Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/10129 E. 2024/11257 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/10129
- Karar No
- 2024/11257
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/143 E., 2024/294 K. Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığı tahsisi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının hizmet döküm cetveline göre 9217 günlük hizmet süresinin bulunduğu, 12 yıllık Uzman Erbaş olması nedeniyle 3 yıl fiili hizmet payı dikkate alınarak yaş şartını da karşıladığı, emeklilik için davalı Kuruma 25.02.2019, 17.09.2019 ve 06.11.2019 tarihlerinde başvurduğu ancak emeklilik yaşının dolmadığı gerekçesiyle başvurularının reddedildiği, davacının 23.05.2002 tarihli 4/C ve 4/B emeklilik hesaplamalarında baz alınan tarihe göre ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından hazırlanan yazı ve SGK dökümlerine göre 3 yıl fiili hizmet payının (yıpranma payı) mevcut olduğu, 08.09.1999 tarihinden önce görevi bulunduğu için hesaplanan fiili hizmet payı 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu geçici 205. madde hükmüne göre emeklilik yaş şartından düşülmesi gerektiği, öncelikle davacının 25.02.2019 tarihinde kuruma yaptığı emeklilik başvurusu dikkate alınarak 01.03.2019 tarihinden emekliliğe ve yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazandığının tespitine, aksi halde 17.09.2019 tarihli başvurusu dikkate alınarak 01.10.2019 tarihinden itibaren emeklilik aylığı bağlanmasına, bu talebin de kabul edilmemesi halinde davacının 06.11.2019 tarihli başvurusu dikkate alınarak 01.12.2019 tarihinden itibaren emekliliğe hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının emeklilik yaşının 19.09.2021 tarihinden 3 yıl geri çekilerek 13.09.2018 olması talebiyle Kuruma başvurduğu, yaş sınır talebini karşılayamaması nedeniyle talebinin reddedildiği, Kurum işlemlerinin yasa ve usule uygun olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından 21.09.2021 tarihli ve 2020/12 Esas, 2021/227 Karar sayılı kararla davacının 3 yıllık fiili hizmet süresi zammının emeklilik için araran şartlardan olan 51 yaş hadddinden indirilmesi durumunda 13.09.1971 doğumlu davacının 13.09.2019 tarihi itibariyle 48 yaşını tamamlayarak tahsis şartlarını sağladığı ve yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazandığı anlaşılmakla buna göre, davacı tarafından tahsis talebiyle kuruma yapılan 06.11.2019 başvuru tarihinde tahsis şartları yerine getirilmiş olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 06.11.2019 tahsis talepli kuruma müracaatı doğrultusunda 01.12.2019 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 21.09.2021 tarihli ve 2020/12 Esas, 2021/227 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuş ve Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi tarafından 08.09.2022 tarihli ve 2021/1494 Esas, 2022/1305 Karar sayılı kararla 13.09.1971 doğumlu olan ve 16.11.2019 tarihinde tahsis talebinde bulunan davacıya sigortalılık durumuna göre 506 sayılı Kanun'un Geçici 81. maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanabileceği, davacının, 15.11.1989 sigortalılık başlangıç tarihine göre 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B maddesi kapsamında 51 yaş, 25 yıl sigortalılık ve 5450 gün şartlarını gerçekleştirdiğinde yaşlılık aylığına hak kazanabileceği, bu durumda tahsis talep tarihi itibariyle sigortalılık süresi ve gün şartını tamamlayan davacının 13.09.2021 tarihinde 51 yaşında olacağı, 3 yıl fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi sonucunda da 13.09.2019 tarihi itibariyle yaş şartını yerine getireceği anlaşıldığından; dolayısıyla Mahkemece 16.11.2019 tarihinde tahsis talebinde bulunan davacıya, takip eden aybaşı olan 01.12.