Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/6872 E. 2024/9312 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6872
- Karar No
- 2024/9312
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/80 E., 2024/775 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 16. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/8 E., 2021/366 K. Taraflar arasındaki ölüm aylığının kesilmesine ve yersiz aylıkların tahsiline ilişkin Kurum işleminin iptali davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 2010 yılında eşinden boşandığı, kendisine Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 56 ncı maddesi gereği babasının ölümü ile kendisine maaş bağlandığı, daha sonra SGK'nın 2019 tarih 18472706 sayılı yazısı ile 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin gereği maaşının kesildiği ve 109.802,81 TL borç tahakkuk ettirildiği, davacının eski eşi ile birlikte olduğu iddiası ile maaşının kesildiği, davacının eşinden 04.06.2010 yılında boşandığı, boşanma tarihinden itibaren davacının eşi ile birlikte karı koca hayatının olmadığı, davacının ... Mah. ... Sok No:3/A ... adresinde ikamet ettiği, davacının sürekli tedavi görmesi gereken, dikkat eksikliği ve hiper aktivite bozukluğu hastalığı olan müşterek çocuklarının olduğu, bu nedenle zaman zaman görüşmelerinin söz konusu olduğu, ancak birlikte yaşamalarının söz konusu olmadığı iddiasıyla ölüm aylığının kesilmesine ve yersiz aylıkların tahsiline ilişkin Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının boşandığı eşi ... ile fiilen beraber yaşayıp yaşamadığının tespiti ile ilgili olarak Kurum Sosyal Güvenlik Denetmeni ... tarafından yapılan inceleme sonucunda, 29.07.2019 tarih, 2019/43 sayılı rapor düzenlendiği, söz konusu rapora göre alınan ifadelerden ve yapılan çevre araştırmasından davacının ...'dan 22.06.2010 tarihinde boşanmasına rağmen muhtelif adreslerde boşanmış olmalarına rağmen birlikte yaşadıklarının tespit edildiği, davacının 22.06.2010 tarihindeki boşanmasının muvazaalı olduğu ve Medeni Kanun hükümlerine göre ayrı ancak fiili olarak beraber yaşadıkları, davacının vefat eden babası ... sigortalı ... 'dan dolayı ... tahsis numarası ile almakta olduğu yetim aylığının kesilmesine ve kendisine 01.07.2010 - 22.08.2017 tarihleri arasında ödenen aylıkların geri alınması gerektiği, Kurumca yapılan işlemlerin Yasa ve Yönetmelik hükümlerine aykırı bir yön bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından; dosya arasına giren belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde dava niteliği gereği davacının babası dolayısıyla Kurumdan almış olduğu maaşın kesilmesine ve borç tahakkuk ettirilmesine yönelik işlemlerin iptali talebine ilişkin olduğu, dosya kapsamına giren bilgi ve belgelerden davacı 14312487640 T.C. kimlik numaralı ...'ın eşi olan ...'dan İzmir 2. Aile Mahkemesinin 2020/369 Esas, 2010/518 Karar sayılı kararıyla 04.06.2010 tarihinde boşandıkları bahse konu kararın 22.06.2010 tarihinde kesinleşmiş olduğu, davacı tarafından ...'na yapılan başvuru neticesinde ... babası ... ...'dan dolayı kendisine aylık bağlanmasına yönelik tahsis talebinde bulunduğu, bunun üzerine ... tarafından davacıya ... sigorta sicil ve ... T.C. kimlik numaralı babası ... ...'dan dolayı ... tahsis numarası ile ölüm aylığı bağlandığı, ölüm aylığının bağlanmasına müteakiben davacıya kurum tarafından maaş ödemeleri yapıldığı ancak Kurum denetmenleri tarafından yapılan tahkikat neticesinde düzenlenilen 29.07.2019 tarih 2019/DÖ/43 sayılı rapor neticesinde davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığının tespit edilmesi üzerine bağlanılan ölüm aylığının 01.07.2010 - 17.09.2017 süresi için iptal edildiği ve davacının iş bu davayı açmış olduğu, davacının bildirmiş olduğu tanıklar dinlenilmiş olup, tanıklardan ...'ın davacının kayın pederi olduğu her ne kadar tanık beyanında oğlu ve eski gelininin boşandıktan sonra bir arada yaşamadıklarını beyan ettiği ancak tanığın, davacının akrabası olması nedeniyle beyanına itibar edilip denetmen raporu karşısında üstünlük tanınamayacağı diğer davacı tanığı ...'un ise beyanından sabit olduğu üzere davacının boşandığı eşi ile müşterek çocukları olduğu anlaşılan ...'ı çocuğuyla arkadaş oldukları için tanıdığını, kendisiyle 05.05.2018 tarihinde kira sözleşmesi yaptığını ...'