Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/6970 E. 2024/9679 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6970
- Karar No
- 2024/9679
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2232 E., 2024/373 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/51 E., 2022/391 K.
Taraflar arasındaki asıl davada ölüm aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile birleşen davada yersiz ödemelerin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle asıl davanın reddine birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın asıl davanın davacısı / birleşen davanın davalısı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl davanın davacısı / birleşen davanın davalısı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Balıkesir 1. Aile Mahkemesinin 18.09.2020 tarihli ve 2020/313 Esas, 2020/357 Karar sayılı ilamı ile evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeni ile eşinden boşandığı, davacının eşinden boşanması üzerine 01.10.2020 tarihinden itibaren Sosyal Güvenlik Kurumundan ... babası ...'ndan dolayı yetim maaşı aldığı, ancak 15.12.2021 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığının tespit edildiği gerekçesiyle kendisine hiçbir ihtar yapılmadan ve de savunması alınmadan yetim maaşı ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 23.12.2021 tarihli E-53466319-205.03.99-37410673 sayılı aylık iptali kararı ile 07.01.2022 tarihinden itibaren kesildiği, geriye dönük olarak ödenen yetim maaşları da davalı Kurum tarafından davacıdan geri alınmak üzere işlem başlatıldığı, boşanma sonrası ... Mahallesinde annesinin evine taşındığı ve halen annesiyle birlikte yaşamaya devam ettiği, birlikte yaşama iddiasının gerçeği yansıtmadığı iddiasıyla davacının hak ettiği yetim aylığının kendisine tekrardan bağlanması için davalı Kurum tarafından verilmiş olan aylık iptal kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2.Birleşen davada Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; Kurumdan aylık almakta olan davalının aylıklarının boşandığı eşiyle aynı hanede yaşadığının tespit edilmesi üzerine iptal edildiği, davalıya ödenen aylıklar toplamı 30.164,56 TL yersiz ödendiği bu nedenle iade etmesi gerektiği iddiasıyla yersiz olarak ödenen aylıklar toplamı 30.164,56 TL'nin ödeme tarihlerinden başlayarak tahsil tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Asıl davanın davalısı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; ... tahsis numarası ile yaşlılık aylığı almakta iken vefat eden ... T.C. kimlik numaralı ...'nun hak sahibi ... T.C. kimlik numaralı kızı davacı ...'nun 25.09.2020 tarihli tahsis talep dilekçesi ile ölüm aylığı talebinde bulunduğu, ... tahsis numarası ile 01.10.2020 tarihinden geçerli olmak üzere ölüm aylığı bağlandığı, Sosyal Güvenlik Denetmen Yardımcısı ... tarafından düzenlenen 15.12.2021 tarih ve 2021/420729/111 sayılı denetmen raporu ile ... T.C. kimlik numaralı ...'nun boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığı tespit edildiğinden, aylığı başlangıç tarihi itibariyle kesilmiş olup 01.10.2020 - 23.12.2021 tarihleri arası yersiz ödemelerin davacı adına borç kaydedildiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından; her ne kadar davacı boşandığı eşi ile birlikte yaşamadığını iddia etmekte ise de tüm dosya kapsamından bu iddianın yerine olmadığı, şöyle ki davacının muvazaalı olarak boşandığı ve boşanmasına rağmen eşiyle ... Mah. ... Sok. No: ... / Balıkesir adresinde beraber yaşamaya devam ettiği, dinlenen kamu tanığı ...'ın beyanı, taraflara ait İl Sağlık Müdürlüğünden gönderilen yazı cevabına göre davacının boşandığı eşi ...'in Özel ... Hastanesine 08.03.2021 ile 16.02.2021 tarihlerinde muayene sırasında bildirdiği adresin boşanma öncesi tarafların birlikte yaşadığı adres olan ... Mah... Eden adresi olduğu anlaşılmış olup, yine ...'e ait ... Devlet Hastanesinde gördüğü 04.02.2021 tarihli tedavi kayıtlarında adresin bu adres olduğu, ... ...'in dava tarihinden sonra 11.02.2022 tarihinde yeni adres bildirdiği bu tarihe kadar anılan adresin taraflara ait müşterek konut adresi olduğu anlaşılmakla denetmen raporunun aksinin ispatlanamadığı kanaatine varıldığı, davacı tarafça her ne kadar davacı tarafından satın alınan eve geçileceği gerekçesiyle davacının müşterek konut adresinde kalmaya devam ettiği beyan edilmiş ise de gelen tapu müdürlüğü yazı cevabından taşınmazın satış suretiyle tescilinin 28.02.2022 tarihinde yapıldığı, davacı adına taşınmaz edinilmesinin tarafların ayrı yaşadıkları ispata tek başına elverişli olmadığı kanaatine varıldığı, tüm dosya kapsamı ve Kurum Denetmeni ... tarafından düzenlenen 16.04.2021 tarih ve 605 sayılı rapor kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde, sonuç olarak davalı Kurumun, ölüm aylığının kesilmesine ilişkin işleminin yasaya uygun olduğu gerekçesiyle Mahkememiz asıl dava 2022/51 Esas sayılı dosya yönünden; davanın reddine, birleşen Mahkememiz 2022/189 Esas sayılı dosya yönünden davanın kabulü ile 30.164,56 TL yersiz ödemeye ilişkin Kurum alacağının ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı Kuruma verilmesine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davanın davacısı / birleşen davanın davalısı vekili istinaf yoluna başvurmuş ve Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kurum denetmenince düzenlenen 15.12.2021 tarih ve 2021/420729/111 sayılı araştırma raporunun içeriği ile yapılan tespitler ve tutulan tutanaklar; davacı ... ile boşandığı eşinin 11.02.2022 tarihine kadar aynı adreste kayıtlı bulunmaları ve 29.11.2010 tarihinden itibarende aynı aile hekimliğinde kayıtlı olmaları, dinlenen tanıklardan ...'