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 08.09.2022 tarihli ve 2021/1494 Esas, 2022/1305 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 29.11.2022 tarihli ve 2022/12891 Esas, 2022/15067 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı 'fiili hizmet zammının' tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39. maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan 'fiili hizmet zammının', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11. kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş 'fiili hizmet zammının', 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken 'itibari hizmet' süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan 'fiili hizmet zammının' kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60. ve geçici 81. maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eklemek gerekirse, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141. maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanun'un 'Usul Ekonomisi ilkesi' başlıklı 30. maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir. Eldeki dava bakımından ise, Mahkemece, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğine ilişkin kabul ve uygulama yapılması yerinde ise de, fiili hizmet zammının sigortalılık süresine ilavesi ile bu aşamadan sonra tahsis şartlarından ola yaş şartının belirlenmesi suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır..." 2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay 10. Hukuk Dairesi bozma kararında fiili hizmet zammı süresinin sigortalılık süresine ilave edilmesi bu aşamadan sonra yaş şartının belirlenmesi gerekeceği hususu vurgulanmakla davacı sigortalının 08.09.1999 tarihi öncesi 15.11.1989 tarihinde sigortaya ilk girişinin bulunduğu, 23.05.2002 tarihi itibariyle 12 yıl 6 ay 8 gün sigortalılık süresi, 2 yıl 25 gün fiili hizmet süresi zammı olmak üzere toplam 14 yıl 7 ay 3 gün sigortalılık süresi bulunduğu, kademeli geçiş emeklilik hükümlerine göre davacının 50 yaş, 5375 prim, 25 yıl sigortalılık şartına tabi olacağı ve bu şartı 50 yaşını ikmal ettiği 13.09.2021 tarihi itibariyle sağlayacağı ve bu tarih itibariyle yaşlılık aylığına hak kazanacağı, her ne kadar kuruma müracaat tarihi itibari ile maaş bağlanma şartı mevcut değil ise de yargılama sırasında davacının maaş bağlama şartlarını sağladığı, kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141. maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanun'un “Usul Ekonomisi ilkesi” başlıklı 30. maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacıya 13.09.2021 tarihini takip eden ay başı olan 01.10.2021 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, Kurum işleminin iptaline yönelik talebin reddine karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın Kurum kusuru ile açıldığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin yerinde olduğu, davacının tahsis koşullarının mevzuata aykırı belirlendiği, eksik inceleme ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığı tahsisine ilişkindir. 1. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK). 2.Somut olayda, uyulan bozma ilamında 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet süresi zammının sigortalının fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği ifade edilmekle birlikte; birleştirilen hizmet süreleri dikkate alınarak 506 sayılı Kanun’un 60. maddesi ve geçici 81. maddesi uyarınca yaşlılık aylığı bağlama koşullarının değerlendirilmesinde, sigortalılık süresi açısından, kişinin sigorta başlangıç tarihinden geriye doğru bir süre eklenerek bu tarihin öne çekilmesinin mümkün olmadığı açıkça vurgulanmıştır. Gerçekten de, İlk Derece Mahkemesi, davacının fiili hizmet zammı süresini sigorta başlangıcına eklememiş ve bu tarihi geriye çekmemiştir. Ancak aynı bozma ilamında, söz konusu fiili hizmet süresi zammının, davacının tabi olduğu yaş haddinden indirilmesi gerektiği de belirtilmiştir. Bu nedenle Mahkemece, davacının 25.02.2019 tarihinde davalı Kuruma tahsis talebinde bulunduğu açık olup, 15.11.1989 olan sigorta başlangıcı esas alınarak davacının 506 sayılı Kanun'un geçici 81. maddesinin b-h bendi kapsamında belirlenen yaş haddinden 3 yıl fiili hizmet zammı süresi indirilmeli ve bu şekilde davacının yaşlılık aylığına hak kazanacağı tarih belirlenmelidir. Oysa, mahkeme bozma kararının içeriği doğru yorumlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.