ı annesi ve küçük kardeşinin bu adreste oturduğunu ...'in annesinin dul olduğunu bildiğini beyan etmesine karşın tanığın 05.05.2018 tarihinde yaptıklarını beyan ettiği kira sözleşmesinin önceki tarihlerine ilişkin herhangi bir bilgisinin mevcut olmadığı ayrıca beyanından tanığın bu kişinin evine gidip gelen sürekli bu evin içini bilen bir kişi olmadığı aynı zamanda kendi beyanından da sabit olduğu üzere sürekli evde bulunmadığı için davacının ikametinde kimlerin kaldığıyla ilgili kesin bilgi sahibi olamayacağı 09.07.2021 tarihli duruşmada ifadesi tespit edilen tutanak tanığı ...'ün ise beyanından sabit olduğu üzere mahalle muhtarlığı yaptığı ve davacının eşinden formalite icabı ayrıldığını sonrasında öğrendiğini beyan ettiği hatta 1-2 sene daha mahalle muhtarlığı olarak davacıya yardım yapmaya devam ettiklerini, ... ve eşinin 2663 Sok 12 numaralı evde beraber ikamet ettiğini, sonrasında davacının başka bir mahalleye taşındığını davacı ve boşandığı eşinin ayrı oldukları dönemde davacının eşinden başka bir çocuğunun daha dünyaya geldiğini bildiğini beyan ettiği, dosya kapsamına giren tarafların adres bilgilerini içerir kayıtlardan sabit olduğu üzere ...'ın 2012/2. ay ile 2013/11. ay arasındaki adresinin Saygı Mah. ... Cad. No:... İç Kapı No:1 .../İzmir adresi olduğu sonrasında 2013 yılının 11. ayında ... Mahallesine taşındığı ve adres olarak o mahallede mevcut bir adresi bildirdiği, 06.03.2015 tarihinde ise eski adresi olan Saygı Mah. ... Cad. No:... İç Kapı No:1 .../İzmir adresini tekrar bildirdiği ve halen kayıtlara göre ikametinin bu adres olduğu, davacının ise 11.09.2017 ila 25.09.2018 tarihleri arasında biraz önce yukarıda da bahsi geçen davacının eski eşinin adresini ikamet adresi olarak bildirmiş olduğu aynı zamanda 25.01.2007 ila 22.08.2017 tarihleri arasında yine aynı mahallede bulunan başka bir adreste ikamet ettiği, davacı ve eski eşinin boşandığı tarihten sonra oy kullandıkları adresler göz önünde bulundurulduğunda boşandıkları tarih olan 04.06.2010 tarihinden sonra yapılan 12.09.2010 tarihli Halk oylaması seçiminde gerek davacının gerekse de boşandığı eski eşi ...'ın 2663 Sok. No:12/1 ... Mah. Konak/İzmir adresindeki ikamette kayıtlı oldukları ve aynı sandık alanı ve aynı sandık numarasında oy kullandıkları 12.06.2011 tarihinde yapılan 24. dönem Millet Vekilliği Genel Seçiminde yine gerek davacının gerekse eski eşinin aynı adres bilgisi içerisinde aynı sandık alanı ve aynı sandıkta oy kullandıkları, aynı zamanda davacının 2018 yılında yapılan seçimde davacının eski eşinin 2015-2017 ve 2018 ila 2019 yıllarında yapılan seçimlerde adres bilgisi olarak bildirdiği ... Cad. No:.../1 Saygı Mah. .../İzmir adresini seçmen adres bilgisi olarak gösterdiği ve bu adreste 2018 yılında oy kullandığı aynı zamanda davacının 2014-2015-2017 yıllarında yapılan seçimlerde de eski eşinin 2012 ila 2013 ve 11.11.2013 ile 20.02.2015 tarihleri arasında adres olarak bildirmiş olduğu adreste oy kullandığının sabit olduğu, nüfus kayıtlarının incelenmesinde davacı ve boşandığı eşi ...'In boşandıkları tarih olan 22.06.2010 tarihinden sonra 05.05.2011 yılında ... isimli çocuklarının dünyaya geldiği ve müşterek çocuğun davacının eski eşinin hanesinde kayıtlı olduğu gerek tüm bu kurum kayıtları gerekse de ... Denetmenleri tarafından düzenlenilen tutanak içeriği ve aynı zamanda mahalle muhtarı sıfatına haiz tutanak tanığı ...'ün beyanları bir arada değerlendirildiğinde davacının boşandığı tarihten sonra eski eşiyle fiilen birlikte yaşamaya devam ettiği bu haliyle davalı ... Kurumunun davacı hakkında yapmış olduğu işlemin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının eşinden 04.06.2010 tarihinde ayrıldığı, ayrıldıktan sonra fiilen birlikte yaşamadığının tanık beyanları ile ispatlandığı iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kurum denetmeni tarafından yapılan fiili birlikteliğe ilişkin tespitler somut verilere dayalı olduğundan ve davacı tarafından bu olgunun aksi inandırıcı şekilde ispatlanamadığından davanın reddine ilişkin kararın yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı iddiasıyla ölüm aylığının kesilmesine ve yersiz aylıkların tahsiline ilişkin Kurum işleminin iptali davasıdır. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesi ilgili hükümlerdir. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.