Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/8451 E. 2024/9504 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/8451
Karar No
2024/9504
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/355 E., 2024/104 K. KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen Tarım Bağ-Kur sigortalılık süresinin tespiti istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin, geçimini herhangi bir işverene bağlı olmaksızın kendisinin olan tarım arazilerini kendi adına ve hesabına ekip biçmek yoluyla elde ettiği ürünleri yine kendi adına ve hesabına satmak şeklinde yürütmekte olduğu tarım işleriyle sağlamakta olduğunu, buna göre müvekkilinin, 2926 sayılı mülga Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca, anılan Yasa kapsamında sigortalı sayılacaklar arasında olduğunu, müvekkilinin, 07.01.2021 tarihinde 7256 sayılı Kanun gereğince Tarım Bağ-Kur kapsamına alınması ve 01.10.1994-07.01.2021 tarihleri arasındaki Tarım Bağ-Kur borçlarının yapılandırılması için davalı SGK'ya müracaat ettiğini, SGK İl Müdürlüğünün 11.01.2021 tarihli cevabi yazısında "yapılan araştırmada birden fazla ... olması sebebiyle geriye dönük olarak işleme alınamamıştır." denilerek müvekkilinin talebinin reddedildiğini, müvekkilinin, yürütmekte olduğu tarımsal faaliyete ilişkin olarak 01.10.1994 tarihinde yetiştirdiği ürünü ... Alım Ofisine satmış olduğunu, ... Alım Ofisince Bağ-Kur prim kesintisinin yapılmış ve bunun SGK'ya yatırılmış olduğunu, ancak kesinti listesinde müvekkilinin isminin yanında baba adının ve doğum tarihinin yer almadığını, ... Alım Ofisinin formu eksik doldurmuş ve müvekkilinin bilgilerini eksik girmiş olduğunu, müvekkilinin yetiştirdiği ürünleri teslim etmiş olduğunu, tapu kayıtlarından ve o tarihte tarla komşuları olan kişilerden bu durumun tespit edilebileceğini, nüfus kayıtları incelendiğinde diğer ... isimli şahısların o tarihte anason ürünü yetiştirmediğinin aşikar olduğunu, tanık anlatımlarının da bunu doğrulayacağını, ayrıca Söğüt Mahalle muhtarından 2017 yılında alınan belgenin de bu iddialarını doğruladığını, müvekkilinin adına kayıtlı tapu kayıtları bulunmakta olup müvekkilinin bu arazilerde anason üretimi yapmış olduğunu, 2926 sayılı mülga Kanun'un ilgili maddeleri uyarınca, adı geçen kuruluşlarla müvekkili arasındaki söz konusu ilişkinin, Kurum kayıtlarının tetkikinden tespit edilebileceğini beyanla; müvekkilinin Tarım Bağ-Kur sigortalılığının 01.10.1994-07.01.2021 tarihleri arası olarak tespitine, Kurum kayıtlarının düzeltilmesine ve SGK'ya yapılan 11.01.2021 tarihli başvuru doğrultusunda 7256 sayılı Kanun gereğince müvekkilinin 01.10.1994-07.01.2021 tarihleri arası borçlarının yapılandırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, davanın haksız ve yersiz açılmış bir dava olup reddi gerektiğini, davacı vekili tarafından Kuruma 7256 sayılı Kanun gereğince başvuruda bulunulduğunun görüldüğünü, ancak Eylül/1994 ayına ait bilgilerde Bağ-Kur adına %1 kesinti yapıldığının anlaşıldığını, Tekel Müdürlüğünce verilen listede doğum tarihinin ve baba adının yazılmadığını, Kurum ile Nüfus Müdürlüğü arasında yapılan yazışmalar neticesinde aynı isme ve soyismine sahip birden fazla ... olduğunun görüldüğünü, aynı isme sahip birden fazla (yaklaşık 12 kadar) kişi olması sebebiyle mülga 2926 sayılı Kanun kapsamında geriye dönük hizmet verilmesinin mümkün olmadığını, burada Kuruma yüklenebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını, mülga 2926 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesinin 1 inci fıkrasında öngörülen "...Kurumun prim alacakları; Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle de tahsil edilebilir." hükmüne dayanılarak Bakanlar Kurulu Kararı gereğince 01.04.1994 tarihinden itibaren Kuruma prim borcu bulunan sigortalıların sattıkları ürün bedellerinden %1 oranında tevkifat yapılmasına başlanmış olup uygulamaya ilişkin usul ve esasların (4) seri numaralı Uygulama Tebliği ile belirlendiğini, 2013/11 sayılı "Sigortalılık İşlemleri" konulu Genelgenin "2.1-Tevkifata istinaden sigortalılığın başlatılması ve bildirimi" başlıklı bölümünün 9 uncu fıkrasında, "Mülga 2926 sayılı Kanun kapsamında bulunduğu halde Kuruma kayıt ve tescilini yaptırmayan ve kendilerinden tevkifat yapılan çiftçilerin tevkifat yapıldığını gösteren belgeleri de eklemek suretiyle tevkifata istinaden sigortalılıklarının başlatılması için Kuruma yazılı talepte bulunmaları halinde, Tebliğde belirtildiği gibi tevkifat tutarının Kurum hesaplarına intikal etmesi şartıyla, tevkifatın yapıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren sigortalılıklarının başlatılması, tarımsal faaliyetlerinin devam etmesi halinde sigortalılıklarının devam ettirilmesi, tarımsal faaliyetinin tespitinde ise ziraat odası kayıtlarının, ziraat odası kaydı bulunmayanların ise tevkifata esas ürüne ilişkin kamu kurum ve kuruluşlarının, meslek kuruluşlarının, kooperatif veya birliklerin kayıtlarının esas alınması, belirtilen kurum ve kuruluş kayıtlarının bulunmaması halinde ise sattığı ürünü elde ettiği alana ilişkin tapu kayıtlarının da tescile ilişkin kayıt olarak esas alınması ve esas alınan bu kayıtların sona ermesi halinde ise sigortalılıklarının da aynı tarih itibariyle sona erdirilmesi," denildiğini, davacıya ait tevkifat kesintileri doğrultusunda Kurum tarafından işlem yapılmış olup mevzuat hükümlerine uygun olan bu işlem gereğince davacının talebinin kabulünün mümkün olmadığını beyanla; davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24.03.2022 tarihli ve 2021/153 Esas, 2022/182 Karar sayılı kararıyla; davacının sigortalılığının tespiti talep edilen tarihlerden tevkifata ve teslimata dayalı olarak sigortalı olduğunun kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının 01.10.1994-31.12.1994 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, Kurum kayıtlarının bu şekilde düzeltilmesine ve tespitine karar verilen sigortalılık süreleri yönünden tahakkuk ettirilecek prim ve ferileri borçlarının 7256 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılmasına, tespitine karar verilen süreler dışında kalan fazlaya ilişkin süreler yönünden sigortalılığın tespiti, Kurum kayıtlarının düzeltilmesi ve doğacak prim borçlarının yapılandırılması taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 17.10.2022 tarihli ve 2022/2089 E., 2022/2718 K. sayılı kararıyla; dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince her iki tarafın istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairece, 30.03.2023 gün ve 2023/14 Esas 2023/3431 Karar sayılı ilamı ile" Eldeki davada temyiz aşamasında davacı vekili tarafından dosyaya sunulan tevkifat belgeleri ile ilgili tahkikat yapılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. ." