Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/10511 E. 2026/4128 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/10511
- Karar No
- 2026/4128
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/346 E., 2025/997 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 37. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/192 E., 2023/366 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacı hakkında kazançların eksik bildirildiği gerekçesi ile .. SGM tarafından 2013/2- 2013/9. aylara ilişkin resen prim tahakkuk ettirileceğinin bildirildiğini, davacının 11.04.2023 tarihinde itiraz ettiğini, cevap verilmediğini, bu sebeple zımnen ret edilmiş sayılacağını, davacının icra tehdidi altında 156.183,18 TL'yi itirazi kayıt ile ödediğini, raporun içeriğine göre kurumun borç tahakkuku oluşturduğunu, peşinen tüm personelin fazla mesai yaptığı kabul edilerek işlem yapıldığını, buna göre yıllık 270 saati aşmayan fazla mesailerin ücret içerisinde kabul edilmesi gerektiğini, hak edilen ücretlerin ödenip ödenmediğinin kontrol edilmediğini, gişelerin saat 17.00'de kapatıldığını, daha sonra şube içi kapatma işlemlerinin yapıldığını genel müdürlükte ise mesainin saat 18.00 de bittiğini müfettişlerin istediği çalışma sürelerini gösterir belgelerin birden çok yere sunulduğunu, yıllık 270 saati aşan çalışma bulunmamasına rağmen değerlendirme yapıldığını, işverenin 270 saatten fazla çalışma olmadığı için fazla mesai ödemesi yapmadığını, güvenlik görevlisi ve gişe kadrolarının ise yıllık 270 saat ücrete dahil edilmeden ücretleri belirlendiğinden fazla mesailerinin ayrıca ödendiğini, bu görevleri yapanların prime tabi olmadığını, bu sebeple fazla mesai ödemeleri yapıldığını sadece giriş çıkış kayıtları, log kayıtları veya silah teslim kayıtlarına göre fazla çalışma hesabı yapılamayacağını bu veriler ile tüm çalışanlar için mesai hesabının yapılmasının mümkün olmadığını, bir güvenlik görevlisinin iş yerinde olmasının diğer personelin iş yerinde olduğu anlamına gelmediğini, yıllık 270 saat e kadar olan mesailerin kararlaştırılan yüksek ücret içinde değerlendirilmesine ilişkin yargıtay kararları bulunduğunu, bu nitelikteki sözleşmelerin geçerli sayıldığının da doktrinde kabul edilen görüş olduğunu, 270 saati aşan çalışma varsa mesai ücretlerinin ödendiğini, iş yerinde performansa göre prim ödemesi de bulunduğunu, yargıtay kararlarına göre ödenen primlerinde hak edilen fazla mesai ücretleri hesabında dikkate alınması gerektiğini, denetim kapsamında olmayan ekim 2013 dönemi içinde tahakkuk işlemi yapıldığını, fazla çalışmaya esas alınan ücretlerinde doğru olmadığını, önceki ay tahakkukuna göre işlem yapıldığını, oysa bu ücretler içinde fazla mesailerin bulunduğunu belirterek, davalı tarafından davacıya ait ankara ticari merkez şubesi ... sicilli iş yeri için dönemine ilişkin fazla mesailere ilişkin oluşturulan ve tahakkuk ettirilen prim borcu ve buna bağlı gecikme zammı ile ilgili işlemin iptalini, 31.03.2023'de itirazı kayıt ile yapılan 156.183,18 TL'lik ödemenin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; rapor ile tespit edilen mesai ücretlerinin SPEK içine dahil edilmemesi sebebiyle işlem yapıldığını, belgelerin Kurumdan getirtilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile .. SGM'de davacı adına kayıtlı 26...09 0...0 sicilli iş yeri ile ilgili ..'nin 24.02.20 15... sayılı raporu gereği çalışanlara fazla mesai ödenmediği gerekçesi ile 20 13... ila 20 13... . ay dönemi için prim borcu tahakkuk ettirilmesine ilişkin Kurum işleminin iptaline, davacı tarafça 31.03.2023 tarihinde ödenen 156.183,18 TL'nin ödeme tarihi 31.03.2023 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; a. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, b.Kurum işlemlerinde hata bulunmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki paragraflar kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 5510 sayılı Kanun'un 89/3. maddesi; “Yanlış veya yersiz alınmış olduğu tespit edilen primler, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise hisseleri oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine kanunî faizi ile birlikte geri verilir. Kanunî faiz, primin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden ay başından, iadenin yapıldığı ayın başına kadar geçen süre için hesaplanır. Ancak Borçlar Kanunu'nun 65. maddesi hükmü saklıdır.” hükmüne amir olup, Mahkemece, alacağın Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden ay başından, iadenin yapılacağı ayın başına kadar geçen süre için faize hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. 3. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinde; “Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca, baro yönetim kurullarının teklifleri de göz önüne alınmak suretiyle uygulanacak tarife o yılın Ekim ayı sonuna kadar hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderilir. (Ek cümle:16.06.2009 - 5904 S.K./35.mad) Şu kadar ki hazırlanan tarifede; genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalar ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir. Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.” düzenlemesi yer almakta olup; açık yasal düzenleme karşısında, Kurum işleminin iptali istemli davada, öngörülen maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gereğinin gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1.Davalı Kurum vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının 3. fıkrasında yer alan "Davacı tarafça 31.03.2023 tarihinde ödenen 156.183,18 TL'nin ödeme tarihi 31.03.2023 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” ibaresinin çıkartılarak yerine "Davacı tarafça 31.03.2023 tarihinde ödenen 156.183,18 TL'nin, 5510 sayılı Kanun'un 89/3 maddesi uyarınca ödeme tarihini takip eden ay başı olan 01.04.2023 tarihinden iadenin yapılacağı ay başına kadar geçen süre için işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya iadesine,” ibaresinin yazılmasına, Hüküm fıkrasının 8. fıkrasında yer alan "Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden tarife gereği takdir olunan 24.989,31 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " ibaresinin silinerek yerine "Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine," ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.