Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/10277 E. 2026/3459 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/10277
Karar No
2026/3459
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1928 E., 2025/684 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 45. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/288 E., 2022/213 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 06.11.1967 tarihinde doğmuş olup, 01.10.1986 - 14.03.2006 tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetleri'nde görev yaptığı, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yaptığı işbu 19... ay 14 güne istinaden yıpranma payı olarak 3 yıl 10... gün fiili hizmet zammı (FHZ) mevcut olduğu, davacının bu görevinden sonra SSK’ya tabi sigortalı olarak ... SSK sicil numarası ile özel bir şirkette çalışmış olup, 4-a kapsamındaki ilk işe giriş tarihi 10.07.2006 tarihi olduğu, davacının aylığa bağlanması talebi ile 29.07.2022 tarihinde ...tahsis numarası ile ...'ya başvuru yapıldığı, davalı Kurum 49597947 sayılı ve 01.08.2022 tarihli cevabi yazısı ile "İşten çıkışınız olmadığı için dosyanız işlemden kaldırılmıştır. Çıkışınızı yaptıktan sonra yeniden müracaat edeniz.'' şeklinde yaşlılık aylığı tahsis müracaatını hukuka aykırı olarak reddedildiği, davalı Kurumca verilen karar usul ve yasaya tamamen aykırı olup davacı bakımından büyük hak kayıplarına yol açtığı, yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun'un ek 39. maddesi uyarınca, fiili hizmet zammı süresinin tamamının yaş haddinden indirilmesi gerektiği, davacı tarafından emeklilik için gerekli koşulları sağladığı tarihten 12 yıl kadar uzun bir süre sonra 29.07.2022 tarihinde emeklilik tahsis talebi ile davalı Kuruma başvurulmuş olduğu iddiasıyla kanun gereği başvuru tarihini takip eden aybaşı olan 01.08.2022 itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 01.08.2022 tarihinden itibaren emeklilik aylığının bağlanması ve birikmiş aylıkların işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi talepli huzurda görülmekte olan davayı ikame etmiş olduğu, davacı fiili hizmet zammı süresi emeklilik yaş haddinden düşüldüğü zaman emekliliğe hak kazandığını iddia ettiği, 5434/Mülga 32. madde kapsamındaki hizmetler 08.09.19 99... .05.2002 tarihlerinde yapılan sigortalılık süresi tespitlerinde bu tarihlere kadar olan mevcut 5434/Mülga 32. madde kapsamındaki fiili hizmet süresi zamları sigortalılık süresine eklendiği, 2008/Ekim ayına kadar geçen 5434/Mülga 32. madde kapsamındaki fiili hizmet süreleri tahsis talep tarihinde sigortalılık süresine ekleneceği, sigortalılık süresine ilave bir sınırlama bulunmadığı, 2008/Ekim ayına kadar geçen 5434/Mülga 32. madde kapsamındaki fiili hizmet süresi zamlarından dolayı prim ödeme gün sayısına eklenecek azami süre yapılan işin niteliğine göre 5 veya 8 yıl olduğu, davacının 506 sayılı Kanuna göre emekli olmak istediğinden 5434/Mülga 32. madde kapsamındaki hizmetler sigortalılık süresine ve prim ödeme gün sayısına ilave edildiği, açıklandığı üzere Kurumca yapılan yaşlılık aylığı bağlama işlemleri ve hesaplamalar yasa hükümlerine uygun olarak yapılmış olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla davanın kabulü ile davacının 29.07.2022 tarihli tahsis talebinin geçerli olduğunun tespiti ile bu tarihi takip eden ay başı olan 01.08.2022 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve 5510 sayılı yasanın 42. maddesi gereğince yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık yasal sürenin sonundan itibaren yasal faiz işletilerek yaşlılık aylıklarının yasal faizleriyle davalı tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yaşlılık aylığının faizinin başlangıç tarihinin belirlenmesinde, Kuruma tanınan 5510 sayılı Kanunun 42. maddesinde yazılı üç aylık işlem süresinin varlığı karşısında, Kurumun, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden (3) aylık sürenin sonundan başlamak üzere faiz alacağı ile sorumlu tutulması, bu üç aylık sürenin dolmasından sonra ödenmesi gereken yaşlılık aylıklarına ise hak edildiği tarihlerden itibaren faiz tatbik edilmesi gerektiği (Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin 24.02.2015 tarih ve 2015/12005 E. 2015/22365 K.sayılı kararı); Kurumun 5510 sayılı Kanunun 42. maddesinde yazılı üç aylık işlem süresinin varlığına rağmen bu süre içerisinde yanıt verilmesi halinde tahsis talebinin reddedildiği tarihi takip eden ay başından itibaren başlamak üzere ancak sonraki her bir aylığın ödenmesi gereken tarihten itibaren faize hak kazanılacağı gözetilerek, Kurumun faiz alacağı ile sorumlu tutulması gerektiği (Yargıtay 10.HD'nin 17.12.2015 tarih ve 2015/10756 E. 2015/23065 K.sayılı kararı), somut olayda Kurumun 27.09.2022 tarihli tahsis talebini 01.08.2022 tarihinde reddettiği anlaşılmakla, Mahkemece 01.09.2022 tarihinden itibaren ve ödenmesi gereken her bir yaşlılık aylığının ödenmesi gereken tarihten itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken yazılı biçimde faiz başlangıcında hataya düşülmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile Bakırköy 45. İş Mahkemesinin 09.12.2022 tarihli, 2022/288 Esas - 2022/213 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kabulü ile davacıya yaşlılık aylığı tahsis talep tarihinden (01.08.2022 tarihinden) itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile ödenmesi gereken yaşlılık aylıklara 5510 sayılı Kanun'un 42. maddesi gereğince 20 22... . ay aylığının 01.09.2022 tarihinden itibaren, sonraki aylıkların ise ödenmeleri gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının yaşlılık aylığı bağlanması sonrası 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a bendi kapsamında geçen çalışmalarının ... destek primine tabi çalışma olarak çevrilmesine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; fiili hizmet süresi zammından (...) yararlanabilmek için sigortalının 5510 sayılı Kanun’un 40. maddesinde (506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi) tahdidi olarak sayılan işyeri ve işlerde fiilen çalışarak söz konusu risklere maruz kalması ve bu sürelerin özel prim kodlarıyla Kuruma bildirilmiş olması gerektiği, davacının anılan ağır ve yıpratıcı işlerde fiilen çalışıp çalışmadığının tespiti için Mahkemece teknik bilirkişi marifetiyle yerinde keşif ve inceleme yapılması gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz delil ile davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, ayrıca, Kurumun dava açılmasına kendi kusuruyla sebebiyet vermediği, bu nedenle Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları uyarınca Kurum aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıkların yasal faizleri ile davalı Kurumdan tahsiline ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.İlk Derece Mahkemesi kararının taraflardan yalnızca biri tarafından istinaf edilmesi hâlinde, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, yalnızca istinaf eden tarafın aleyhine olacak şekilde değiştiremez. Bir başka anlatımla; kararı istinaf etmeyen taraf yönünden karardaki haklar kesinleşeceğinden, istinaf eden taraf lehine usuli kazanılmış hak doğar. 3. Eldeki davada; İlk Derece Mahkemesince davacıya 01.08.2022 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı tahsisine karar verilmiş ve faiz başlangıcı 5510 sayılı Kanun'un 42. maddesi uyarınca tahsis talep tarihini takip eden üç ayın sonu olarak belirlenmiştir. Söz konusu kararı yalnızca davalı Kurum vekili istinaf ettiği hâlde, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Kurum aleyhine olacak şekilde faiz başlangıç tarihinin 01.09.2022 tarihine çekilmesi isabetsizdir. Bu durum, davalı Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı açıkça ihlal ettiğinden, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. 4. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin 2 numaralı fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Davalı Kurum vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının; hüküm fıkrasının II. bendinde yer alan "...8. ay aylığının 01.09.2022..." ibaresi silinerek yerine "...8, 9 ve 10. aylara ilişkin yaşlılık aylığının 01.11.2022..." ibaresinin eklenmesi, suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/10277, K. 2026/3459, T. 31.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-10277-e-2026-3459-k-ad13141b7ab0