Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/8298 E. 2024/11260 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/8298
Karar No
2024/11260
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/41 E., 2023/274 K. Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, yaşlılık aylığı tahsisi ile aylıkların yasal faiziyle birlikte tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 30.09.1991 - 14.03.2013 tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetler'inde muvazzaf subay olarak görev yaptığı, yıpranma payı olarak 4 yıl 4 ay 15 gün fiili hizmet zammı (FHZ) bulunduğunu, takiben ... sicil numarasıyla 4/A kapsamında çalışmaya başladığı ve davacının hizmet birleştirmesi yapılarak tarafına yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin 23.01.2018 tarihli talebinin, davalı Kurumun 16.02.2018 tarih 20127946/2.269.283 sayılı yazısıyla 506 sayılı Kanun'un Geçici 81. maddesine göre yaş koşulunu doldurduğu 14.09.2024 tarihine emekli olacağı bilgisi verildiği, Kurum işleminin yasaya aykırı olduğu iddiasıyla davacının 4 yıl 4 ay 15 günlük FHZ süresinin hizmet başlangıç tarihinden ve emeklilik yaş haddinden indirilerek davacının talep tarihini takip eden, 01.05.2018 tarihinden itibaren emeklilik aylığı bağlanması ve hak etmiş olacağı aylıkların, hak ediş tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın İstanbul İdare Mahkemesinde görülmesi gerektiği, bu nedenle öncelikle görev nedeniyle reddi gerektiği, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı, 5510 sayılı Kanun'un yürürlük tarihine kadar 5434 sayılı Kanun'un mülga 32. maddesi uyarınca verilen fiili hizmet süresi zammının sigortalılık süresi ve gün sayılarına eklendiği, söz konusu sürenin yaştan indirilmesine imkan bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından 19.11.2019 tarihli ve 2018/358 Esas, 2019/278 Karar sayılı kararla hizmet başlangıcı 15.10.1991 olan davacının 4 yıl 4 ay 15 günlük fiili hizmet zammı bu tarihten geriye çektiğinde hizmet başlangıcı 30.05.1987 olacağı, yaşlılık aylığı koşulları bakımından ise 25 yıl 50 yaş ve 5375 gün koşullarının gerçekleşmesi gerekeceği, davacının tahsis talep ettiği 23.01.2018 tarihinde 50 yaş koşulu gerçekleşmediği, yaş koşulu bakımından 50 yaşını 29.04.2018 tarihinde dolduracak ve takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığına hak kazanabileceği, prim ödeme gün sayısı bakımından ise 5375 günün çok üstünde prim ödemesi söz konusu olduğundan T.C. Emekli Sandığından sonraki 4/a SSK sigortalılığı da 1260 günden fazla olması sebebiyle yaşlılık aylığına hak kazanma durumunun doğduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 4 yıl 4 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesine, hizmet başlangıç tarihinden geriye çekilmesi gerektiğinin tespitine, 50 yaş koşulunun gerçekleştiği 29.04.2018 tarihini takip eden 01.05.2018 tarihi itibariyle 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B-g maddesine göre yaşlılık aylığı almaya hak kazanacağı anlaşılmış ise de, taleple bağlı kalınarak 01.05.2018 tarihini takip eden 01.06.2018 tarihi itibariyle 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B-g maddesine göre yaşlılık aylığı almaya hak kazanacağının tespitine, emeklilik aylıklarının hak ediş tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 19.11.2019 tarihli ve 2018/358 Esas, 2019/278 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuş ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi tarafından 19.01.2022 tarihli ve 2020/64 Esas, 2022/41 Karar sayılı kararla davacının 15.10.1991 - 14.03.2013 tarihiler arasında 4/c sigortalısı olduğu, 4 yıl 4 ay 15 gün fiili hizmet zammı bulunduğu, 4/c ve 4/a çalışmalarının birleştirilerek yaşlılık aylığı bağlanması için 23.01.2018 tarihinde Kurumdan tahsis talebinde bulunduğu anlaşıldığı, davacının ilk defa 15.10.1991 tarihinde çalışmaya başlamış olması nedeniyle 4 yıl 4 ay 15 gün fiili hizmet zammı kadar geriye gidilmesi halinde hizmet başlangıç tarihinin 30.05.1987 olacağı bu durumda 30.05.1987 - 23.01.2018 tarihleri arasında çalışma süresinin 25 yılının üzerinde olduğu ancak tahsis talep tarihinde davacının doğum tarihi olan 14.09.1972 itibariyle 50 yaş koşulunun gerçekleşmediği anlaşılmış olup, 5434 sayılı Kanun gereği fiili hizmet zammının yaş haddinden indirilmesi sonucu 50 yaş koşulunun 29.04.2018 tarihinde gerçekleştiği bu tarihi takip eden 01.05.2018 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B-9 maddesinde öngörülen ''50 yaş 5375 gün, 25 hizmet yılı'' koşullarının gerçekleştiği, 4/a çalışmalarının 1260 günden