Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7456 E. 2024/9666 K. – Hizmet Tespiti
Konu: Hizmet Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/7456
- Karar No
- 2024/9666
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/313 E., 2023/375 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 01.09.1995 - 16.01.2013 tarihleri arasında davalının evinde gündüzleri ve geceleri yatılı olarak çalıştığı, temizlik, çocuk bakımı, yemek, ütü vs işlerde çalıştığı, davalının davacının sigortasını yatırmadığı, davacının bu süreçte dişlerinde sağlık problemi yaşadığı, işverenin kendi otelinde çalışan işçilerle anlaşmalı olan ... Diş Polikliniğinde davacının dişlerini % 30 indirimli yaptırdığı, davacı ve eşinin 23.10.2014'te davalı işverene uzlaşma mektubu gönderdikleri, ancak davalının alacakları ödemediği iddiasıyla davacının 01.09.1995 - 16.01.2013 tarihleri arasındaki çalışmaların tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul etmedikleri, cevap haklarını saklı tuttukları savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; eylemli ve gerçek bir çalışmanın olup olmadığı hususunun yönetimine uygun bir şekilde araştırılması gerektiği, bu tür davaların kamu düzenine ilişkin olduğu, bordro tanıklarının dinlenmesi gerektiği, işe giriş bildirgesi ve 3 er aylık dönem bordrolarının bordro tanıklarının beyanları ile uyumlu olması gerektiği, Kurumun davanın açılmasına sebebiyet vermediği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III.MAHKEME İLK KARARI Mahkeme tarafından 29.09.2015 tarihli ve 2014/821 Esas, 2015/647 Karar sayılı kararla hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendirdiği, Mahkemece deliller resen araştırılarak gerçek bir çalışma olgusunun olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerektiği, davalıya ait işyerinin kanun kapsamında olmadığı bu nedenle bordro tanıklarının bulunmadığı, komşu işyeri tanıklarının araştırılması için kolluk birimine müzekkere yazıldığı ancak davacıyı tanıyan komşu işyeri tanığı tespit edilemediği, davacı ile akrabalık bağı bulunan tanıkların tek başına davayı aydınlatmaya yeterli olmadığı, yine davacı ve eşi tarafından tek taraflı olarak davalıya gönderilen uzlaşma mektubunun da ispata yeterli delil olmadığı, yapılan tüm araştırmalara rağmen davacının iddia ettiği hizmet süresinin kabulüne dair bir delil elde edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 29.09.2015 tarihli ve 2014/821 Esas, 2015/647 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 26.01.2016 tarihli ve 2015/22411 Esas, 2016/759 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Eldeki dosyada, davacının davasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, bu konuda yapılan araştırma ve inceleme yetersizdir. Davacının davalının ortak olduğu otel işyerinden talep konusu dönemde hizmet cetvelinde 05.04.2008 - 30.04.2008 tarihleri arasında 26 gün bildirim olması göz önüne alınarak Mahkemece; öncelikle davacının çalışmasının süreklilik arz edip etmediğinin netleştirilebilmesi için; konutun kapsamı, hangi işlerde çalıştığı, bu çalışmalarının ne kadar süreyle yapılabileceği, buna göre çalışmasının tam zamanlı çalışmayı gerektirip gerektirmediği, hususunda yöntemince araştırılmalı, yarı zamanlı çalışmanın kabulü halinde günlük çalışma saatine göre, haftalık ve aylık çalışma süresinin kaç gün olduğu açıkça belirlenmeli, talep konusu döneme ilişkin ödemelerin nasıl yapıldığı varsa yazılı delillerle tartışılmalı, davaya konu dönem içinde doğum, hastalık ve benzeri nedenlerle çalışmasına ara verip vermediği araştırılmalı, aynı apartmanda oturanlar ile yörede komşu işyeri sahipleri veya çalışanları, civar evlerde uzun yıllar oturan komşu ya da yakın yerlerde kayıtlara geçmiş