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 1-Davacının 01.10.1994-31.12.1994 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, Kurum kayıtlarının bu şekilde düzeltilmesine ve tespitine karar verilen sigortalılık süreleri yönünden tahakkuk ettirilecek prim ve ferileri borçlarının 7256 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılmasına, tespitine karar verilen süreler dışında kalan fazlaya ilişkin süreler yönünden sigortalılığın tespiti, Kurum kayıtlarının düzeltilmesi ve doğacak prim borçlarının yapılandırılması taleplerinin reddine, 2-Davalı SGK, 5502 sayılı ... Kanunu'nun 36 ncı maddesi uyarınca harçtan muaf olduğundan karar ve ilam harcı alınmasına yer olmadığına karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Kurum işleminde hata olmadığını, kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Tarım Bağ-Kur sigortalılık süresinin tespitine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Davanın yasal dayanağı olan 2926 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde, kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 3 üncü maddenin (b) bendinde, bu Kanun'da geçen “tarımsal faaliyette bulunanlar”ın, kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya özgü yerlerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan yararlanmak suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından korunmasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanları ifade ettiği açıklanmıştır. Ayrıca 5 inci maddede, yasal süresinde kayıt ve tescillerini yaptırmayanların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi izleyen aybaşından itibaren başlayacağı, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6 ncı maddede, bu Kanun'a göre sigortalı sayılanların sigortalılıklarının tarımsal faaliyetlerine son verdiklerinde sona ereceği, 7 nci maddede, kişilerin bu Kanun'a göre sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç 3 ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorunda oldukları, 9 uncu maddede, bu zorunluluğa uymayanların tescil işlemlerinin Kurumca kendiliğinden yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Diğer taraftan davanın diğer yasal dayanağı niteliğindeki 5510 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde tarımsal faaliyet, 2926 sayılı Kanun'un 3/b maddesinde öngörüldüğü şekilde tanımlandıktan sonra 4 üncü maddenin 1 inci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendinde, hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 7 nci maddede sigorta hak ve yükümlülüklerinin, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için tarımsal faaliyetlerinin Kanun'la kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca veya kendilerince, 1 yıl içinde bildirilmesi durumunda kaydedildiği tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi halinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten itibaren başlayacağı öngörülmüştür. 02.08.2003 günü yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılan 2926 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesi ve 4956 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi ile değişikliğe uğrayan 1479 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi hükümlerinde Kanun koyucu, Kurumun prim alacaklarının Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilebilmesine imkan tanımıştır. Buna göre, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla ilgili sigorta primlerinin, ilgiliye ödenmesi gereken ürün bedellerinden kesilerek o kişi adına Kurum hesabına yatırılmak suretiyle tahsil edilmesi durumunda, kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dahi belirtilen şekildeki prim ödeme olgusunun, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan kişinin kayıt ve tescil konusundaki iradesini ortaya koyduğunun kanıtı olarak kabulü gerekmektedir. Tarımsal faaliyet olgusunun kanıtlanmış olması, tescilli sigortalılar yönünden tescil tarihinden, tescili bulunmayanlar yönünden ise ilk prim ödemesinin veya tevkifatın gerçekleştirildiği tarihten sonraki sürelere ilişkin olumlu sonuç doğurmaktadır. Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan Kanun'larda 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddesinde açıklanan hizmet tespiti davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemesi ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının öngörülmesi karşısında, tescil veya iradi prim ödemesi ya da prim tevkifatı öncesine ait dönem yönünden tarımsal faaliyet ve buna dayalı Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti söz konusu olamayacaktır. Ayrıca belirtilmelidir ki, tarımsal faaliyete kabul edilebilir süreyi aşar uzunlukta ara verilmesi durumunda Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yeniden başlayabilmesi, tescil başvurusu, iradi prim ödeme, prim tevkifatı olgularından herhangi birinin gerçekleşmesine bağlıdır. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/8451, K. 2024/9504, T. 03.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-8451-e-2024-9504-k-d22b19263354