Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/13991 E. 2026/5016 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/13991
- Karar No
- 2026/5016
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1053 E., 2025/1409 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 23. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/13 E., 2024/253 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 21.09.2012 tarihli iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalını iş sağlığı ve güvenliği konusunda önlemleri aldığını, kazanın davacının gerekli dikkati göstermemesi nedeniyle kendi kusurundan meydana geldiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davanın kısmen kabulüne 6.311,01TL maddi tazminat ve 30.000,00TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 21.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının kötü niyet tazminatı talebi ile fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davacı tarafça ... aleyhine açılan ve kesinleşen maluliyet tespiti davasında yapılan yargılama sonucu davacının söz konusu iş kazası nedeni ile maluliyetinin gerekmediği kanaati ile davanın reddine karar verildiği, dosyada tarafların kusur durumuna ilişkin alınan raporda davalı ve davacı yönünden belirlenen kusur oranlarının işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına uygun olduğu, bu kapsamda dosyada belirlenen kusur durumuna ve maluliyet gerekmediğine ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararına göre de maddi tazminat hesabı yönünden alınan bilirkişi raporunda bir isabetsizlik bulunmadığı, takdir edilen manevi tazminat miktarının makul ve dosya içeriğine uygun olduğu gerekçesiyle davacı ve davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının reddine karar verildikten sonra davalı tarafın maddi tazminat istinaf itirazı yönünden yapılan incelemede; davalı yönünden Mahkemece kabul edilen maddi tazminat 6.311,01 TL'nin kabulüne karar verildiği, karar altına alınan miktarın yıllar itibariyle yeniden değerlendirme oranları nazara alındığında 2024 yılı istinaf kesinlik sınırı olan 28.250,00 TL'nin altında kaldığı, dolayısıyla istinafa gelen davalı yönünden kabul edilen dava miktarı itibariyle mahkeme kararının tutar itibariyle kesin nitelikte olduğu anlaşıldığından yapılan istinaf başvurularının bu sebeplerle reddinin gerekeceği, kanunun bahşetmediği bir hakkın ise Mahkemece taraflara verilemeyeceği, dolayısıyla Mahkeme kararında istinaf yasa yolunun açık olduğunun bildirilmesinin taraflar lehine kazanılmış hak doğurmayacağı üzere işbu taraf vekilinin istinaflarının esastan incelenemeyeceği gerekçesiyle "Mahkemece verilen kararın maddi tazminat yönünden davalı yönüyle red edilen miktar itibariyle kesin olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvuru talebinin 6100 sayılı HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca reddine, İlk Derece Mahkemesi kararı manevi tazminat yönünden (davacı yönünden maddi tazminat talebi yönünden de) usul ve esas yönüyle hukuka uygun bulunduğundan davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; maluliyet raporunun gerçeği yansıtmadığını, maluliyet tespiti için Adli Tıp Kurulunda yapılan muayenede gerekli dikkat ve özen gösterilmediğini, İlk Derece Mahkemesinden Adli Tıp Kurulu 2.Üst Kurulundan rapor alınmasını talep etmişlerse de değerlendirmeye alınmadan reddedildiğini, davacının kazada hiç bir kusurunun bulunmadığını, dosyada alınan aktüerya raporunun da hatalı tespit içeren kusur ve maluliyet raporuna göre düzenlendiğini, hatalı olduğunu, davacının günlük hayatında parmağının uç kısmı hissetmediği için bir çok kez parmağını kestiğini, parmağının uç kısımlarında zaman zaman morarmalar meydana geldiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu, manevi tazminat sebebiyle davacı taraf aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin Anayasa'ya aykırı olduğunu belirterek temyiz etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının iş kazası nedeni ile maluliyet tespit edilemediğini, bu husus göz önüne alınmadan fahiş miktarda manevi tazminata hükmedildiğini, kusuru bulunmadığını, geçici iş göremezlik ödeneğinin belirlenmesinde bordro, ücret hesap pusulası gibi ücretin net olarak tespitinin dosya kapsamında yapılmadığını, hesaplamanın bu şartlar dikkate alınarak yapılması gerekirken bilirkişi tarafından TÜİK emsal ücreti dikkate alınarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 6100 sayılı Kanun'un Ek-1. maddesine 14.11.2024 tarihinde yürürlüğe giren, 7531 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile “İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır." şeklinde üçüncü fıkra eklenmiş, akabinde bu fıkra 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun ile 6100 sayılı Kanun'un Ek-1. maddesinin ikinci fıkrası "200. ve 201. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341., 362. ve 369. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinde 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un Ek-1. maddesinin ikinci fıkrasına getirilen değişikliğin yürürlükte olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davalının istinaf itirazlarının esastan incelenmesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde bulunmamıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.