının hatalı olduğunu beyan etmektedir. 3.Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, çalışmanın yöntemince ispatlanamadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 01.02.2012 – 29.01.2017 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgililerine yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.