Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/9001 E. 2024/9487 K. – Ödeme Emrinin

Konu: Ödeme Emrinin İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/9001
Karar No
2024/9487
Karar Tarihi
Konu
Ödeme Emrinin İptali

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/266 E., 2023/505 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/448 E., 2021/671 K. Taraflar arasındaki ödeme emrinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacının temizlik işçisi olarak davalı şirkette 3 ay kadar çalıştığını, davalı şirket yetkililerinin davacıdan imza örnekleri ve vekaletname alarak kendisini şirket yetkilisi olarak gösterdiklerini, aldıkları vekaletname ile şirketin her türlü işlemlerini yaparak şirketi borçlandırdıklarını ve SGK borçlarını ödemediklerini, davacının okur yazar olmadığını, bu sebeple alınan vekaletnamenin geçerli olmadığını, iradesi dışında yapılan işlemlerin yok hükmünde olduğunu beyan ederek, davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili; Kurum işlemlerinin usul ve Kanuna uygun olduğunu, davanın görev, husumet, yargı yolu ve süre yönünden incelenmesini ve ilgili hükümlere binaen usul açısından gerekli yasal mevzuata aykırılık halinde davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacının ticaret sicil kayıtlarına göre davalı gösterilen şirketin 01.05.2010 ila 17.02.2011 tarihleri arasında temsil ve ilzam yetkili müdürü ve ortağı olduğu, bu haliyle bu dönem yönünden Yargıtay 10. HD. 2020/2554 E., 2020/5227 K. sayılı emsal ilamına göre kamu borçlusu olduğu ve ödeme emirlerinin tebliğ tarihi ile dava tarihi dikkate alındığında 2010/05 ila 2011/02 dönemine tekabül eden prim borçları yönünden davanın 15 günlük yasal süre içinde açılmadığı dikkate alınarak 2010/05 ila 2011/02 döneme ilişkin prim, işsizlik ve damga vergisi borçları yönünden davanın hak düşürücü süre yönünden reddine, davacının temsil ve ilzam yetkili müdür ve ortak olmadığı döneme ilişkin ödeme emirleri yönünden ise eldeki davanın menfi tespit davası olarak değerlendirilerek, bu dönem dışında kalan ödeme emirleri ile idari para cezasına ilişkin ödeme emirleri yönünden davacı yanın yukarıda sayılı mevzuat hükümleri ve gerekçeler doğrultusunda sorumluluğu bulunmadığı dikkate alınarak 2010/05 ila 2011/02 dönemi dışında kalan Kurum alacakları yönünden borçlu olmadığının tespitine, davalı şirket yönünden ise husumet yönünden davanın reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...'' gerekçesiyle; ''Davanın kısmen kabulü ile Davanın uyuşmazlığa konu ödeme emirlerinde yer alan 2010/05-06-07-08-09-10-11-12 ve 2011/01-02 dönemlerine ilişkin Kurum alacakları yönünden hak düşürücü süre yönünden reddine, Davacının uyuşmazlığa konu ödeme emirlerinden yukarıda sayılı dönemler dışındaki Kurum alacakları yönünden Kuruma borçlu olmadığının tespitine, Reddolunan Kurum alacaklarının %10 zammı ile davacıdan tahsiline, Davalı ... Yönetim Güvenlik Sis. Tem. Hiz. San. Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın husumet yönünden reddine, '' karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili; davacı yönünden kabul edilen kısım yönünden kararın bozulması gerektiğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; davacının, 29.04.2010 (01.06.2010 ilan tarihi)-11.02.2011 (17.02.2011 ilan tarihi) tarihleri arasında davalı şirkette 9.975 TL'lik hisse sahibi olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda; davacının 29.04.2010 (01.06.2010 ilan tarihi) - 11.02.2011 (17.02.2011 ilan tarihi) tarihleri arasında ortağı ve şirket müdürü olduğu, şirket adına düzenlenen idari para cezalarından, suç ve cezaların şahsiliği ilkesi gereği sorumluluğu bulunmadığı, davanın Kuruma yöneltilmesi gerektiği, şirketin bu uyuşmazlıkta pasif husumeti bulunmadığı anlaşılmıştır. İptali talep edilen Kurum alacaklarının tahakkuk edildiği dönem itibariyle davacının şirket ortağı ve müdürü olduğu ve şirketten tahsil edilemeyen Kurum alacaklarından müdür sıfatı ile 818 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi gereğince şirket ile birlikte müteselsilen (eksik teselsül) sorumluluğu bulunduğu, ödeme emirlerinin davacıya tebliğ tarihi dikkate alındığında 15 günlük sürenin geçtiği ancak; 24860 ve 24861 sayılı ödeme emirlerine konu Kurum alacaklarından, 88675 sayılı ödeme emrine konu 2010/1., 2010/2. ve 3. ay dönemi ile 88676 sayılı ödeme emirlerine konu 2010/2. ve 3. ay dönemi Kurum alacaklarından, 15210, 18057, 26077 sayılı ödeme emirleri 2011/2. ay dönemi Kurum alacaklarından sorumlu olmadığı ve Kurumun bu alacakları yönünden talebin menfi tespit olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu dönemler yönünden davacının sorumluluğu bulunmadığı; 11447 ve 11448 sayılı ödeme emirlerine konu Kurum alacaklarının idari para cezasına ilişkin olduğu, suç ve cezaların şahsiliği ilkesi