Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/8055 E. 2024/9380 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/8055
Karar No
2024/9380
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/75 E., 2023/88 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı Kurum ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile davalılar ..., ..., ..., ..., ...'un 07.07.2006 tarihinde 1 gün süre ile hizmet akdiyle davacı şirket yanında çalıştığına dair tespite yönelik Kurum işleminin iptalini, anılan davalıların müvekkili işyerinde çalışmadığını, bu kişilerin 13.12.2005 tarihinde müvekkili tarafından Orman Genel Müdürlüğü Çay Orman İşletme Müdürlüğü işletmesinden ihale yolu ile alınan 847 parti 2 no.lu istif ve 40 siter ibreli yakacak odununun 07.07.2006 tarihinde yükleme işini yaptıklarını belirtilen işin azami 3 saatlik iş olup parça başı veya götürü iş niteliğinde olduğunu belirterek aksine Kurum işleminin iptalini istemiştir. II. CEVAP Davalı SGK vekili cevabında;davacı tarafından yapılan iş sırasında davacının işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini almaması nedeni ile kaza meydana geldiğini, kaza nedeni ile Kurumun haberdar olduğunu ve olayın araştırılması için müfettiş görevlendirildiğini, müfettiş tarafından yapılan incelemede davacı işverenin kusurlu olduğunun tespit edildiğini, Kurum tarafından bu rapor nedeni ile işverene gerekli yasal işlemlerin yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İlk Derece Mahkemesi Kararı Mahkemenin 18.07.2013 tarih ve 2011/981 Esas 2013/455 Karar sayılı kararıyla 2011/981 Esas ve Birleşen Çardak Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/26 Esas sayılı davalarının kabulü ile Davalı Kurum tarafından 19.11.2007 tarih ve 80/51 soruşturma sayılı teftiş raporuna istinaden düzenlenen 23.12.2008 tarih ve 069087 sayılı yine 16.02.2011 tarih ve 2838090 sayılı işlemlerin iptaline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı Kurum ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairenin 31.03.2014 tarihli 2013/19254 Esas, 2014/7235 Karar sayılı ilamı ile "Kurum tarafından, davalıların 07.07.2006 tarihinde 1 gün süreyle hizmet akdiyle davacı şirket yanında çalıştıklarının tespitinin yapıldığı eldeki davada, davacı şirket, 07.07.2006 tarihinde Orman Genel Müdürlüğü’nden ihale usulü ile aldıkları yakacak odunun kamyona yükleme işi için davalıların 2-3 saat süreyle çalıştıklarını, yapılan işin parça başı yapılan iş niteliğinde bulunduğu sebebiyle davalılarla aralarında hizmet akdinin oluşmadığını bu yöndeki Kurum işleminin iptalini istemiştir. Mahkemece, davacı şirket ile davalı işçiler arasında hizmet akdi oluşmadığı için davanın kabulüne karar verilmiştir Aynı gün, davalılardan ...’ın iş kazası geçirdiği ve buna ilişkin olarak aynı Kurum raporunda olayın iş kazası olduğu da tespit edilmiştir. Davalı ...’ın bu konuyla ilgili olarak Çardak Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinde dava açtığı, Mahkemece, davacı ile şirket arasında hizmet akdinin bulunduğunun kabulüyle, davacı lehine 1.840,00 TL tedavi gideri, 3.900,00 TL geçici iş göremezlik zararı, 8.000,00 TL manevi tazminata hükmedildi. Mezkur karar, 21. HD.’nin 2011/6487 E., 2012/15489 sayılı Kararı ile davanın niteliği göz önünde tutularak olayın iş kazası olup olmadığının, iş kazası sonucu sayılması halinde, meslekte kazanma güç kayıp oranın saptanması ve buna bağlı olarak Kurumdan gelir bağlanması için Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuruda bulunması giderek Kurum ve işveren aleyhine dava açması için önel verilmek ve verilen önelin sonucuna göre karar verilmesi sebepleriyle bozulduğu anlaşılmıştır. Bu davada taraflar arasında hizmet ilişkisi kabul edilmiştir. İş kazası geçiren davalı ... ile birlikte diğer davalılarında olay günü davacı şirkette