Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7071 E. 2024/11851 K. – Hizmet Tespiti
Konu: Hizmet Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/7071
- Karar No
- 2024/11851
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3124 E., 2023/2059 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ereğli (Konya) 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2020/260 E., 2023/362 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalıya ait kiraz fabrikasında işçi olarak 20.05.2005-06.04.2016 tarihleri arasında aralıksız olarak çalıştığını, ancak 1 yıl çalıştıktan sonra sigortasının düzenli olarak yatırılmaya başlandığını, davacının işten çıkmadan aralıksız çalışmasına rağmen sigorta primlerinin eksik ödendiğini, bilgisi dışında giriş ve çıkış yapıldığını, davacının zarara uğratıldığını belirterek çalıştığı süre içinde SGK'ya bildirilmeyen aylar ve sürelerin sigortalılık süresinin tespitini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, ayrıca davacının SGK kayıtlarının incelenmesinde tespitini talep ettiği yıllarda başkaca iş yerlerinde çalıştığının sabit olduğunu, bu nedenle davanın reddini talep ve beyan etmiştir. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesi ile müvekkili Kurumun işlemlerinin hukuka ve usule uygun olduğunu, davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddi gerektiğini, müvekkili Kurum tarafından davacı hakkında tesis edilen tüm işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının davasının kabul edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; "1-Davacının 31.12.2011 tarihinden önceki döneme ilişkin davasının hak düşürücü süre yönünden reddine, 2-Davacının 01.01.2012 tarihinden sonraki döneme ilişkin davasının ispatlanamadığından reddine," karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 20.05.2005-06.04.2016 tarihleri arasında aralıksız olarak çalıştığı, işe girdikten 1 yıl sonra sigortasının düzenli yatırılmaya başlandığı, bu geçen süre içerisinde sigorta primlerinin eksik ödendiği, sürekli bilgisi dışında girişler ve çıkışlar yapıldığı, Mahkemece verilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olduğu, eksik inceleme ile karar verildiği gerekçeleriyle, Mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...her ne kadar davacı tarafça 20.05.2005-06.04.2016 tarihleri arasında davalı iş yeri nezdinde kesintisiz çalıştığının tespiti talebiyle eldeki dava açılmış ise de davacının davalıya ait 1028410.042 sicil numaralı iş yerinde 19.04.2006-30.04.2006, 06.09.2007-28.09.2008, 01.09.2010-31.10.2010, 09.07.2012-31.12.2012, 23.09.2013-31.03.2014, 07.06.2014-27.04.2016 tarihleri arasında hizmet bildirimlerinin yapıldığı, 09.09.2009-27.01.2010 tarihleri arasında dava dışı ... sicil numaralı ... Bisküvi ve Gıda San. A.Ş. unvanlı iş yerinden hizmetinin bildirildiği, 24.09.2011-30.03.2012 tarihleri arasında dava dışı 1058397.042 sicil numaralı ... Gıda San A.Ş. unvanlı iş yerinden, 06.08.2013-20.09.2013 tarihleri arasında ... sicil numaralı ... Konservecilik İth. İhr. San. ve Tic. unvanlı iş yerinden hizmetlerinin bildirildiği, talebe konu 20.05.2005-31.12.2011 dönemi yönünden, davalı iş yerinden davacı adına düzenlenmiş bir işe giriş bildirgesi ya da hesabına yapılmış prim ödemesi bulunmadığı, hak düşürücü süreyi bertaraf eden belgelerin bulunmadığının Mahkemece tespit edildiği, davacı tarafça da, iddianın ispatına yönelik olarak yönetmelikte belirtilen belgelerden herhangi birinin sunulamadığı, çalışmaların geçtiği 2011 yılının sonundan başlayarak 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde davanın açılmadığı, talebe konu 01.01.2012-06.04.2016 tarihleri arasındaki dönem yönünden ise toplanan deliller ve dinlenen tanık beyanlarına göre davacının davalı iş yerindeki bakiye çalışma sürelerine ilişkin iddiasının sübut bulmadığı, sonuç olarak Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından..." gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili özetle; istinaf aşamasında ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri, 506 sayılı Kanun'un 79. maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesi. 3. Değerlendirme 1.Dosya kapsamı incelendiğinde, tespiti istenen 20.05.2005-06.04.2016 tarihleri arasında, davacının davalıya ait ... sicil numaralı iş yerinde 19.04.2006-30.04.2006, 06.09.2007-28.09.2008, 01.09.2010-31.10.2010, 09.07.2012-31.12.2012, 23.09.2013-31.03.2014, 07.06.2014-27.04.2016 tarihleri arasında kesintili hizmet bildirimlerinin yapıldığı, yine 09.09.2009-27.01.2010, 24.09.2011-30.03.2012, 06.08.2013- 20.09.2013 tarihleri arasında dava dışı iş yerlerinden bildiriminin yapıldığı ve bu dava dışı işyerlerinin davalı iş yeri ile organik bağının bulunmadığı anlaşılmıştır. 