ın; davacı ...'nun evli olduğunu ve Kurum denetmenleri tarafından söyleninceye kadar boşandığını bilmediğini beyan etmesi, aksi sabit oluncaya kadar geçerli bulunan Kurum denetmen raporunun içeriği ve yapılan tespitler ile bunların aksinin somut, yeterli ve inandırıcı deliller ile kanıtlanamaması hep birlikte değerlendirildiğinde; asıl davanın davacısı birleşen davanın davalısı ... ile boşandığı eşinin, boşandıkları halde fiilen birlikte yaşamaya devam ettikleri anlaşıldığından ve dolayısıyla asıl davanın reddine, Kurumun açtığı birleşen davanın ise kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl davanın davacısı / birleşen davanın davalısı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tanıklarının beyanları ile iddianın ispatlandığı, denetmen raporunun gerçeği yansıtmadığı, Kurum ve hastane bilgilerinin boşanma öncesi durumuna ait olduğu, davanın kabulü gerektiği iddiasıyla temyiz talebinde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı gerekçesiyle ölüm aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile birleşen davada yersiz ödemelerin tahsiline ilişkindir. 1.Davanın, yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Kanun'un 2. fıkrasında eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkların kesileceği ve bu kişilere ödenmiş olan tutarların, 96. madde hükümlerine göre geri alınacağı düzenlenmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesinin 28.04.2011 tarihli ve 2009/86 Esas, 2011/70 Karar sayılı kararı ile 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin anılan 2. fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle yapılan itiraz isteminin reddine karar verilmiştir. 2.5510 sayılı Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir / aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir / aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun / durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan / olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir / aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan / yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır. 3.Anılan 56. maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma / irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki boşanma tarihi itibarıyla gerçek / samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin / aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. 4.Gelirin / aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56. maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir. 5.Sonuç olarak 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20., 5510 sayılı Kanun'un 59., 100., 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28., 45., 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3., 45 – 53., 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32., 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6., 24 – 33., 189., 190., 191., 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6., 19., 20., maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili nüfus müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili nüfus müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi / özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü / Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle / köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. 6.Somut olayda; 18.08.2020 tarihinde boşanan davacıya, 20.12.1999 tarihinde ölen babası nedeniyle ölüm aylığı bağlandığı ancak 15.12.2021 tarihi Kurum denetmen raporu ile davacının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının tespit edildiğinin belirtilmesi üzerine aylığının kesildiği ve ödenen aylıkların da borç tahakkuk ettirilerek davacıdan istendiği, davacının Kurum başvurusunun reddedildiği anlaşılmaktadır. Davacı asıl davada ölüm aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile aylığın kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine, Kurum ise birleşen davada yersiz aylıkların tahsiline karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. 7.Mahkemece, öncelikle Kurumun denetim yapmasına neden olan ihbarı yapan kişi araştırılmalı ve tanık olarak dinlenmelidir. Davacı ile eski eşin Adrese Dayalı Kayıt Sistemindeki adresleri ayrı ayrı getirtilerek beyan edilen adresler ile beyan tarihleri belirlenmelidir. Ayrıca Seçsis kayıtları getirtilerek davacı ile eski eşinin hangi sandıklarda oy kullandıkları tespit edilmelidir. MEDULA kayıtları getirtilerek aynı hastanede tedavi görüp görmedikleri araştırılmalı, denetim raporunda beyanına başvurulduğu belirtilen ... ve ... adlı komşuların kim olduğu belirlenerek tanık olarak beyanlarına başvurulmalıdır. Dolayısıyla davacı ile boşandığı eşinin anılan adreste birlikte yaşayıp yaşamadıkları, söz konusu adreste yaşamıyorlarsa Nüfus kayıt sistemine beyanda bulundukları adres dışında hangi adreslerde yaşadıkları, tüm bu adreslerdeki komşular, apartman görevlileri, muhtar ve azalar gibi kişiler dinlenerek tespit edilmeli, birlikte yaşama olgusu yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında da araştırılarak elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir. 8.Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.