çalışanlar (diğer apartmanların kapıcıları, komşu market ve bakkal işleten ve çalışanları) ile davacının bu çalışmalarını bilebilecek durumda olan mahalle muhtarı veya azaları kolluk vasıtasıyla araştırılarak tanık sıfatıyla beyanlarına başvurulmalı ve sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu açıklığa kavuşturulmalı, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir..." 2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 29.03.2019 tarihli, 2016/211 Esas, 2019/332 Karar sayılı kararla davalı işveren davacının davalıya ait evde gündelikçi olarak çalıştığını, davalının ailesiyle ikamet ettiği binada ikamet ettiğini, devamlı olmasa da davacının akşamüstü de gelip çalıştığını beyan ettiği, beyanları alınan bir kısım tanıklar, davacının davalıya ait evde sürekli olarak çalıştığını, hatta evlenene kadar geceleri yatılı kalmak suretiyle, evlendikten sonra ise sabah gelip akşam işi bittiğinde ayrılmak suretiyle haftanın tamamında çalıştığını beyan ettikleri, yine tanık beyanlarından davacının aylık ücret aldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının davalı yanında 01.09.1995 - 16.01.2013 tarihleri arasında sgk'ya bildirilen 05.04.2008 - 30.04.2008 tarihleri arasında geçen çalışmaları hariç olmak üzere sigortasız olarak çalıştığının tespiti ile bu dönemlerin sigortalı hizmetleri ile birleştirilmesine karar verilmiştir. 3.Mahkemenin 29.03.2019 tarihli, 2016/211 Esas, 2019/332 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 12.03.2020 tarihli ve 2019/4444 Esas, 2020/2375 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Eldeki davada ise bozmaya uyulmuş ise de bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir. Mahkemece, bozma sonrası yapılan yargılamada davacının davalı yanında 01.09.1995 - 16.01/2013 tarihleri arasında Kuruma bildirilen 05.04.2008 - 30.04.2008 tarihleri arasında geçen çalışmaları hariç olmak üzere sigortasız olarak çalıştığının tespiti ile bu dönemlerin sigortalı hizmetleri ile birleştirilmesine karar verilmiş ise de, dava konusu iddia edilen çalışmanın sürekli ve kesintisiz olup olmadığı konusu hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulamamıştır. Dosya içeriğine göre çalışma ilişkisinin varlığı anlaşılmakla birlikte yapılan işlerin niteliği ve bunların karşılık geldiği süreler, hizmet verilen evdeki davalı dışındaki aile bireyleride dinlenmek ve yine buna yöne ilişkin deliller toplanarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir ve yazılı şekilde verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." 4.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ... Otelcilik Tur. Tic. A.Ş.'ye ait ... sicil numaralı işyerinden 05.04.2008 - 30.04.2008 tarihleri arasında sigortalı çalışmalarının bildirildiği, davalının bu şirketin hissedarlarından olduğu, diğer hissedarların davalının eşi ve çocuğu olduğu, bununla birlikte 2003, 2008, 2011 yıllarına ait diş polikliniği ve hastane kayıtlarından davacının "otel anlaşmalı" kapsamında tedavi gördüğü, davalı işveren ve aile bireyleri davacının davalıya ait evde gündelikçi olarak çalıştığını, davalının ailesiyle ikamet ettiği binada ikamet ettiğini, devamlı olmasa da davacının akşamüstü de gelip çalıştığını beyan ettikleri, dosya kapsamında dinlenen tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının davalıya ait evde "Ay içinde 10 gün ve daha fazla süreyle çalıştığını" ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının iş verenin evinde 01.09.1995 - 16.01.2013 tarihleri arasında çalıştığı, 01.09.1995 yılından 01.01.2007 yılına kadar gündüzleri ve geceleri yatılı olarak, 01.01.2007 yılından 16.01.2013 yılına kadar da davalıya ait evde gündüzleri çalıştığı, sürekli olarak gündüzleri ve geceleri