2.İlk Derece Mahkemesince, 31.12.2011 tarihine kadar olan dönem yönünden hak düşürücü süre yönünden, bu tarih sonrası dönem yönünden ise sübut bulmadığından davanın reddine karar verildiği anlaşılmış ise de söz konusu hükmün eksik araştırma ve incelemeye dayalı olduğu anlaşılmıştır. 3. Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi hükmüne göre Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanun'un kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu, başlangıç alınmalıdır. İşin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalıdır. Öte yandan, bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. 4. Belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, hak düşürücü süreye konu 31.12.2011 tarihi öncesi yönünden 20.05.2005-18.04.2006 tarihleri ile 28.01.2010-30.08.2010 tarihleri arasına ilişkin karar yerinde olmakla birlikte, 19.04.2006-08.09.2009 ve 01.09.2010-23.09.2011 tarihleri arası yönünden yanılgılı değerlendirme söz konusudur. 5. Zira19.04.2006 tarihinde bildirimin bulunması ve kesintisiz çalışmanın iddia edilmesi nedeniyle bu tarihten ilk kesintinin olduğu 08.09.2009 tarihine kadar ki döneme kadar hak düşürücü sürenin geçmediği belirgindir. Yine 01.09.2010 tarihinde davalı iş yerinden bildiriminin başlaması ve kesintisiz çalışma iddiası ile bir sonraki kesintinin 24.09.2011 tarihi olması karşısında 01.09.2010 tarihinden 24.09.2011 tarihine kadarki dönem yönünden hak düşürücü süre geçmemiştir. 6.Mahkemenin 01.01.2012 tarihi ve sonrasına yönelik davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine ilişkin kararına gelince, söz konusu dönem yönünden, davacının kiraz sezonunda yapılan bildirimler kadar çalıştığına dair her ne kadar bir kısım tanık beyanları dikkate alınarak karar verilmiş ise de eksik araştırmaya dayalı olarak karar verildiği anlaşılmıştır. 7.O halde gerek hak düşürücü süreye uğramayan dönem ve gerekse de 01.01.2012 tarihi ve sonrası dönem yönünden, yukarıda belirtilen re'sen araştırma gereğince, davacının çalışmasını bilebilecek departmanda çalışan daha çok tanığın beyanlarına başvurulmalı, ihtilaflı dönem yönünden karşılaştırma yapılmak suretiyle davacının eksik bildirildiğini iddia ettiği sürelerde çalışması olan tanıkların seçilmesine özen gösterilmeli, bu nedenle daha önce dinlenmiş ve dinlenecek tüm tanıkların hizmet döküm cetvelleri ikmal edilerek karşılaştırma yapılmalı, diğer taraftan davalı işverene karşı daha önce açılmış hizmet tespiti içerikli dava dosyaları ikmal edilmeye çalışılarak o dosyalardaki deliller irdelenmeli, ilgili dava dosyalarında hizmet süreleri kabul edilen ilgili davacıların da bordrolu olduğu gözetilerek gerektiğinde beyanlarına başvurulmalı, davalı iş yerinin üretim faaliyeti dikkate alınarak mevsimlik dönem netleştirilmeli, davacının mevsimlik dönem dışında bildirimlerinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek gerektiğinde bu durum hakkında araştırma yapılmalı, iş yerinin üretim kapasitesi araştırılmalı ve ilgili dönem yönünden yapılan bildirimlerin üretim ile orantılı olup olmadığı araştırmak suretiyle bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir 8.Diğer taraftan yapılan araştırma sonucunda, kısmi ya da çağrı usulü çalışmanın varlığına kanaat getirilmesi durumunda, bu çalışmalarda çağrılmayan günlerinde olabileceği ve hizmet akdinin askıda olacağı gözetilerek, ilgili dönem için hak düşürücü süre yönünden bu kapsamda değerlendirme yapılmalıdır Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3.Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.