Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/16745 E. 2026/5404 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/16745
Karar No
2026/5404
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3517 E., 2024/3890 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Alaşehir 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2024/258 E., 2024/598 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'nin 05.01.2018 günü çalışmakta iken iş kazası geçirdiği iddiası ile dava açtığını ve Alaşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/637 Esas sayılı iş kazasından kaynaklı tazminat davasının derdest olduğunu, Kurum tarafından meydana gelen olayın iş kazası olduğunun tespit edildiğini, davalı ...'nin davacının çalışanı olmadığını beyanla Kurum işleminin iptali ile dava konusu kazanın iş kazası olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1- Davalı ... tarafından davaya cevap verilmemiştir. 2- Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum mevzuatı doğrultusunda işlem yapıldığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dinlenen davalı tanıklarının anlatımı, .. SGK İl Müdürlüğünün 24.10.2019 tarih ve 192 sayılı kararı ile söz konusu olayın iş kazası olduğu yönünde kabulü, .. İlçe Emniyet Müdürlüğünün 23.01.2018 tarihli tutanağında davalının kayıt dışı olarak davacıya ait iş yerinde çalıştığının tespiti, olay sonrası davalının tedavisine yönelik evraklar ve raporlar göz önünde bulundurularak davalının iddia ettiği iş kazasının gerçekleştiği kanaati ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Alaşehir 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesince verilen 14.06.2024 tarih, 2024/258 Esas ve 2024/598 Karar sayılı kararının kaldırılmasına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b.1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; toplanan delillerden davalının davacıya ait işyerinde yaralanmadığının sübuta ermesine karşın davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ... ..’nin yaralanması ile sonuçlanan 05.01.2018 tarihli kazanın iş kazası olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı Başkan ... ve Üyeler ..., ... ve ...'ın oyları ve oyçokluğuyla, 22.04.2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Dava iş kazası tespiti davası olup; İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine dair verilen kararın Dairemiz sayın çoğunluğu tarafından onanmasına karar verilmiş  ise de aşağıda belirtilen gerekçelerle çoğunluk onama görüşüne katılınmamıştır. İnceleme konusu davada, davacının davalıya ait iş yerinde geçirdiği kazanın iş kazası sayılmasına gerektiği talep edilmiş olup; davacının ..    vatandaşı olduğu ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında ülkemizde bulunduğu açık olup; Türk vatandaşı değildir. Yabancıların Türkiye'de çalışma usul ve esasları önceden 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkındaki Kanuna göre düzenlenmiş iken bu kanun 28.07.2016 tarihli 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır. Mülga 4817 sayılı Kanun'un amaç başlıklı 1. maddesinde kanunun amacının;"... yabancıların Türkiye'deki çalışmalarını izne bağlamak    ve bu yabancılara verilecek çalışma izinleri ile ilgili esasları belirlemek"  olduğu belirtilmiştir. Aynı  Kanun'un kapsam başlıklı 2. maddesinde; ".... Türkiye'de bağımlı ve bağımsız olarak çalışan yabancıları, bir işveren yanında meslek eğitimi gören yabancıları ve yabancı çalıştıran gerçek ve tüzel kişileri" kapsadığı belirlenmiştir. İzin alma yükümlülüğü ve izin verme yetkisi başlıklı 4. Maddesinde; "Türkiye'nin taraf olduğu ikili yada çok taraflı sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe yabancıların Türkiye’de bağımlı ya da bağımsız çalışmaya başlamadan önce izin almaları gerektiği" ifade edilmiştir. 4817 sayılı Kanun'u yürürlükten kaldıran ve 4817 sayılı Kanun gibi yabancıların  Türkiye'de çalışma izni usul ve esaslarını düzenleyen 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanununun 6/2. Maddesinde "Bu Kanun kapsamında yer alan yabancıların çalışma izni olmaksızın Türkiye'de çalışmaları veya çalıştırılmalarının yasak" olduğu düzenlenmiştir. Sosyal güvenlik kamu düzeniyle ilgilidir. Kimlerin sosyal güvenlik hakkından yararlanacağı devletlerin yasalarla ve uluslararası sözleşmelerle kendi milli çıkarları doğrultusunda belirlenir. 1932 yılında yürürlüğe giren 2007 sayılı Türkiye’de Türk Vatandaşlarına Tahsis Edilen Sanat ve Hizmetler Hakkında Kanun gereğince bazı mesleklerin yabancılar tarafından icra edilmelerinin yasaklanması da bu kapsamda yapılan yasal düzenlemelerdendir. Davacı   Suriye’den ülkemize sığınmıştır. 6458 sayılı Kanun'un 91. maddesinde   “Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir. (2) Bu kişilerin Türkiye’ye kabulü, Türkiye’de kalışı, hak ve yükümlülükleri, Türkiye’den çıkışlarında yapılacak işlemler, kitlesel hareketlere karşı alınacak tedbirlerle ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar arasındaki iş birliği ve koordinasyon, merkez ve taşrada görev alacak kurum ve kuruluşların görev ve yetkilerinin belirlenmesi, Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir” hükmü gereğince sığınmacılarla ilgili olarak çıkarılan   Geçici Koruma Yönetmeliğinin “İş piyasasına erişim hizmetleri” başlıklı 29. maddesinde “Geçici korunanların çalışmalarına ilişkin usul ve esaslar, Bakanlığın görüşü alınarak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının teklifi üzerine Cumhurbaşkanınca belirlenir. Geçici koruma kimlik belgesine sahip olanlar, Cumhurbaşkanınca belirlenecek sektörlerde, iş kollarında ve coğrafi alanlarda (il, ilçe veya köylerde) çalışma izni almak için Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına başvurabilecekleri” düzenlenmiştir. Sosyal güvenlik sistemini doğrudan etkileyen bu durum karşısında sigortalı sayılacak yabancıların yasal bir çalışmalarının bulunması gerekir. Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri uyarınca, yabancının   bir işveren yanında çalışabilmesi için,   ilgili makamlardan, somut olayda Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından çalışma izninin alınmış olması gerekir.  Bu nedenle davacının Türkiye'de çalışma izninin bulunup bulunmadığı araştırılarak 5510 sayılı Kanun kapsamanda sigortalı olma hakkı olup olmadığı belirlenerek, bu hakkı varsa geçirmiş olduğu kazanın iş kazası sayılması gerekmektedir. Mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadığı açık olduğundan verilen karar hatalı olup kararın bu nedenle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan çoğunluğun onama gerekçesine katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/16745, K. 2026/5404, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-16745-e-2026-5404-k-3d22a7953bc6