aynı işi yaptıkları dosya kapsamıyla belirgindir. İş kazası ile ilgili davada, davacı ile davalı arasında hizmet akdinin varlığının kabul edilmesi karşısında aynı hukuksal ilişki içinde bulunan diğer davalılar içinde aynı sonucun çıkması hakkaniyet gereğidir. Mahkemece yapılacak iş, aralarında irtibat bulunan iş kazası davasının sonucunun beklenmesi ve buna göre değerlendirme yapılması gerekmektedir." hususlarına işaret edilmiştir. B. İkinci Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin 26.03.2021 tarihli 2020/18 Esas 2021/229 Karar sayılı kararıyla davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. Dairenin 12.01.2022 tarihli 2021/11613 Esas, 2022/243 Karar sayılı ilamı ile Mahkemece başka araştırma yapılmaksızın davanın reddine dair hüküm tesis edilmesinin yerinde olmadığı, bekletici mesele yapılan hususun; davalı ...’ın geçirdiği kazanın iş kazası olup olmadığının giderek davacı şirket ile arasında hizmet akdine dayalı bir çalışma olup olmadığının belirlenmesine yönelik olduğunun açık olduğu, davalı ...’ın açtığı dava ve verilen karar itibariyle davacı şirket ile davalı ... arasındaki hukuki ilişkinin belirlenmemesi karşısında, Mahkemece, davalı Kurum dışındaki diğer davalılar ile davacı şirket arasında 07.07.2006 tarihindeki çalışmanın hizmet akdine dayalı olup olmadığı hususunun yöntemince araştırma yapılarak elde edilecek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekildeki hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilmiştir.

C.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davalı ... Başkanlığının 19.11.2007 tarih ve 80/51 soruşturma sayılı teftiş raporuna istinaden düzenlenen 23.12.2008 tarih ve 069087 sayılı ve yine 16.02.2011 tarih ve 2838090 sayılı işlemin iptaline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı SGK Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamı doğrultusunda yeterli inceleme yapılmadığını, raporun aksinin ispatlanamadığını, dosya kapsamında dinlenen tanıkların olayla ilgili bilgisi ve görgüsü bulunmadığını beyanla kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dinlenen tanık beyanları arasında çelişki olduğunu, müvekkilinin davacı firma nezdindeki çalışmasının hizmet akdi kapsamında olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Kurum dışındaki davalıların davacı şirket nezdinde hizmet akdine dayalı çalışmasının bulunmadığının tespiti ile aksi yöndeki Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. 1.5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği, anılan Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine göre hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılmakla ve 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca çalışmaya başladıkları tarihten ibaren edinilir. Söz konusu sigortalılık niteliği anılan Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca hizmet akdinin sonlandığı tarihte sona erer. 2.Davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre bir hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar kimseler anılan Kanun kapsamında sigortalı sayılır. Bir başka anlatımla, sigortalı ile işveren arasındaki iş ilişkisinin hizmet akdine dayanması gerekir. 3.Hizmet akdinin belirleyici özelliği ise “zaman” ve "bağımlılık" unsurlarıdır. Bu çerçevede, belirli yada belirsiz bir sürede iş gücünü sunan kimse (sigortalı) ile bunu kabul eden kimse yada kimseler arasındaki iş ilişkisini hizmet akdi olarak tanımlamak mümkündür. Bağımlılık unsurunun varlığı için de işverenin her an ve durumda çalışanı denetleme ve isteğine göre sigortalıya iş edimini yaptırma gücünün varlığı şarttır. 4.Anayasanın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 5.Öte yandan hizmet tespit davasında, sigortalılığın tespiti için sigortalı ile işveren arasında iş ilişkisi olması, kısaca hizmet akdinin varlığının ortaya konması gerekir. 