gereği şirket adına düzenlenen idari para cezasından davacının sorumluluğuna gidilemeyeceği anlaşılmaktadır. Buna karşın; diğer aylar Kurum alacaklarından sorumluluğu bulunduğu, her ne kadar 29.04.2010 tarihinde ortak ve müdür olarak atanmış ise de, Yargıtay 10.Hukuk Dairesi'nin 28.02.2022 gün ve 2021/9560 Esas, 2022/2720 Karar sayılı kararı "...506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi primlerin zamanında ve düzenli olarak tahsilini sağlamaya yönelik olup, anılan maddenin 1 inci fıkrası hükmüne göre, işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemek zorunda olup, eldeki davada, davacının hissedar ve yönetim kurulu üyesi olduğu şirkete 17.06.2016 tarihi itibariyle kayyum atanmasıyla, şirket borçlarından sorumluluğunun da bu tarih itibariyle sona ermesi karşısında, davaya konu ödeme emirlerinden, 2016/05. ayına ait prim, işsizlik sigortası primi, damga vergisi borçlarının, en geç altıncı ayın sonunda ödemesi gerekmekte olup; buna göre 2016/ 5. ayın primlerinden de sorumlu olmasına dair hüküm tesis edilmeliyken; yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." gereği 2010 yılı 4. ay Kurum alacaklarından da sorumluluğu bulunduğu, bu dönemler yönünden iptal talebinin 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülmediği, bu dönemler yönünden sorumluluğu bulunduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesi'nce 2010 yılı 4. ay Kurum alacakları menfi tespit olarak değerlendirilmiş ise de izah edildiği üzere davacının 2010 yılı 4. ay yönünden de sorumluluğu bulunduğu halde yazılı biçimde sorumlu olmadığı kabul edilerek hüküm kurulması hatalı olmuştur. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, istinaf başvurusunda bulunan taraf ve HMK'nın 355 inci maddesine göre istinaf sebepleri gözetilerek yapılan istinaf incelemesine göre, HMK'nın 353/1-b-2 bendi gereğince davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, uyuşmazlığa konu ödeme emirlerinde yer alan 2010/04., 05., 06., 07.,08.,09.,10.,11.,12. ve 2011/01. ay dönemlerine ilişkin Kurum alacakları yönünden davanın hak düşürücü süre yönünden reddine, davacının uyuşmazlığa konu ödeme emirlerinden sayılan dönemler dışındaki Kurum alacakları yönünden Kuruma borçlu olmadığının tespitine, reddolunan Kurum alacaklarının %10 zammı ile davacıdan tahsiline, davalı ... Yönetim Güvenlik Sis. Tem. Hiz. San. Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın husumet yönünden reddine karar verildiği" gerekçesiyle; "1-Davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesinin 14.10.2021 tarihli, 2020/448 Esas - 2021/671 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, 2-a)Davanın kısmen kabulü ile uyuşmazlığa konu 2012/15210, 2012/18057, 2012/26077, 2013/88675, 2013/88676 takip numaralı ödeme emirlerinde yer alan 2010/04., 05., 06., 07.,08.,09.,10.,11.,12. ve 2011/01. ay dönemlerine ilişkin Kurum alacakları yönünden davanın hak düşürücü süre yönünden reddine, b)Davacının dava konusu edilen 2010/24860 ve 2010/24861 sayılı ödeme emirlerine konu Kurum alacaklarının tamamından, 2011/11447 ve 2011/11448 takip sayılı ödeme emirlerine konu idari para cezası alacaklarının tamamından, 2013/88675 takip sayılı ödeme emrine konu 2010/1., 2010/2. ve 3. ay dönemi ile 2013/88676 takip sayılı ödeme emirlerine konu 2010/2. ve 3. ay dönemi Kurum alacaklarından, 2012/15210, 2012/18057, 2012/26077 takip sayılı ödeme emirlerine konu 2011/2. ay dönemi Kurum alacaklarından sorumlu (borçlu) olmadığının tespitine, c)6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinde yer alan Kurum alacaklarının %10 zammı ile tahsiline ilişkin yasal düzenleme Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edildiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, d)Davalılardan ... Yönetim Güvenlik Sis. Tem. Hiz. San. Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum, istinaf dilekçesindeki gerekçeleri öne sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Tüzel kişi işverenlerin ortak ve yetkililerinin kamu alacaklarından sorumluluğu, 6183 sayılı Kanun'un 35 inci mükerrer 35 inci mülga 506 sayılı Kanunun 80 inci ve bazı maddeleri dışında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinde düzenlenmiştir. 506 sayılı Kanun'un 80/12 nci maddesi, “sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüş, 5510 sayılı Kanun'un 88/20 nci maddesi de bazı farklar dışında anılan maddeye paralel düzenleme getirmiş olup, “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dâhil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüştür. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun'un 80/11 inci maddesinde, “Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri Kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar” hükmü öngörülmüştür. Anılan madde hükmüne göre, tüzel kişiliği haiz özel kuruluşta görev yapan kişinin primlerin ödenmesinden işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olabilmesi için, primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili, üst düzey yöneticisi olması zorunludur. Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları ile öğretide kabul edildiği üzere "üst düzey yönetici" kavramından anlaşılan şirketin mali ve idari konularında tek başına emir ve tasarruf yetkisine sahip özel şekilde kendisine yetki verilen kişidir. Türk Ticaret Kanunu'nun 317 nci maddesine göre anonim şirketlerde şirketi yönetmek ve temsil etmek yönetim kuruluna aittir. Anonim şirkette primlerin ödenmesinde müteselsilen sorumlu üst yönetici ve yetkiliden söz edebilmek için primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili üst düzey yönetici olması, yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı gibi unvan taşıması veya temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi olması gerekir. Bunun dışında kalan ve şirketin idare veya mali işlerinde doğrudan söz sahibi veya yetkili olmayan kişilerin işveren ile birlikte müşterek sorumluluğu düşünülemez. 5510 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi ile ilgili 108/1-c maddesinde, Kanun'un 88 inci maddesinin 01.07.2008 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiş olup, bu tarihten sonra tahakkuk eden prim borçları hakkında 5510 sayılı Kanunun 88/20 nci maddesi ile, “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dâhil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur” şeklinde düzenlenme getirilmiştir. Yapılan bu düzenleme ile tüzel kişiliği haiz özel kuruluşta görev yapan yönetim kurulu üyelerinin primlerin ödenmesinden işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları açıkça belirtilmiştir. Yukarıdaki düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, 01.07.2008 tarihinden önce tahakkuk eden prim borçları bakımından, işveren ile birlikte müteselsilen sorumluluk koşullarının oluşması için, işveren kamu kurum ve kuruluşu ise, kamu görevlilerinin tahakkuk ve tediye ile görevli olması, tüzel kişiliğe haiz diğer yetkilisi ve kanuni temsilci sıfatıyla işveren tüzel kişiliği temsil ve ilzama yetkili bulunulması gerekir. Ancak, sonradan yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesi burada bir ayrıma giderek özellikle şirket yönetim kurulu üyelerinin, temsil ve ilzam yetkisi aranmaksızın (haklı sebepleri olmazsa) müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarını ayrıca ve açıkça belirtmiştir. Ayrıca belirtilmelidir ki, davanın yasal dayanaklarından olan, 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35 inci maddesinde ise, asıl borçlu hakkında yapılan yasal takip ve araştırmalar sonucu kamu alacağının tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde, yasal temsilcisine ödeme emri çıkarabileceği bildirilmiş ise de; sorumluluk bakımından, 6183 sayılı Kanun'un, 506 ve 5510 sayılı Kanunlara göre genel Kanun niteliği dikkate alınmalı ve özel kanun niteliğinde olan 506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddedeki şartlar bakımından davacı hakkında öncelikle değerlendirme yapılması gerektiği açıktır. 3. Değerlendirme Eldeki davada, davacı dava dışı limited şirketin 2010/1-2011/2 dönemine ilişkin borçlardan sorumlu olmadığını beyanla ödeme emrinin iptali talebinde bulunmuş olup Bölge Adliye Mahkemesince 2010/04-12 ve 2011/1. ay dönemlerine ilişkin Kurum alacakları yönünden davanın hak düşürücü süre yönünden reddine, davacının uyuşmazlığa konu ödeme emirlerinden sayılan dönemler dışındaki Kurum alacakları yönünden Kuruma borçlu olmadığının tespitine, reddolunan Kurum alacaklarının %10 zammı ile davacıdan tahsili yönünde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de söz konusu kararın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Davaya konu ödeme emirlerinin dava dışı Ltd. Şti'ye ait prim borçları nedeniyle düzenlendiği, davacının 29.04.2010 tarihli kararla şirket ortağı ve aynı zamanda 5 yıl süre ile müdür olarak atandığı, 11.02.2011 tarihli hisse devir sözleşmesi ile hisselerini devrettiği ve aynı zamanda müdürlük görevinin sona erdiği anlaşılmaktadır. Davacıya ödeme emri 20.07.2020 tarihinde tebliğ edilmiş olup davanın açılış tarihi itibariyle davacının kamu borçlusu olduğu, şirket ortak ve yöneticisi olduğu 29.04.2010 tarihinden itibaren kamu borçlusu olması nedeniyle ödeme emrinin iptaline yönelik davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi yerinde olup davacının 3. kişi olduğu dönem yönünden ise davanın menfi tespit olarak değerlendirilmesi yerindedir. Ancak davacının sorumluluğunun 2010/3. ayından da kamu borçlusu olarak sorumlu olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/9001, K. 2024/9487, T. 03.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-9001-e-2024-9487-k-a05257f821d2