davalıya ait evde temizlik, çocukların bakımı, yemek, ütü, vs. işlerde çalıştığı, davacının, davalı ev işverenin yanında 18 yıl çalıştığı, bu süre zarfında davacının ev işverenden sigortasının yapılmasını istediği ancak ev işveren sigortasını yapmadığı, tüm bu süreç zarfında sağlık problemleri olduğu, dişlerinde problem yaşadığı ancak sosyal güvencesi olmadığı için iş veren kendi otelinde çalışanların faydalanabildiği anlaşmalı olduğu ... diş polikliniğinde davacının dişlerini % 30 indirimli yaptırdığı, kendi otelinde 26 günlük sigortalı olarak gösterdiği, davanın reddine ilişkin ilk kararın yetersiz araştırma nedeniyle bozulduğu, bu kapsamda yapılan araştırma ve bilirkişi raporlarıyla davacının çalışmasının sabit olduğunun anlaşıldığı, çalışma olgusunun ispat edildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 1.506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği, anılan Kanunun 2. maddesine göre hizmet akdinin kurulması ve 6. maddesi gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği ise anılan Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılmakla ve 7. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca çalışmaya başladıkları tarihten ibaren edinilir. Söz konusu sigortalılık niteliği anılan Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca hizmet akdinin sonlandığı tarihte sona erer. 2. Anayasa'nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 3.Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK). 4.Davacı, 01.09.1995 - 16.01.2013 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde ev hizmetlerinde hizmet akdine tabi olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, 5510 sayılı Kanunun Ek 9 uncu maddesi kapsamında yapılan değerlendirme ile davacının ay içinde 10 günden fazla çalıştığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 5.506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun Mülga 3. maddesi sigortalı sayılmayanları düzenlemiş ve Kanun'un 3. maddesinin I/D bendinde, ev hizmetlerinde çalışanların tamamı sigorta kapsamı dışında tutulmuştur. Başlangıçta ev hizmetlerinde sürekli veya süreksiz çalışanların tümü 506 sayılı Kanun kapsamı dışında tutulmuş iken, 506 sayılı Kanun’un Mülga 3. maddesinin 1/D bendinde 11.08.1977 tarihli 2100 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle ev hizmetlerinde ücretle ve sürekli çalışanlar sosyal sigorta kapsamına dahil edilerek, sigortalı sayılmışlardır. 6.01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda ise sigortalı sayılmayanlar 6. maddede de düzenlenmiş olup, 6 ncı maddenin c bendine göre, “Ev hizmetlerinde süreksiz olarak çalışanlar ileev hizmetlerinde hizmet akdi ile sürekli çalışmasına rağmen, haftalık çalışma sürelerinin 4857 sayılı İş Kanununda belirtilen sürelerden az olması nedeniyle, aylık kazançları prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olanlar” sigortalı sayılmamış iken 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 6. maddesinin c bendi “Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)” şeklinde değiştirilmiştir. 7.Ancak, 6552 sayılı Kanun’un 55. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a "ev hizmetlerinde çalışanların sigortalılığı" başlıklı Ek 9. madde ilave edilmiş ve bu düzenleme 01.04.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Buna parelel olarak 10.09.2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun sigortalı sayılmayanları düzenleyen 6. maddesinin c bendinde yer alan “(ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)” ibaresi “(Kanunun Ek 9. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında sigortalı olanlar ile ücretle aynı kişi yanında ay içinde 10 gün ve daha fazla süreyle çalışanlar hariç)” şeklinde değiştirilmiş ve bu değişiklik de 01.04.