6.4857 sayılı İş Kanunu’nun 8. maddesine göre ise “İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. 6098 sayılı TBK, hizmet sözleşmesi başlığı altında, genel hükümlere yer verdiği gibi 448 ve devamı maddelerinde pazarlamacılık sözleşmesi hükümlerini ayrıca özel olarak düzenlemiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 393. maddesinde hizmet sözleşmesi "İşçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşme" olarak tanımlanmış ve İş Kanunu'ndan farklı olarak iş görme ve ücret unsurunun alt unsurları vurgulanarak açıklanmıştır. 7.Atipik iş sözleşmeleri; esas (açık ve anlamlı olarak düzenlenmeli) ve şekil (yazılı yapılmalı) bakımından özel kurallara tabi olan, ya iş sözleşmesinin süresinin kısaldığı (belirlendiği) ya da iş sürelerinin esnekleştirildiği sözleşmelerdir (Molamahmutoğlu, .... , Muhittin. İş Hukuku 4. Bası. Ankara 2011, s:420, Yeşilyurt, Çiğdem. Kısmi Süreli İş Sözleşmesi, Ankara. 2008. S: 22 ). Atipik iş sözleşmelerinde; iş görme ediminin işveren ait işyeri dışında yerine getirildiği (evde hizmet sözleşmesi, pazarlamacılık sözleşmesi, tele çalışma, uzaktan çalışma), devamlılık unsurunun gerçekleşmediği (kısmi çalışma, çağrı usulü çalışma, mevsimlik çalışma, kampanya usulü çalışma, aralıklı çalışma) veya bağımlılık, talimat verme, yönetim hakkı unsurunun zayıfladığı (pazarlamacılık sözleşmesi, evde hizmet sözleşmesi, uzaktan çalışma) bir olgu sözkonusudur. Bir kişinin iş görme edimini işverenin işetmesinin dışında yerine getirmesi, işverenin iş organizasyonu içinde yer alması koşuluyla o kişinin bağımlılık ilişkisi içinde çalıştığı gerçeğini kural olarak değiştirmez (Süzek, Sarper. İş Hukuku. Yenilenmiş 12. Bası. İstanbul. s:299). İşçi niteliğinin belirlenmesinde çalışan kişinin işverene ait bir organizasyon kapsamında iş görme borcunu yerine getirip getirmediği önem taşımaktadır (Süzek, Sarper. İş Hukuku. Yenilenmiş 12. Bası. İstanbul. S:251-252). Çalışan kişi işin yürütümünü kendi organize etse de üzerinde iş sahibinin belirli ölçüde kontrol ve denetimi söz konusuysa, iş sahibine bilgi ve hesap verme yükümlülüğü varsa, doğrudan iş sahibinin otoritesi altında olmasa da bağımlı çalışan olduğu kabul edilebilir. Çalışanın münhasıran aynı iş sahibi için çalışması da yeterli olmasa da aralarında bağımlılık ilişkisi bulunduğuna kanıt oluşturabilir. 8.Somut olayda, davalı Kurum tarafından, davalılar ..., ..., ..., ... ve ...'un 07.07.2006 tarihinde 1 gün süreyle hizmet akdiyle davacı şirket yanında çalıştıklarının tespitinin yapılması üzerine, davacı şirket tarafından, 07.07.2006 tarihinde, Orman Genel Müdürlüğünden ihale usulü ile aldıkları yakacak odunun kamyona yükleme işi için davalıların 2-3 saat süreyle çalıştıklarını, yapılan işin parça başı yapılan iş niteliğinde bulunduğunu ileri sürerek, davalılarla aralarında hizmet akdinin oluşmadığını aksi yöndeki Kurum İşleminin iptalinin istendiği anlaşılmaktadır. 9.Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinde, konuya ilişkin olarak 19.11.2007 tarihli Kurum inceleme raporu ve içeriğindeki ifadeler dikkate alındığında, davacı şirket tarafından devamlı suretle Orman İşletme Genel Müdürlüğünden ihale ile orman envali satın alındığı, bu kapsamda aynı işçilerle orman envalinin taşınması işinin gerçekleştirildiği, yapılan işin süreklilik arz ettiği, yukarıda yapılan açıklamalar nazarında, hizmet akdinin unsurlarının oluştuğu görülmekle, davalılar ..., ..., ..., ..., ...'un 07.07.2006 tarihinde çağrı usulü ile davacı şirketin ihale ile Orman Genel Müdürlüğünden aldığı yakacak odunun kamyona yüklenmesi işinde çalıştıklarının anlaşılması karşısında, Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/8055, K. 2024/9380, T. 02.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-8055-e-2024-9380-k-0ad65bde2fd2