fazla olduğu da dikkate alındığında Mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 19.01.2022 tarihli ve 2020/64 Esas, 2022/41 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 22.11.2022 tarihli ve 2022/4547 Esas, 2022/14680 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı 'fiili hizmet zammının' tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39. maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan 'fiili hizmet zammının', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11. kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş 'fiili hizmet zammının', 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken 'itibari hizmet' süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan 'fiili hizmet zammının' kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60. ve geçici 81. maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eklemek gerekirse, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141. maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanun'un 'Usul ekonomisi ilkesi' başlıklı 30. maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir. Kabule göre de: aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Kanun'un 42. maddesinin 'Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.' hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren (örneğin 01.01.2019 tarihine göre 01.04.2019 tarihinden) faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." 2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen çalışmaları nedeniyle 4 yıl, 4 ay, 15 gün fiili hizmet zammının, davalı Kurumca 2829 sayılı Kanun gereği tüm hizmetleri birleştirilerek ve 506 sayılı Kanun kapsamında, davacının ilk işe giriş tarihinin 15.10.1991 tarihi olarak kabul edilmesi, 4 yıl, 4 ay, 15 gün fiili hizmet zammının yaş haddinden indirilmesi gerektiği, davacıya 23.01.2018 tarihli tahsis talep dilekçesine istinaden, 506 sayılı Kanun'un geçici 81/B-ı maddesine göre, 52 yaş koşulunun gerçekleştiği 29.04.2020 tarihini takip eden 01.05.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği değerlendirilmiş aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Kanunu 42. maddesinin “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren (01.05.2020 tarihine göre 01.08.2020 tarihinden) faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı kabul edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının 4 yıl 4 ay 15 gün fiili hizmet süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, sigorta başlangıcının geriye doğru ekleme yapılması yönündeki talebinin reddine, davacının dava devam ederken yaşlılık aylığı koşulunu gerçekleştirdiği 29.04.2020 tarihini izleyen ay başı olan 01.05.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, hak kazanılan aylıkların 01.08.2020 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir ay için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kuruma müracaat şartının yerine getirilmediği, Kurum işlemlerinin yerinde olduğu, davacının tahsis koşullarının mevzuata aykırı belirlendiği, eksik inceleme ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, yaşlılık aylığı tahsisi ile aylıkların yasal faiziyle birlikte tahsiline ilişkindir. 1. Uyulan bozma ilamında belirtildiği üzere 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan 'fiili hizmet zammının' kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ve Geçici 81. maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği gibi davacının tabi olduğu yaş haddinden fiili hizmet zammı süresinin indirilmesi gerekmektedir. Nitekim İlk Derece Mahkemesi tarafından bu çerçevede uygulama yapılmış ise de belirlenen tahsise hak kazanma tarihi hatalıdır. Zira davacının sigorta başlangıç tarihi 15.10.1991 olup 506 sayılı Kanun'un Geçici 81. maddesinin B bende uyarınca 23.05.2002 tarihi itibariyle 10 yıl 7 ay 8 gün sigortalılığı bulunmakta olup (j) alt bendi uyarınca 25 yıl sigortalılık, 53 yaş ve 5600 prim gün sayısına tabidir. Davacının tahsis talebinde bulunduğu 23.01.2018 tarihi itibariyle 25 yıldan fazla sigortalılığı ve 5600 günden çok fazla prim gün sayısı olduğu sabittir. Davacı 14.09.1972 doğumlu olup 53 yaşını 14.09.2025 tarihinde ikmal etmektedir. Ancak 4 yıl 4 ay 15 gün fiili hizmet zammı süresi söz konusu yaş haddinden indirildiğinde yaş koşulunu 29.04.2021 tarihinden ikmal ettiği halde Mahkemece 29.04.2020 tarihi esas alınarak tahsisine karar verilmesi isabetsizdir. 2. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/8298, K. 2024/11260, T. 19.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-8298-e-2024-11260-k-be365fe4de74