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 8.Bu yeni düzenleme çerçevesinde ev hizmetlerinde bir veya birden fazla gerçek kişi tarafından çalıştırılan ve çalıştıkları kişi yanında ay içinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 gün ve daha fazla olan çalışanlar, Kanun'un 4.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılmaktadır. Ev hizmetlerinde bir veya birden fazla gerçek kişi tarafından çalıştırılan ve çalıştıkları kişi yanında ay içinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 günden az olanlar için ise kanunda belirtilen oranda iş kazası ve meslek hastalığı sigortası primi ödenmesi gerekmektedir.Bu düzenleme 10 günden az çalışanları uzun vadeli sigorta kolları bakımından kapsam dışı bırakmaktadır. (TBB Dergisi 2015 (120) A. Eda Manav ) 9.Diğer yandan, 5510 sayılı Kanun'unda 6552 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce verilen Hukuk Genel Kurulu'nun 05.02.2014 tarih ve 2013/10-2280 E., 2014/65 K. sayılı ilamında, ev hizmetlerinde çalışma ile ilgili davaların hukuki niteliği ve ispat şekline ilişkin ilkeler şu şekilde belirtilmiştir; "...İş mevzuatı yönünden, ev hizmetlenin, gerek mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 5 inci maddesinin 1. fıkrasında, gerekse 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında yer alan hükümler ile bu Kanunların uygulama alanı dışında bırakıldığı görülmektedir. Sosyal güvenlik mevzuatı açısından ise gerek mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu gerekse 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında sigortalı olabilmek üç temel koşula bağlanmıştır. Bu koşullar; hizmet akdi ile çalışma, işin işverene ait işyerinde yapılması ve mülga 506 sayılı Kanun’un 3. ve aynı yöndeki 5510 sayılı Kanun’un ise 6. maddesi kapsamında olmamak olarak sıralanabilir. 506 sayılı Kanun’un 3. maddesi sigortalı sayılmayanları; diğer bir ifade ile anılan Kanun kapsamına alınmayanları sıralamaktadır. Buna göre mülga 506 sayılı Kanun’un 'Sigortalı Sayılmayanlar' başlıklı 3. maddesi uyarınca: 'Aşağıda yazılı kimseler bu Kanunun uygulanmasında sigortalı sayılmazlar. D) (Değişik: 11/8/1977 - 2100/1 md.) Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)…' Yine 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 6. maddesi uyarınca; '…bu Kanun'un kısa ve uzun vadeli sigorta kolları hükümlerinin uygulanmasında; …c) (Değişik: 17/4/2008-5754/4 md.) Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)…4. ve 5. maddelere göre sigortalı sayılmaz." 10.Buna göre ev hizmetleri, mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun ilk halinde Kanun kapsamı dışında bırakılmış iken, 24.08.1977 tarih ve 16037 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 24.11.1977 tarihinde yürürlüğe giren 11.08.1977 tarih ve 2100 sayılı Kanun’un 1 inci maddesiyle yapılan değişiklik ile mülga 506 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (D) bendinde yapılan düzenleme uyarınca, ev hizmetlerinde “ücretle ve sürekli çalışanlar” anılan maddede yer alan istisnalar içinden çıkarılmış, 5510 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi ile de aynı yöndeki uygulamaya devam edilmiştir. 11.Görüldüğü üzere, anılan maddeler uyarınca,ev hizmetlerinde çalışanlar; ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç, bu Kanunların uygulanmasında sigortalı sayılamazlar. Sigortalı sayılmak için, ücret ve sürekli çalışma birlikte arandığından, her iki koşulun da gerçekleşmiş olması gerekir. Hizmet karşılığı ücret alınmıyorsa veya ücret alınmakla birlikte çalışmada süreklilik yoksa bu tür çalışmayı sigortalı çalışma saymak mümkün değildir. Buna göre, diğer koşulları gerçekleştirmiş olanlar eğer anılan maddelerin kapsamına giriyorlarsa, sigortalı sayılamayacak ve 506 veya 5510 sayılı Kanun'larda düzenlenen haklardan yararlanamayacaklardır. 