Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7758 E. 2024/9103 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/7758
- Karar No
- 2024/9103
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1942 E., 2023/2068 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/268 E., 2023/282 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığının yeniden bağlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili, davacının davalı Kurumdan 2/5706422 tahsis numarası ile emekli aylığı almakta iken emekli aylığının kesildiğini, bunun üzerine davacının davalı Kuruma yazılı başvuruda bulunduğunu, davalı Kurumdan verilen 26.11.2020 tarih,E-34616994-205.02.01-14617347 sayılı cevapta; ... sicil numaralı "..." unvanlı iş yerindeki 01.03.2007-16.02.2012 dönemlerindeki hizmetlerinin fiili çalışmaya dayanmadığı gerekçesi ile davalı Kurum denetmenlerince iptal edildiğini, bu iptal edilen günler düşüldüğünde emekliliğe hak kazanamadığından maaşının kesildiğini, yersiz ödenen aylıklar ve yersiz sağlanan yardım giderlerinin tahsili için işlem yapılacağının bildirildiğini, davacının bu işyerinde fiilen çalıştığını, müvekkilin emekli maaşının kesilmesi şeklindeki davalı Kurum işleminin iptalini, müvekkilin kesilen emekli aylığının yeniden bağlanmasını, müvekkile ödenmeyen maaşların faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak müvekkile ödenmesini, davalı Kurumca yersiz ödenen aylıklar ve yersiz sağlanan yardım giderlerinin tahsilini, dava kesinleşinceye kadar Kurum işlemlerinin tedbiren durdurulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAP Davalı vekili 15.02.2021 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerinin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılmasının gerektiğini, davacı tarafça Kuruma başvuru yapılmadan dava açıldığını, Kurum denetmelerinin 23.01.2018 tarih 2018/ÖÖ/002 sayılı denetim raporuna göre davacının ... sicil numaralı ... ünvanlı işyerindeki 1703 gün hizmeti (01.03.2007 - 16.02.2012) fiili çalışmaya dayanmadığı gerekçesi ile iptal edildiğini, iptal edilen hizmetler düşüldüğünde emekliliğe hak kazanamadığından, maaşının başlangıç tarihi itibariyle durdurularak bu güne kadar ki yersiz ödenen aylıklar ve ikramiyeler ve yersiz sağlık giderleri için borç çıkarıldığını, davacının fiilen söz konusu işyerinde çalışmamasına rağmen buradan sigortalı gösterilerek emekli olduğunu, sahte bilgi ve belgeler ile sigortalılık haklarından, sağlık ve diğer hak ve ödenek, ikramiye, teşvik v.b. gibi hizmetlerden muvazaa ile faydalanmış ve bu yolla müvekkil Kurumu zarara uğrattığını, SGK denetim raporu içeriğinde beyanı alınan ve ... ünvanlı işyerinden sigortalı gösterilen birçok kişinin fiili bir çalışmalarının olmadığını; sigortalılıklarının sağlanması için ...'a elden para verdiklerini açıkça beyan ettikleri gibi; beyanı alınan kişilerin kendilerine isimleri okunan ve aynı işyerinden sigortalı gösterilen kişileri tanımadıklarını da açıkça beyan ettiklerini, dava sonuçlanıncaya teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına karar verildiğini, bu karara itirazları ile, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı dava dışı ... yanında hizmet akdi ile çalıştığını ispat edememiştir. Ancak dinlenen tanık beyanlarından davacının mezarların mermer işlerini yaptığı anlaşılmıştır. Ancak bu mermer yapma işleminin hizmet akdi içinde kalıp kalmadığı hususu uyuşmazlık konusudur. Bilindiği üzere taraflar arasındaki hukuki ilişkinin hizmet akdi olarak adlandırılabilmesi için işçinin işverenden emir ve görüşleri doğrultusunda işverenin gösterdiği yerde belirli veya belirsiz sürede çalışması ve bunun karşılığında ücret alması gerekmektedir. Götürü usulü işlerde/eser sözleşmelerinde yüklenici, iş sahibinin işini yapıp bitirir ama bağımsız hareket eder, işin yapılması ile ilgili olarak talimat almaz. Nitekim somut olayda da yukarıda anlatıldığı üzere davacının ...'a ait işleri ... ve diğer tanık beyanlarından metraj başı ücret yani götürü usulle aldığından yine kendi nam ve hesabına ayrı olarak iş yaptığından davacı ile işveren ... arasında hukuki bağımlılık yoktur bu nedenle taraflar arasındaki ilişki hizmet ilişkisi değildir. Yine ayrıca hizmet sözleşmesinde işçi işverene bir hizmet etme yükümlülüğü altına girer ancak götürü usullü/metraj işlerinde ise bir sonuç meydana getirdikçe para alınması halinde taraflar arasındaki sözleşme hizmet sözleşmesi değil eser sözleşmesi olacaktır. Yukarıda anlatıldığı üzere davacının sabit bir ücret almaması, iş yaptıkça ücret alması, ...'la arasında bir hukuki bağımlılık olmaması nedeni ile taraflar arasında hizmet akdi ile çalışma olmadığı, davacı tarafça denetmen raporunun aksinin ispat edilemediği kanaatine ulaşıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada dinlenen tanık beyanlarının müvekkilin çalışmalarının fiili olduğunu göstermekte olduğunu, müvekkil davacının uyuşmazlık konusu dönemdeki çalışması çok eski bir tarihe dayalı olduğunu ve çalışması çok uzun süre olmadığını, bu sebeple dinlenen tanıklardan müvekkil lehine beyan veren tanıkların beyanlarına itibar edilmesi gerektiğini, aksi yönde beyan verenlerin ise olayın üzerinden çok zaman geçmesinin ve müvekkilin çalışmasının kısalığı da göz önüne alınarak davacıyı unutmuş olabileceklerininin değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilin dava konusu iş yerinde dava konusunda dönemde fiilen çalıştığına dair açık tanık beyanları bulunmakta olduğunu, bu beyanlar yok sayılarak salt müvekkili hatırlamayan tanıkların ifadelerine itibar edilerek davamızın reddine karşı tarafça açılan davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır ve hakkaniyetten, hukukun temel ilkelerinden açıkça uzak bir karar olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Dosyası kapsamından; SGK denetmen raporu kapsamı, Mahkemece dinlenen tanıklardan bir kısmının davacıyı tanımadıkları, çalışıp çalışmadığını bilmediklerini beyan etmeleri, çalışması iptal edilmeyen bordro tanığı ... ve ...'un davacının ...'a ait işyerinde çalışmadığını beyan etmesi, çalışması iptal edilmeyen bordro tanığı ... davacının ...'a ait işyerinde çalıştığını bilmediğini beyan etmesi, çalışması iptal edilmeyen bordro tanığı ... davacının ...'dan götürü usulü ile iş aldığını, bu nedenle de iş yerine mermer almaya geldiğini beyan etmesi, yine davacı tarafın mezarını yaptığını söylediği ...'ın yaptırdığı mezarın yapım işi için davacı ile anlaştığını, parasını da davacıya verdiğini beyan etmesi nazara alındığında tanık beyanları ve delil durumu itibariyle hizmet akdine tabi dava konusu dönemde çalışma olgusunun her türlü şüphe ve tereddütten uzak olacak şekilde net bir biçimde ispat olunamadığı; davacının davalı iş yerinde fiilen çalıştığı iddiasına ilişkin denetmen raporundaki tespitin aksine davacı iddiasını ispata elverişli delil bulunmadığı ilk derece mahkeme kararının yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu halde davacı vekilince ileri sürülen tüm istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri yerinde olmayıp, incelenen kararın; dava dosyası kapsamında mevcut maddi delillere uygun, yasal ve hukuksal gerekçelere dayandığı, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik ve kamu düzenine aykırı bir halin varlığının tespit edilemediği dikkate alınmak sureti ile yapılan istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine " karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle temyiz talebinde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının dava dışı ...'a ait işyerinde Kurumca iptal edilmiş olan 01.03.2007-16.02.2012 tarihlerinde çalıştığının tespiti ve yaşlılık aylığının yeniden bağlanması istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371'inci, 506 sayılı Yasa’nın 79, 5510 sayılı Kanunun 86'ncı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.