12.Belirtilmelidir ki, mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 5/1. maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4/1. maddeleri uyarınca, İş Kanunları hükümleri ev hizmetlerine ve ev hizmetleri çalışanlarına uygulanamayacak, bu işler ve bu işleri yapan kişiler Borçlar Kanunu’nun hizmet akdini düzenleyen hükümlerine tabi olacaklardır. 13.Evde yapılan işle, ev hizmetleri arasında bazı farklılıkların da tanımlanması gerekir. Ev hizmeti evde yapılmakla birlikte, herhangi bir iş olmayıp doğrudan yaşanan mekâna yönelik bir iştir. Yaşanan konutla doğrudan bağlantı içerisindedir. Doğrudan eve ve ev yaşamına yöneliktir. Dolaylı olarak ev yaşamına katkıda bulunan, onu kolaylaştıran hizmetlerdir. Ev hizmetinin doğrudan eve veya ev yaşamına yönelik olması gerekir. Ev hizmeti evden soyutlanamaz. ... Bir işin ev hizmeti sayılabilmesi için yapılan işin evde gündelik yaşamın gerektirdiği faaliyetler kapsamında ev yaşamının gündelik, olağan gereksinmelerini karşılayan işlerdir... Öğretide ev hizmetleri, evde gündelik yaşamın gerektirdiği; temizlik, yemek, çamaşır, ütü, çocuk bakımı, mürebbiyelik gibi işler olarak kabul görmektedir. Ev hizmetleri çalışanları ise uşak, kahya, hizmetçi, temizlikçi, aşçı, çocuk bakıcısı, bahçıvan, şoför, bekçi, hayvan bakıcısı vb. evin gündelik işleyişine ilişkin faaliyetleri yürüten kişiler olarak kabul görmektedir. 14.Yukarıda ayrıntıları açıklandığı üzere, “ev hizmetleri” 506 sayılı Kanun ile tamamen sigortalılık dışında tutulmuş iken 2100 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle ev hizmetlerinde sadece “ücretle ve sürekli olarak çalışanlar” sigortalı sayıldıklarından, bu kişilerin sigortalı olarak kabul edilebilmesi için önemli olan, ev hizmetinde geçen çalışmanın ücretle yapılması ve sürekli olmasıdır. 15.Sürekli çalışma kavramı yönünden uygulamada, haftanın çoğu ev işlerinde geçirilmiş ve çalışma bir süre devam etmişse, bu çalışma sigortalı çalışma olarak değerlendirilmekte, süreklilik için çalışmanın belli bir yoğunluğa ulaşması aranmaktadır. 16.Mülga 506 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun uyarınca “iş” tanımı açık olup, burada “iş” ev hizmetidir. Bu nedenle ölçü, işin niteliği değil ev işinde çalışanın, bu işte ne kadar süre çalıştığıdır. Ev işlerinde çalışma devamlı ise sürekli sayılacak, devamlılık yoksa, iş belirsiz aralıklarla geçici olarak ya da çağrı üzerine yapılıyorsa süreksiz sayılacaktır. 17.Somut olayda, davacının talep ettiği 01.09.1995 - 16.01.2013 tarihleri arasındaki dönemde, davalı işverene ait tescilsiz işyerinden herhangi bir sigortalı bildirimi yapılmamıştır. Uyulan bozma ilamında, bu döneme ilişkin olarak davacının çalışmasının varlığı, niteliği ve süresinin araştırılması gerektiği açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, Mahkemece 5510 sayılı Kanun’un Ek 19. maddesi kapsamında şartlar tartışılarak davanın reddine karar verilmiştir. Oysa Ek 19. madde 01.04.2015 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, somut uyuşmazlık bakımından uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler doğrultusunda Mahkemece, davacının davalıya ait evdeki çalışma süresi, çocukların bakımı dışında hangi ev hizmetlerini yaptığı, evde yatılı kalıp kalmadığı hususları ayrıntılı şekilde tanık beyanlarıyla değerlendirilip, varsa beyanlar arasındaki çelişkiler giderilerek, ev hizmetlerinde geçen çalışma süreleri tereddüde mahal bırakmayacak şekilde belirlenmeli ve buna göre karar verilmelidir. 18. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 08.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.